30 Ekim 2011 Pazar

"mutlu gibi, umutlu gibi, bir düşte gibi... "


Genelde giyim kuşam konularında aynı markaları tercih etsem de marka bağımlısı olmadığımı düşünüyorum. Bu yüzden de marka bağımlılarının haliyet-i ruhlarını pek anlayamıyorum.
Birçok marka güzide yurdumuzda herkes tarafından tercih edilmesi nedeniyle popülerlik kazanmakta. Ve kazanılan bu popülerite ara sıra bazı bazı markaların konumlandırmasına da ters düşmekte.

Tabi bizde popülerleşme denilen şey, pazarların bir numaralı taklit markası olmayı da şart koşuyor. Bu nedenle orjinal veya taklit olması farketmeksizin o markanın ürünlerini giyen kişileri moda kurbanı olarak görüyorum ben. Bu klasmanda birinci sıraya Burberry'yi de hiç düşünmeden koyabilirim herhalde. Kışın gelmesi ile atkısını takan birçok kişiyi de görmeye başlayacağım bu güzide markanın aslında  "kör gözüne sokalım" tarzında bir logo anlayışları yok. Ama şu gerçeği de kabul etmekte fayda var, markanın temel modeli de bir nevi sofra örtüsü. 
Ve sırf marka diye o örtüden oluşan gömlek veya t-shirt giyen insanlara bir şey demem de, minicik çocuklara o kıyafetlerle yapılan eziyete isyan eder, ben bu oyunu bozarım çığlığı atarım. Aslında, bu markaların belli başlı 10 ürünü dışında markayı göze sokmadığını biliyorum ama o deseni içeren ürünlere o kadar para veren herkesin tercihlerini içimden sorgulamaya da devam ediyorum.
Bunun benzeri bir şeyi de Louis Vitton çantalar için düşünürüm. Bu kadar taklidi olan bir modelin orjinalini kullanma hevesine de tercihdir diyerek bakar geçerim. 
Ali Saydam ruhu kaçmış yazımda, marka stratejisinde son 3-4 yılda değişikliğe giden Nine west'e de iki çift laf etmeden geçemiyeceğim. Birçok hemcinsim, nine west'in özellikle klasik ayakkabı konusunda rakiplerinden çok daha uygun fiyatlara satış yaptığında sanırım hemfikirdir. Kendileriİndirim dönemlerinde aradaki farkı açmakla birlikte sezonda da diğer uçuk rakamlardan kısmen daha aza satış yapıyorlar.
Peki bu farkı nasıl cover ediyorlar. Çünkü kendileri çin malı ürün satıyor. Bu da aldığınız ayakkabıların kısa vadede tamire veya değişime gitmesi olarak size geri dönüyor. Ben şahane ayak yapımdan ötürü nine west'ten birçok ayakkabı alsam da, bu sene artık kendime yasak koydum. Hiçbir mağazasına girmeyeyim ki, bu sayede bozuk ayakkabılarını da almayayım diye düşünüyorum. Çünkü bu iş artık tamamen ucuz etin yahnisi durumuna dönüştü ki, ucuz dediysek de bedava ayakkabı veya çantadan bahsetmiyoruz.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Eskiden herhangi bir yerinde kahverengi deri yaması (nubuk demek daha doğru sanırım) olan ürünler için Massimo Dutti değil mi der marka uzmanı havası atardım ama artık aynı grubun markaları Zara ve Bershka da bu ürünlere ufaktan el attığı için, konuya dair hakimiyetime gölge düştü.  Oysaki üç markanın da sadece vitrinlerine bakarak epey net ürün konumlandırmaları yapabiliyordum. 
  • Godiva'nın iyi çikolata satması, cafe amacıyla sattığı kahvelere saçma sapan fiyatlar talep etmesini gerektirir mi? Bu hava neyin havası kuzum diye sormazlar mı insana ya da çikolataya?
ps. başlık şarkısı Kendimden Geriye ile Çilekeş


1 yorum:

Fery... dedi ki...

doğumgünü hediyeni nine west den almam da iyi olmuş :)