23 Ekim 2011 Pazar

"Bu kavga bir hayırsız düş"

Şahsen yazı yazmak için ne nedenim ne de keyfim var…

Bir hafta içinde olanlar, yitip giden canlar, altüst olan hayatlar üzerine yazabileceğim pek bir şey yok.
Şahsen geçen zamandaki bu fikir bolluğundan yorulmuş biri olarak, aksini yapmam da abesle iştigal  olurdu.
Bunun değerlendirmesini yapmak için pek doğru bir zaman olmasa da, sosyal medyanın kriz dönemlerinde hata  verdiğini hatta saçmaladığını düşünüyorum.

Herkes acısını kendine göre yaşıyor, öyle de olmalı zaten.
Ama işte sosyal medyanın hepimizde yarattığı; her konu hakkında fikir beyan etme alışkanlığından ötürü, bu noktada ortalık büyük bir laf karmaşasına dönüşüyor.

Terör özelinde konuşacak olursam, evvela herkes bir başkasına nasıl yas tutması gerektiğini öğretiyor. Herkes pek isyankar, pek afili cümleler kuruyor. Sanıyorlar ki, hayatına devam ederken;  facebook’da twitter’da isyan dolu bir cümle kurmak yas tutmak için yeterli.  Hepimiz hayatımızı aldığımız haber karşısında durdurmuşuz gibi, olan biten dışında iki çift laf eden tüm ünlüleri linç etmekten zevk alıyoruz. Ne yapılsa, ne denilse bir popülizm hali baskın çıkıyor bende.

Tabii bir de olayın niteliği fark etmeksizin, herkesin uzman kesilmesi var ki, onu Türkiye vatandaşlığının birincil şartı olarak görüyorum.

Anlayacağınız bu dönemde her şeyi yapıyor ama susmayı biran olsun bile düşünmüyoruz.  Oysa, geleneksel medyamız böyle zamanlarda ne der; “sözün bittiği yerdeyiz” .

Depremde de durum pek değişmedi. İyi niyetle yola çıkılsa da, bir yerden aynı bilginin 10 kişiden aktarılması bilgi kirliliğini kaçınılmaz kıldı. Bir de olayı “etme bulma dünyası”  gibi saçma bir mantığa indiren gerizekalılar var ki onlara edecek  lafım yok. Gelin görün ki, şu enkazın altında x kişi varmış, ona  ulaşılması için rt edin lütfen cümlelerinin amacına ulaşacağını pek düşünemiyorum.  (umarım benim önyargımdır) Tek umudum imece usulü de olsa, yardımların yerine ulaşması.

Ve bu kötü günlerden anlıyorum ki, ne acıya dayanıklılığımız var, ne de organize olmak yeteneğimiz.

Ama ahkam kesme hatta asıp kesme noktasında milletçe üstümüze tanımıyorum o ayrı…

Ps. Çok şükür bir facebook hesabım yok, bir de o olsaydı bendeki asabiyet artık ne noktalara varırdı tahmin edemiyorum.

Hiç yorum yok: