5 Eylül 2011 Pazartesi

"kapkara yarınlara çıkıyorsa sokağın yenilme korkuna "

Artık okullu olmadığım ve Eylül’le beraber okullar açılıyor derdim olmadığı için sanırım Eylül’ü seviyorum. Aslında ben isim olarak da Eylül’ü seviyorum. 12 ayın içinde isim yapılabilecek 2 ay var ki, Nisan’ı da Eylül’ü de baharın temsilcileri olarak kabul edip, güzel isimler listeme iliştiriyorum.

İsimlerin insan kişiliğine etkisine olan fikriyatımla beraber bir de isimlerin kaderi olduğuna kanaat getiriyorum. Mesela aklımda Zeynep’ler acı çeker diye bir fikriyat var ki, bu tamamen İclal Aydın’ın çocuğuna isim bulurken, yazdığı bir yazıdan hatıra. Yoksa pek yakından tanıdığım Zeynep yok, bu yüzden Zeynepler mutlu mudur, mutsuz mudur pek emin olamıyorum.

Nasıl burçlarda tümevarım yöntemini uyguluyorsam, isimlerde de böyle bir yol çizdim kendime. Hayatımda şansız, mutsuz kimler varsa, onların isimlerini yasaklı listeme aldım. Okuyan da, yeni doğan çocuklara isim danışmanlığı veriyorum sanacak ama işte ben böyle her şeyde bir neden sonuç ilişkisi aradığımdan isimlerle olan bu organik bağı dikkate almamam beklenemezdi.

Keyifli bir tatil geçirmedim. Aslında geçirdiğim günlere tatil demek için tek sebebim sabahın köründe, alarm zoruyla değil, kendi tercihimle kalkmış olmamdı. Bunun dışında, geçtiğimiz hafta hayatın ne kadar plansevmez bir bünye olduğunu yeniden idrak ettim. Öngörü yeteneğinin en iyisinin bile bizi 5 adımdan öteye götüremeyeceğini de pekala anladım.

Bu nedenle hala plan yapsam da, baştan gerçekleşmeyebilir kabulü ile yola çıkmayı deniyorum. Sonra bazı şeyleri, gözümde aklımda fazla büyütmemeye çalışıyorum. Her şey insanlar için lafı ne kadar klişeyse o kadar gerçek. Ve hayat ne kadar acı verirse versin, içimizde bir “yola devam” tuşu var. Bir de , sahip olduklarımızın değerini ısrarla anlayamama butonu var ki, çoğumuzun bu butonu daha çok kullandığı bir gerçek.

Tüm yazdıklarıma rağmen aslında depresif değilim, sadece hayatın gerçeğine, artısına ve eksisine daha yakın görüyorum bugün kendimi.

Yarın, yeniden fani dünya dertlerine düştüğümde, şuursuz bir yazıda görüşmek hissiyatlarıyla....

ps. başlık şarkısı Vakit Varken ile Candan Erçetin

Hiç yorum yok: