29 Eylül 2011 Perşembe

"bu kıza kadar, bize kadar"


“Her güzel şeyin bir sonu vardır” repliği, kullanmaya bayıldığım klişeler arasında sanırım ilk sırada yer alır. Maşallahı var, hayat da bu repliği kurmak için bana türlü türlü mazeret sunuyor.
Şu günlerde de son bir yılda yazdığım yazılarda en çok adı geçen biricik dizim Leyla ile Mecnun’un da sona gidişini maalesef hep beraber magazin sayfalarında izliyoruz. Araştırmakla uğraşamayacağım ama google efendiye sorsak, dizi oyuncularının en az 3 adet “bizim set ortamı çok şahane, hepimiz de pek eğleniyoruz” türünde beyanat bulacağıma eminim. Bu noktada oyuncuların eğlence anlayışı ile bizimkinin pek örtüşmediğini sanırım söyleyebilirim.
Dizi setleri de nihayetinde bir iş alanı olduğu için ve insanın en çok vakit geçirdiği iş odaklı yerlerde sonsuz saadet aramanın pek de mümkün olmadığını düşündüğümden, “hepimiz kardeşiz” yalanına elbette inanmıyorum ama boğazını sıkmak noktasına gelecek şiddet eğilimlerini de pek anlamlandıramıyorum.
Ben dizinin ardasevenlerindenim. Ushan Çakır’ı tanımam etmem. Olayı kadına şiddet hadisesinden bağımsız, iş arkadaşına saldırı olarak görüyor ve o kadar kişilik sette kimse nasıl olaya müdahele etmiyor, bir insan nasıl böyle delirip, saldırganlaşıyor bunu da anlayamıyorum.
Belki ilerleyen günlerde nedenlerini öğreneceğiz ama o zamanda “boğazını sıkmakta da haklıymış” türünden bir cümle kurmayacağımdan eminim. Nedeni ne olursa olsun, böylesine bir şiddeti açıklayacak bir şey de bulamıyorum. Bu nedenle bu işte hatalı olduğundan şüphe duymadığım tek kişi sanırım Ushan Çakır. Onun dışındaki tüm isimler için , detayını bilmeden bir fikir oluşturmamayı daha mantıklı buluyorum.
Gazetelerin yazdığı gibi Ezgi A, hem dayak yedi hem de işinden oldu şeklinde de konuya yaklaşamıyorum. Eflatun Film’in yaptığı açıklamadan anladığım, bu konuyu gündeme getirmesi ve olayın içine Beste Bereket’in de dahil olmasından ötürü Ezgi A’yı suçladıkları yönünde. Beste Bereket, dedikodulardaki gibi bir tavır sergiliyorsa, bunu Ezgi A dışında birileri de elbet farketmiştir diye düşünüyorum. Yani bu dedikodunun gerçekliğine dair ufak bir gerçeklik payı bile olsa, onu da kavga günü gönderirlerdi herhalde diye düşünenlerdenim . Kendimce de, Ezgi A’nın, Ushan gitti ama Beste de gitmeli şeklinde bir diretmeye gittiği, başarılı olmak için de bu dedikoduyu gündeme getirdi diye bir kötümser senaryom var. Gerçekliğine inandığım için değil, tümden geldiğim için sonuç buysa gidiş yolu da böyle bir şey olmalı halimden bu senaryoyu kafadan atıyorum.
Tabi, ilk kavga haberleri çıktığında yapımcı şirketin yaptığı “aralarında yaşanan bir husumetten kavga ettiler, konuyla bizim hiç ilgimiz yoktur” beyanatı da ultra absürd olduğundan (iş yerinde çalışan iki kişinin can sağlığından sen sorumlu değil misin acaba?) , ikincil açıklamada da “bizim haricimizde herkesin bir suçu var” ana fikrine haliyle pek sıcak bakamadım. En bayıldığım laflardan olan kriz yönetimi konusunda yapımcı şirketin pek başarılı olamadığını, olan bitenler çerçevesinde söylemeden edemeyeceğim.
Gelin görün ki, bir yandan da bir dizinin başrol oyuncusunun üstelik dizinin adında yer alan bir karakterin bu kadar çabuk gönderilme kararının verilmesi için çok ciddi olaylar olduğunu da düşünüyorum. Anlayacağınız kim haklı kim haksız bilememekle birlikte, olan Burak Aksak’a oldu; şimdi işin gücün yoksa senaryoyu evir çevir diye düşünüyorum.
Ve dizinin bugünden sonra her şeyi toplasa (dizideki tek kadarın karakter Erdal Bakkal’ın karısı kaldı sanırım) bile yaşanılanları kolay kolay unutturamayacağını düşünüyor, onun için de diziye dair bundan sonra olacak hiçbir şeye de şaşırmam diye boyumdan çok büyük laflar ediyorum
  
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Rahşan Gülşan’ı okumuyor, twitter’da da takip etmiyorum. Ama işte retweet faktörü nedeniyle bazen kendisinin derin fikriyatlarından haberdar oluyor, o zaman da asabiyetimi boş yere arttırıyorum.
  • Bu kadının çok acayip bir gaz verme hali ve isteği var. Daha öncede bunu Nihat Doğan- Pascal kavgasında yazdım. O zaman hemcinslerini Pascal’ı gaza getirmekle suçlayan Rahşan G; şimdi de hem dayak yedi hem de mağdur oldunun liderliğini yapıyor. Daha da komiği, yapımcı şirketin açıklamasıyla Ushan Çakır’ın arkasında durduğunu düşünüyor. Ya ben okuduğumu anlamıyorum, ya da kendisi. Bilemiyorum ama olayın hemen ardından 1 saat içinde ilişiği kesildi demenin neresi oyuncunun arkasında durmak oluyor ben pek anlayamadım.
  • En nefret ettiğim şey de, diziyi izlemeyen etmeyen birilerinin konudan böyle haberdar olması. Bir de hadiseye gazetede okudukları şeyler çerçevesinde yorum yapma çabaları. Reklamın iyisi kötüsü olur mu bilmiyorum ama bu olanların en azından bir süre için ratingleri arttıracağından eminim. Gelin görün ki, diziden keyif dışında bir şey almadığım için de batsın öyle rating diyorum.
  • Ortaokul yıllarımda manasız bir şekilde (gs- fb kavgası) sınfıın en iriyarı çocuğundan yumruk yemiştim. Daha sonra olay idareye yansıyınca da, müdürün odasına gittiğimizde, bir kız bir erkekten yumruk yiyorsa vardır bence bir nedeni diye beni de disipline vermeye karar vermişti ki, bu hadiseye de benzer şekilde yaklaşan birileri varsa ağzı çeksin inşallah.

4 yorum:

kusburnu dedi ki...

bence de olan burak aksak'a oldu, ya yaratıcılığının doruklarına tırmanacak ya da direkt find replace ile yeni oyuncular ayarlayacaklar.. ki öyle olursa zaten soğumuş bünyem diziden hepten kopabilir.. tek üzüntüm erdal bakkal neşesine haiz olamamak ve ismail abiyi görememek olur :(

varol döken dedi ki...

diziden kimler gönderildi peki şimdi?

malumafatrus dedi ki...

http://www.medyatava.com/haber.asp?id=85759

yazıda ismi geçen herkes...

imza; googleana

varol döken dedi ki...

dizinin kendisinden daha saçma olmuş sevenleri adına. oysa ben 1 şans daha vermek istiyordum. neyse ilk bölümlerden başlarım, zaten her şeye geç kaldığımdan oluyor bunlar.

bu arada ezgi asaroğlu dizide neden öyle çirkin çıkıyormuş ki:)