15 Eylül 2011 Perşembe

"bir ağırlık çöktü anlarıma"


Parfüm konusunda yazmadan geçmeyeceğim bir şey de, erkek parfümlerine duyduğum ilgidir. Ben eskiden bu parfümleri kendim kullanacak kadar beğenirdim ama eskiden dediğim lise dönemime denk geldiğinden, bu durumumu erkek fatmalığıma veriyorum. Tabi aynı dönemde yatılı okulda okuduğum ve kızlar yatakhanesinde bu parfümü kullandığım için durum biraz ironik oluyordu ama zaten yatılı okulda ironik olmayan bir şey var mı tartışılır.

Şimdiyse sadece karşı cins olarak erkek parfümlerini beğenmekte ama fakat ve lakin erkek roll-on ve deodrantlarını kullanmaktayım. Hatta şöyle söyleyeyim, nivea’nın çıkardığı her türlü kadın- erkek deodrantı sanırım deniyor ve seviyorum. Ve reklamlar ne derse desin, deodrant kalıcığında erkek deodrantlarının kesinlikle daha başarılı olduğunu düşünüyorum.

İnsan sevdiği bir şarkıyı telefon melodisi yapıyor ve telefonu çok ya da az çalsın farketmez, bir zaman sonra telefon melodisini şarkı olarak dinlemekten sıkılıyor. Yani aslında o şarkı, telefon melodisi olarak seçilince, şarkı kategorisinden çıkıyor... Bu yüzden çok sevilen bir şarkıyı, telefon melodisi yaparken iki kere düşünmenizi tavsiye ediyorum.

Kişilik olarak dakiklik ve planlar konusunda obsesif olduğum için, bu şehirde bu trafik beni gerçekten tüketiyor. Bunu farkettiğim için de artık “yetişemezsem de kıyamet kopmaz ki” diye psikolojik telkinlere başladım. Genelde bu yetiştiğim yer spordaki bir ders veya akşam yemeği için gideceğim bir yer olduğundan, çok da kronik bir durumum yok ama bir yere yetişmeyeceğim zaman trafiğin ruhunun bile olmaması şeklindeki murphy kaderine de isyan ediyorum.

Bu blogda sayısız meyve için yaptığım ilanı aşkların arasında incir var mıydı hatırlamıyorum. Varsa da mevsimsel etkiden ötürü tekrarlamakta fayda görüyorum. Hayatımda sufle hariç bütün tatlılar sizin olsun ben istediğim zaman incir yiyerek şeker ihtiyacımı karşılayabilirim gibi iddialı cümleler bile kurabilirim. Tabi bu sevgi ve sempatim de, incirin hayatımıza rüzgar gibi girip çıkmasının büyük etkisi var. Ne zamanki elma gibi her daim bulunabilir bir şey olur, o zaman ona da ilgim söner herhalde. Öyle bir şey şimdilik mümkün olmadığından, incir sevenleri girandola’nın incirli dondurmasını yemeye davet ediyorum. Tabi bu yazı münasebetiyle, istediğim de burada da dondurma yemek mümkün olsaydı keşke diye iç geçiriyorum.

Bu arada aslında kaç zamandır yazmak istediğim bir hadise de tazebunlar.com’un satış şeklini değiştirmesi. Eskiden merkezi bir hayatım varken, öğle yemeklerini sadece meyveyle geçirmemi sağlayan bu güzide organizasyon sanırım iş şeklini değiştirdi ve manav modeline geçti. Gerçi şu anda da sitesinin yapım aşamasında olması ya battıklarının ya da 3. İş şekline heves ettiklerinin işareti olduğundan; eğer benzer bir hizmet sunan ve dağbaşına da servisleri olan bir şirket tanıyorsanız beni haberdar etmenizi ya da girişimci ruhunuzla bu olaya el atmanızı rica ediyorum.

Başlamak bitirmenin yarısıdır’cılara, bir türlü yazıyı bağlayamadığımdan, “sonu olmayan yazı yazıdan sayılır mı?” diye sorarak satırlarıma son veriyorum.

ps. başlık şarkısı Ben Kimleyim ile Mavi Sakal

4 yorum:

melontheroad dedi ki...

:)

Tazebunlar el değiştirdi taaa ne zaman,halen toparlanamamış olmaları ilginç.

Bunu biliyor muydun peki?

http://www.birbardakmeyve.com/

malumafatrus dedi ki...

burayı bilmiyordum ama şimdilik sadece Maslak'a hizmet verdikleri için de bir süre daha tanışamayacağım sanırım. En sonunda artık meyve bana gelmiyorsa, ben meyveye gideyim diyerek; şehir merkezinde mava açacağım sanırım.

Zaten benim gözümde ofise çiçek, çikolatlı meyve falan gönderileceğine kesinlikle böyle şeyler gönderilmeli.

varol döken dedi ki...

açacağınız mava'da kürez, encir, kurpuz, kıvı, ermut da satacak mısınız malumafatrus hanım?

fery'yi göreve davet ediyorum:)

ps: dizilerime yorum yapmamanızdan kendizi çirkefleşmemek için zor tuttuğunuz sonucunu çıkarıyorum:)

Fery... dedi ki...

bir önceki yazıya yaptığım uzun upuzun yorum silindiğinden yorum yazmaya ürküyorum ancak yazarın "mava" dan kastettği muhtemelen "manav" olup dile yeni bir yaklaşım getirilmiştir :)

benim ofise göndersenize meyve :)))