1 Ağustos 2011 Pazartesi

"ben hiç yol almadan durduruyorsun, mutlu musun? mutsuz olmamdan?"


Lüzumlu lüzumsuz her şey için bir fikir beyan eden ben, bazı konularda nedense bir görüş oluşturamıyorum. Daha doğrusu kendi içimde gel gitler yaşıyor, tarafımı seçemiyorum.

Mesela yaz münasebetiyle klima kapattıran hatun kişisi olmakla, klimayla yüz göz olmak arasında nerede durmam gerektiğini bilemiyorum. Ben fizyolojik olarak klimadan pek hoşnut bir insan değilim. 3-4 sene önce klimalı bir ortama girdiğim zamanlarda kalbim ağrımaya başlardı. Hala başıma ve ciğerlerime pek iyi gelmez ki, bu etkileri çoğu fanide de vücut buluyordur eminim.

Gelin görün ki, havaların çığırdan çıkması münasebetiyle artık klimasız olma şansımız da elimizden alındı gibi. Her türlü serinleticinin gönüllü kölesi olma yolunda ilerliyoruz. Tabi bu noktada herkesin üşüme ve sıcaktan bayılma eşiği aynı olmadığı içinde dengeyi tutturmaya çalışırken bilumum muhabbetlere giriyoruz.

Kadın erkek ayrımındaki en büyük farktır, kadınlar çok üşür, erkeklerse çok terler. Bu nedenle erkek ve kadınlı ortamlarda yaz da kışta ayrı derttir.

Daha önce twitter'da yazmıştım, birbirini sevmeyen insanları birarada tutan şeye profosyonellik diyoruz. Hepimiz için öyle midir bilmiyorum ama çoğumuz için iş ortamı bu sevgi ortamın başkenti sayılır. Ve çeşit çeşit insanın olduğu bir yerde ısınmak da serinlemekte çeşit çeşit olduğundan dengeyi tutturmak tecrübeyle sabittir.

Çok şükür, kansız olmama rağmen çok üşüyen bir insan değilim. Sıcağa da ayılıp bayılmam. Bu yüzden bizim iş ortamında kendimi ısınmada denge noktası olarak konumlandırdım. Kartviztimde yazmasa da sıcaktan hiç hazetmeyen erkekler ile hep üşüyen kadınlar arasında klimayı aç, klimayı kapa şeklinde ortayol buluyucusuyum.

Ve bu gitgellerde bir tarafın haklı olacağını düşünmediğim için de karasızım. Nihayetinde mevsim normalleri terleme üzerine odaklanmışken, klimayı üşüdüm diyerek kapattırmayı bir lüks olarak görüyorum. Aynı zamanda serinlemek ile olayı kutup ortamına bağlama arasındaki farkı gözetemeyen derisi kalın erkek cinsine insan normallerinin kendileri olmadığını da hatırlatmak istiyorum.

Sonra klimadan bihaber sıcakla yaşayan insanları düşününce bu karmaşayı da bir şımarıklık olarak görüyor, ortayolum, evimdeki serinlik sebebim vantilatörüme sarılmak istiyorum.

ps. bu yazıyı denizotobüsünde yanımdaki meraklı bakışlardan korumak suretiyle zor şartlarda yazdığım için, hatalarımın mazeretini üstlenmiyor, tüm hatalarımı ido'nun dipdibe yolculuk anlayışının üstüne atıyorum.

ps. başlık şarkısı yaşandım daha çok- redd

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Klimayı 17 derece çalıştırıp üstüne battaniye (pike bile değil battaniye) alıp yaşanan evler biliyorum :P ve üşüyen bir insan olarak bu mekanı paylaşmaktan hiç mi hiç hoşlanmıyorum :(