1 Eylül 2011 Perşembe

"yok kimseye sözüm hiçbirşeyde gözüm yok"

"Ne zaman evleniyorsun" sorusu ve türevleri, yaş ve medeni durumum itibariyle, nasılsından sonra en çok maruz kaldığım soru. Bayramlar da sizin hayat tercihlerinizden ziyade, klasik soru şablonları konuşulan zamanlar olduğundan, 3 şeker, 4 kurban derken toplamda 7 gün hayatımda bu soru tam anlamıyla pik yaptığı zamanlar.

Genel olarak hepimiz için çizilen standart bir yoldan ilerlememiz tercih edildiğinden (malumunuz sürüden ayrılanı kurt kapıyor) "herkes bir gün mutlaka evlenmeli" baskısıyla sözde savaşmaya pek gerek görmüyorum. Sadece bazen muhabbeti uzatmak istersem, oltamı "evlenince ne olacak peki?" sorusuyla ortama atıyorum.  İsyankar iç hissiyat olaraksa, milletin evlenmesi, çoluk  çocuk sahibi olması, boşanması neden başkasının derdi oluyor sorusunu soruyorum. 

Jenerasyon farkının uzak ara olduğu kişilerle yapılan bu muhabbet biraz daha ısrara döndüğü için ve onlarla aynı bakış açısı ile muhabbet de mümkün olmadığı için gerçekten içim çekiliyor. Sabrımın sonunda, sırf size inat hiç evlenmeyeceğim restiyle de konunun kapısını zorla kapatmaya çalışıyorum.

Bu noktada siz diyin algıda seçicilik ben diyim tesadüf; tam da bu konuyla ilgili bir yazı yazmayı düşünürken; eksi sözlükte bir başlıkta rastladığım entry  hissiyatlarımın durum özetini sunuyor.

Başlık "30 yaşına gelip düzenli bir hayat kuramayan insan" ; lafı gediğine koyan kullanıcı ise "olur oyle arada". Kendisine bu vesileyle teşekkürlerimi sunuyor, başka bir blog anketi sorusu olarak da "insan niye evlenmeli?" konusu da kafama not ediyorum. 

"evliliği düzen kurmayla ilişkilendirenlerin saçma tanımlamalarına 
maruz kalan insandır. 2010'lu yıllarda yaşıyoruz ki dünyada evlilik kurumu son demlerini yaşamakta. insanların zamanında farklı sebeplerle uydurduğu ve evli olanların en az yarısının nefret ettiği evlilik kurumu çökmeye, bitmeye, erimeye mahkum zaten. yaşlanınca tek başına kalma korkusunun önemli bir motive olduğunu da düşünmekteyim evlilik konusunda. evliliğin getirdiği 'düzen'in monotonluk, bıkkınlık ve sıkkınlık olduğunu hatırlatalım. ev, araba, okul taksidi ödemek; belli periyotlarla kavga etmek, düzenli bunalım geçirmek düzense, düzen sağladığı doğru evliliğin. bir de "ben yandım, başkaları da yansın" insanları var ki 30 yaşına gelmelerine rağmen keyfi ve kahyasıyla yaşayanları paniğe sevketmek ve onları da kendi sıkıcı yaşam tarzlarına sahip olmaya itmek adına iş başındalar.
edit: konuyla ilgili bir şarkı sözü de vardı: "yaftayı takıp sınıflandırıyorlar, eğriyi doğruyu bilen ya onlar; insanı kaderine küstürüyorlar"
(olur oyle arada, 28.08.2011 17:25 ~ 17:42)

ps. başlık şarkısı; Candan Erçetin ve Hangi Aşk Adil ki?

4 yorum:

A-H dedi ki...

olur oyle arada ha :D supermis

Fery... dedi ki...

evlenene kadar duymaya magruz kalacağımız soru, evlenmesek de ölene kadar sorarlar herhalde...

melontheroad dedi ki...

sorular bitmez ki:
-çocuk ne zaman?
-ikinci ne zaman?
-torun ne zaman?.....
-ölüm ne zamanın cevabını bilsen onu bile sorar bu kafalar

malumafatrus dedi ki...

ayy tabi cnm, niye evleniyor ki insanlar? anne babaların gündemi boş kalmasın diye:)