21 Ağustos 2011 Pazar

"yalnızlık bize gelir, geldiği gibi gitmez"



Yoga ile ilk karşılaşmamı hatırlayanlar olabilir. Hatırlamayanlar için ilk ve son denememi kısaca özetlemek isterim; yoganın felsefesi ile pek bütünleşemeyeceğimi, felsefesi olmadan da yoganın fiziksel yanıyla da pek haşır neşir olamayacağımı düşünüyorum.

Buna rağmen, twitter'da yaptığım; " bu aralar kitap tercihlerimde pek bahtsızım referanslı kitap önerileri bekliyorum" çağrıma melontheroad'ın Defne Suman- Mavi Orman kitabını bir hevesle okumaya başladım. (kendisine bir kez de buradan teşekkürlerimi sunarım)
Bir günlük şeklinde olan kitapta Defne Suman'ın yoga ve iç yolculuğunu okuyor, bu arada onun sorgulamalarının benzerlerini kendi hayatınız için yapıyorsunuz ve bu sayede kitap bir çırpıda bitiyor.

Benim pek beğendiğim bazı satırlar aşağıda, devamı için ya alınacak kitaplar listesine Mavi Orman'ı eklemek ya da bu blogda farklı diğer yazılara göz atmak sizin tercihinize kalıyor.

"Bir defa dedim ki ben onlara "Hayattaki her ilişki bir alışveriş sonucu oluşur". Mete babam kızdı başta. Karşılıksız vermek yok muymuş yani, insani vicdani duygular falan dilan? Dedim, "birine bir şeye zamanını/ekmeğini/paranı veriyorsan, karşılığında maddi ve manevi bir kazanç sağlamayı beklediğin içindir. Bu kazanç karşındakinden gelmek zorunda da değil. En basitinden kendi içinden gelen bir his olabilir. Mesela, dilenciye verdiğin sadaka, kendini iyi bir insan görme tatmini sağlar, para istemeden yaptığın bir iş karşılığında belki takdir, belki de güç kazanıyorsundur" Yok. Kabul etmedi. Onlar karşılıksız verdiklerine inanmaya devam ettiler. Ve iyi bir insan olmanın karşılıksız vermekten geçtiğine."

....
"Kızınca insan nasıl da çirkinleşiyor! Kızmak nedir ki? Hakkın sandığın bir şeyin sana verilmemesi.  Ne olur yani hak ettiğim bir şey bana verilmezse? Hiç mi olmuyor? Bazen çok çalışıyorum, karşılığında komik bir para kazanıyorum. Demek ki sadece hak hukuk meselesi de değil.
Ne peki?
Değişsin istiyorum. Beni kızdaran sevgilim, beni kızdırmayacak şekilde değişsin. Dikkat etsin. Yani ben ne hissederim onu düşünsün. Onun hareketleri yüzünden kendimi kötü hissedeceksem yapmasın! Değişmedikçe kızıyorum.  Kısaca benim istemediğim olmuyor diye kızıyorum. Varlığım tehdit altındaymış gibi hissediyorum. Yok olmaktan, sevilmemekten korkuyorum. Bu kadar basit yaralı ego örtüsünün çalışma mekanizması."

....

"Bir kimlik yaratıyoruz kendimize. Genlerimiz, yetişme tarzımız, okuduklarımız, duyduklarımız, yediğimiz içtiğimiz, çocukluk hayallerimiz ve en çok da korkularımızla ilmek ilmek örüyoruz kimliğimizi. Sonra sımsıkı sarılıyoruz ona. "Ben böyleyim işte" Varlığımızın tek kalesiymişçesine onu muhafaza etmek istiyoruz. "
"hayattan memnun kalmak için insanın kendine inanması gerekiyor. Kendi doğrusuna, doğru bildiğine. Diğerlerinin sundukları doğruya değil, kendisininkine. Çoğunluk tarafından takdir görmedikleri halde inandıkları doğruya sadık yaşayanların destanı bu kitap (Ayn Rand Hayat Kaynağı"

ps. başlık şarkısı Namussuz Akşamlar ile Nilüferwww.http://defnesumanblogs.com

6 yorum:

yeraz dedi ki...

Ben de okumuştum Mavi Orman'ı ve çok beğenmiştim bir çok yerin altın çizmiştim aslında açıp açıp tekrar okunabilir...

melontheroad dedi ki...

Rica ederim:)az sonra bitireceğim bir kitap daha var onu da tavsiye ederim Karahindiba Sinan Sülün. Öykü tercih etmememe rağmen bu kitabı çok sevdim.

malumafatrus dedi ki...

bugün hemen aldım kitabı...ve referansın sağlamlığından ötürü, gayet sıcak bir başlangıç yaptığım gizli ajans'ı bir kenara koyup, karahindiba ile yoluma devam etmeye karar verdim...

Defne Suman dedi ki...

Sevgili Malumafatrus,
Bana demek ki böyle yıllar sonraya kısmetmiş bu yazıyı görmek ve size teşekkür etmek. Son derece alakasız bir şeyi ararken buraya yönlenip, cesaret aşılayan güzel sözlerinizle karşılaştım.
Teşekkür ederim!

Unknown dedi ki...

O zaman ben de bu güzel tesadüf sayesinde, size ve her zaman iç ferahlatan, bir şekilde yol gösteren satırlarınıza tekrar teşekkürlerimi sunarım...

Ve ayrıca sizin de bildiğiniz/dediğiniz üzere bu da geçecek:)

malumafatrus dedi ki...

kendi bloğumda yorumumu unknown user olarak yayınlayan blogspot'a da sevgilerimi sunuyorum...