23 Eylül 2011 Cuma

"masal diyarlara göç edip "

Nehir’in hikayesini blog dünyasında okumayan pek yoktur diye düşünüyorum Ben de Zeynep Hanım’ın satırlarını sık aralıklarla takip etmeye çalışanlardanım. İtiraf etmek gerekirse geçtiğimiz Eylül’den itibaren, daha da çok okuyorum. Onların blogda bir iki fotoğrafına belki denk gelmişimdir ama ilginç bir şekilde İstanbul’a döndüklerinde, ben onları Amerika'da bilirken ( blog vasıtasıyla) Nişantaşı’nda denk geldim kendilerine. Önce nasıl hemen farkedip, onlar olduğunu düşünüyorum ki böyle diye kendi kendime (olağan şizofreni halim) şüphe ettim. Sonra aslında hiç tanımadığım (tanışmadığım belki de) birinin hayatına dair bu kadar çok şey biliyor olma fikrini, blog dünyasının paradoksunu düşündüm. Bugünlerde ise, genelde aynı saatlerde Zeynep Hanım’ın eşi Mahmut Bey’e aynı metroda denk geliyorum. Bu vesileyle de bol bol Nehir’i hatırlıyorum.

Zeynep Hanım, Nehir’in hikayesini bu kadar kişiyle paylaşarak, kızını hepimiz için özel kıldı bence. Ve hala da yaptıklarıyla buna devam ediyor. Çocukça yaşam gönüllüleri vakfıyla, Nehir’in hikayesini çok daha anlamlı kıldı bence. Bu Pazar’da yanılmıyorsam vakfın ilk etkinliği gerçekleşecek. Nehir’in anısına İTÜ Ayazağa kampüsünde bir koşu düzenleniyor.

Başvuru formu da bir tık ileride yer alıyor...

Hiç yorum yok: