14 Ekim 2011 Cuma

"ruhumu ceker medcezir, geri vermezse işime gelir"

Yıllardır savaş verdiğim bazı karakteristik özellikler var ki, bırakın 100 adet blog yazısını haklarında kitap bile yazarım.

İnsan sahip oldukça korkmaya başlıyor. Korktukça tereddütler ortaya çıkıyor...tereddüt dediğin de kararsızlığın temeline dinamiti koyduğundan, emin adımlar atmak pek de öyle kolay olmuyor.

Tabi bu hadise zamanla, yaşanılanlar ve kişilikle çok etkilenen bir konu.

Öncelikle kararsızlık bulaşık bir hal, bunu ara sıra bazı bazı “kararsız oldum ben” satırlarımdan anlayabilirsiniz.

Herkes kendi hayatı için 40 kere düşünmekte özgür. Ama söz konusu ortak yaşamsa, ya da o karar sizi de bir şekilde etkiliyorsa, ben bu işe isyan ediyorum arkadaş.

Ben bir mağazaya girip, 2 dakikada alışveriş yapan bir bünyeyken, 10 alternatifi ikişer kere deneyip hala da karar verememek beni tüketiyor. İnsan her kararını, kırmızı mı mavi kablo mu ciddiyetinde yaşamamalı bence. Evet alternatifler çeşitli ama sonsuz değil. Hepsinin de bir artısı bir de eksisi vardır inanın bana. Bu nedenle en kötü karar, kararsızlıktan iyidir’cilerin tarafındayım ben de.

Çünkü bolca gözlemlediğim üzere, kararsızların karar verme evresinde tüm kararlara bir dönem daha yakın olduğunu gördüm. Tamam herkes için hayat siyah beyaz değil kabul de, hep gri hep gri de yaşanmaz ki be sayın okur.

Sonuçta hepimizin ayrı ayrı cinslikleri var, niye bu kadar asabiyet yapıyorsun ki diyebilirsiniz. Ben de bu noktada, kendini bilmezliktir beni deli eden diyebilirim. Yani kararsızlığı bu kadar alenen belli olan ve hatta dalga konusu olan kişilerin “ben kararsız değilim ki” demesine ağzımla gülmediğimi bilmenizi isterim.

“ya işte ben böyle kararsızım maalesef” de ciğerimi ye, ama aksi takdirde benim gözümde çifte kavrulmuş komedi oluyor bu. Tabi bir de kararsız olduğunu bilmesine rağmen aldığı bir karardan eminmiş gibi, “bu sefer kesinciler” var ki, onların da hastasıyım. Bu kararsız kardeşlerimiz, en azından kendilerini bildiklerinden aldıkları bir karardan emin olmadan yeşil sahalara ayak basmalasar keşke. Çünkü aksi durumda gerçekten kendilerini rezil ediyorlar. Anlayacağınız içe sinmeyen kararın, dile de düşmemesi taraftarıyım ben.

Gerçi dönekliğin milli spor olduğu bir ülkede, kararsız olmak mı ayıplanacak diye kendi umudumu tüketip, her türlü yasağa alışmışken kamu alanında kararsızlık da yasaklanır mı acaba diyerek konuyu geyiğe ve finale bağlıyorum.

ps. başlık şarkısı Keyifli Bir Gün
ps. yazar blog resmi ile yazıda konu olan kişilikler ile terazi burçları arasındaki ilişkiyi işaret etmektedir...

3 yorum:

kusburnu dedi ki...

bi gidemedi adam ya bi gidemedi.. ya sabır.. saf gibi de sevindim.. püfff..

Fery... dedi ki...

heeee anladığım kadarıyla iş hayatında biri gidip gidip geliyor ???

malumafatrus dedi ki...

aslında istiyorum ki, ben gideyim buralar içindekilerle beraber hep arkamda kalsın...