6 Temmuz 2011 Çarşamba

"düşerken duramazsın susarken anlatamazsın"

• Kıvamında olduğu sürece bronz olmayı seviyorum. Hatta istiyorum ki, bütün yaz bronz bir tenim olsun. Güneşin altında sıcaktan pişmeden, cildimi yaşlandırmadan, yapay durmadan bronz olabilmeyi istiyor, kremler falan filanların bu işin doğallık kısmına ters olduğunu bildiğimden "iste konuş dur" faaliyetlerimin arasına alıyorum.

• İş hayatında da kırmızıyla karışık bronzluksa, kısa tatilim bitti ben yine görevimin başındayım mesajını veriyor bana. Ve ben bronz olmadıkça, insanların bronzluklarını değerlendiriyor, gayet kararında bronzlaşan bünyeleri de kendimce tebrik ediyorum. Sağlık yönünden ötürü bronzlaşmayan bünyeleri tebrik etsem de, ben bu saçma ten rengimi koyulaştırmayı sevenlerdenim. Yine de Eda Taşpınar cilt kanseri olmaz da ben olursam feci çirkefleşirim şimdiden söyleyim.

• Tatile henüz çıkmasam da, geçen senelerdeki geçici dövme konumuza değinebilirim. Aslında önce orjinal dövmeyi ele almak lazım. Benim için en güzel dövme başkasının vücudunda olan dövmedir. Yani bazı dövmeleri beğensem de, kendime yaptırdığım anda olayın benim için biteceğini düşünüyorum.(elde etmenin getirdiği o hazin tat)

• Ve birçok insanın da dövmeyi sarhoş kafayla yaptırdığını düşünüyorum. Sektöre çok yakın olmasam da, dövme konusunda çok geniş bir yelpazenin olmadığını düşünüyorum. Ve klasik diktatör ruhumla, her dövme için 1 haftalık düşünme süresinin şart koşulmasını öneriyorum.

• Yani o kadar ama o kadar kötü dövmeler gördüm ki bu hafta sonu, genelde sırta yaptırıldığı için sahipleri kesinlikle çok şanslı. Ben her gün o dövmeyi görsem, kendimden soğurdum yeminle. Gerçi benim bu aralar kendimden nefret etmek için bir dövmeye ihtiyacım yok, aynalara bakmadan da kendimle sürdürdüğüm seviyeli nefret ilişkisini yürütürüm diye düşünüyorum.

• Depresif haller nedeniyle de içimde, kestirsek mi saçları hali kıpır kıpır gezinmekte. Şu an için orta kararsızlıkta olsam da, bayram vesilesi ile yeni bir olaya el atabilirim sanırım. Hiç olmadı bir kahkülle kendimi kandırırım.

• An itibariyle leyla ile mecnun'un ilk bölümünü izliyorum ve oyunculukların birçoğunun farkedilir oranda değiştiğini ama ismail abi fenomeninin olayın başından beri özünü koruduğunu görüyorum. Yeni sezon başlayana kadar tekrarlarını yayınlayacak trt’yi de gerçekten gözlerinden öpmek istiyorum.

• Dün twitter'dan da naklen yayın yaptığım üzere sezon finali beni epeyce hayalkırıklığına uğratsa (kötü son hastalığı) da, geride kalan 19 bölüm ve albüm değerindeki 3 şarkı için kaçıranlar bu son fırsatı da tepmesin artık diye son sözümü söylüyorum.

ps. başlık şarkısı leyla ile mecnun'un son hiti yalan'dan

1 yorum:

soluk dedi ki...

dövme konusunda kesinlikle katılıyorum. ne kadar iğrenç dövmeler var. tamam zevkler ve renkler tartışılmaz denir o kadar da değil yani. neyse asıl değinmek istediğim leyla ile mecnun. dizi izleyemiyorum pek ama bu dizi ile ilgili o kadar şey duydum ki, tesadüfen son bölüme denk geldim. daha önce izlemediğim için pişman oldum, eğlenceliymiş. bari yazın arayı kapatmaya çalışayım :)