3 Ağustos 2011 Çarşamba

"Kul oldun köle oldun, kurşun geçirmez cam oldun "

Medya üzerinden papatya falı;

Eskiden de ayılıp bayılmazdım ama güzide medyamız böylesine büyük bir dönüşüm içindeyken, kalbimdeki sevgiyi !!! kelimeleri dökmekten kendimi alıkoyamadım.

Nagehan Alçı- Rasim Özan Kütahyalı; Medyanın bana göre en dümbük çifti. Emre Aköz- Nur Çintay ikilisiyle kıyas bile kabul etmezler. Ama Nagehan A’dan daha çok nefret ediyorum. ROK’u sadece bir televole figürü olarak görüyor, onu ciddiye alan aklı selim insanlara ise ciddi ciddi kızıyorum

Ve Nagehan Alçı’nın Tv’ye sadece kavga amacıyla çıkan Ramiz Paşa’nın karşısında düştüğü duruma da takdir edersiniz ki üzülemiyorum.

Nagehan Alçı’yı hayatımıza sokan Serdar Turgut ise yaşadığı dönüşümden mütevellit zaten Allahından bulduğu için ona dair kelime israfında bulunmaya gerek görmüyorum.

Rasim Ö’nün Pazar günü yazdığı Elif Şafak yazısını ise “ben de Cihangir çocuğuyum, ben de entelim, sanattan anlarım” kategorisindeki en iyi örneklerin arasına koyuyorum.

Babasının gazetesinde yazdığı vakit özüne ulaşacak Sanem Altan’ı da akıl sağlığım için mümkün mertebede okumuyorum. Kendisinin ara ara bazı bazı babasının savunucu twitlerine denk gelince de, babanın elinde bu kadar silahşör varken, hırpalama kendini bu kadar demek istiyorum.

Tencere kapak ilişkisinden ötürü spor müdürü olan İbrahim Seten’e de haliyle pek sempati besleyemiyorum.

Tüm sponsorluk organizasyonlarının piri Cengiz Semercioğlu’ndan direkt nefret ediyorum. Bilmeyenler için söyleyeyim, kendisi NTV’nin genel yayın yönetmeni (Ömer Özgüner) ile beraber medyatava’nın sahibi. Bu nedenle kendi şirket içi bilgilerini medyaya sunup, bir de bundan para kazanıyorlar. Bir de köylü kurnazı oldukları için, başka gazetecilerin yazılarını sitelerine direkt kopyalarken, CS’nin yazısını link vererek Hürriyet’e yönlendiriyorlar. Bunu daha önce tüm Hürriyet yazarları için yaparken, artık kendisi için yapıyor belki ondan da vazgeçmiş olabilir ama ben zaten bu oyunu yememek için, her gazeteyi kendi sayfasında okumaya dikkat ediyorum.

Efendim, bu CS’ye nefretim aslında iki üç cümleyle bitmez. Kendisinin en son Banu Güven hakkında yazdıklarını okuyunca asabiyetim tavan yapmıştı. Ömer Ö, sözde Banu Güven’in arkasından konuşmuyor ama kankası onun adına her türlü yorumda bulunuyor.

Bir de Cengiz S’nin her sene zorla bir kanala kalakaladığı bir program var. Bütün kanalları gezdiğinden, belki yeni açılan tven’de bir kapı açılır diye de yalakalığın dozunu arttırmak da fayda görüyor bence.

NTV demişken, kanaldan gönderilmeyen bir Mirgün Cabas kaldı diye düşünüyorum. Yani o an itibariyle her yer’i yaptığından kış sezonunda da devam eder gibi geliyor bana. Bu noktada da eğer kendi gönderilmeden başka bir yere giderse, ilkeli bir tavır sergilemiş olur ama orada kalırsa, medyanın temiz yüzlü çocuğu muammelesi görmeye devam edeceğini düşünüyorum.

Aslında değinmek istediğim başka isimler de var, gelin görün ki içim pek doluymuş, onları da eklersek yazı alıp başını gidecek. Bu birinci bölüm olsun, ikinci bölümle de kaldığımız yerden aynı burun kıvırıcılık ile devam edelim.

ps. başlık şarkısı Cambaz ile Mor ve Ötesi

Hiç yorum yok: