3 Temmuz 2011 Pazar

"Dava düşmüş kalp aşımından "

Uzun zamandır yazı konusu yapmamama rağmen ayşe özyılmazel bu blogda adı geçen ünlüler arasında sanırım ilk 5'te yer alır. Kendisi sağolsun medyaya olduğu gibi bana da bolca yazı konusu verdi bugüne kadar. Ama itiraf etmeliyim bugünkü yazı konusu kadar hiç şaşırtmadı bizi. 

Çarşamba gününden beri ülkenin en büyük gündemi Ayşe Özyılmazel ile Ali Taran'ın süpriz evliliği. Gerçi o günden itibaren her tarafımız bu haberle dolduğundan, ben artık olayı kanıksama seviyesine de geldim.

Müsadenizle önce gizli kalmış psikologcu yanımı konuşturup, daha sonra magazinci yanımla konuyu değerlendireceğim.

Ayşe Özyılmazel'in ciddi bir sevgi açlığı olduğu malumunuz. "bir şey eksik o da enerji" derken, sanırım aslında kendini tarif ediyor. Ayşe Özyılmazel, birçoğumuzun görüşüyle hiçbir şey olamayacak kapasitesiyle bir şey olanlardan ama nedense yine de mutlu değil. Birçoğumuz derken, bu fikriyata sahiplerden birinin Hasan Pulur olduğunu da hatırlatmak isterim. Cv'sine bakarsak, gazeteci, röportaj yapar, şarkı söyler fırsat bulduğunda da bacak açar diyebiliriz kendisi için. 

Gelin görün ki, ne yaparsa yapsın hep gönül ilişkileri ile tavan yapar magazin gündeminde. En kısa ilişkisi Okan Bayülgen'le olsa da en çok onun üzerine haber olmuştur herhalde. Sevgi açlığı hadisesinden ötürü, bir ilişkisi olduğunda neşe saçar ayşe ö. Fırsta bulursa da ayşe arman'a bir aşk, mutluluk röportajı verir.

Her kadın hayatındaki erkeklerde babasını mı arar bilemiyorum ama AYşe Ö'nün ilişkilerinde bir baba figürü aradığı gerçeği Haşmet Babaoğlu ilişkisinden beri malumumuz. Babasıyla annesinin ayrılmasında uzun süre babasına kızgın olması (ablasıyla kıyaslanırsa) da bu tezimi benim gözümde destekliyor.

Bu yüzden Ali Taran'la aralarındaki yaş farkına pek şaşıranlardan değilim. Benim anlamadığım kısım, anlatıldığı gibiyse bu kadar kısa sürede yaşadıkları ilişkiyi evliliğe dönüştürme hızları. Yani sadece bir ilişki yaşasalar, hayat yanyana nasıl olur bir görseler ne çıkar? Onlara da mı mahalle baskısı yapıyor bu toplum? Gerçi bu noktada da şöyle bir teorim var; böyle süpriz ilişkilerde yaşananların gerçek olmadığını hisseden çiftler büyü bozulup gerçek yüzlerine çarpmasın diye evlilikle olayı  acilen kutsallaştırıyorlar. Tabi bu noktada, böyle çılgın ilişkilerden anlamayan bendenizin boşanma tahmini de sadece 6 ay oluyor. 

Ali Taran'ın kanserli karısından ayrılıp, bir çırpıda yeni bir evlilik yapması konusunu da klişe olarak antropoza bağlayanlardanım. Yani Ali Taran bugüne kadar hep tuhaf tuhaf hallerde çıktı karşımıza (tekne ofis, dubai'de beyaz elbiseler içindeki haller), o nedenle bu evlilik de ondan beklendiği gibi şaşırtıcı. Beni asıl şaşırtan, ertuğrul özkök'ün kendisi hakkında yazdığı, 3 yıl önce karısına aşık olan adamın karısını hastayken terketmesi üzerine yazı oldu. Kendisinden bu hassasiyeti beklemiyordum açıkçası. Nihayetinde ALi Taran'ın karısıyla ilişkilerinin ne boyutta olduğunu, karısının sağlık durumunu, hastalığın ilişkilerinin nasıl etkilediğini magazin haberleri üzerinden anlamamız zor. Bu yüzden de gazetelerdeki tüm imaların aksine, bu konuların kulaktan dolma bilgilerle bizi aşacağını düşünüyorum.

Tüm tabloya bakınca, sevgiye aç genç bir kadın ile ona sevgi verip, buna karşılık hayatına renk girecek bir yaş almış erkek. Bu noktada hediye edilen Range Rover jipi nasıl konumlandırmalıyız pek bilemiyorum.

Ayşe Ö'nün aşka olan inancını, bugüne kadar yaşadığı tüm ilişkileri büyük heyecanla medyayla paylaşmasını, takdir edilmesi gereken bir iyimserlik olarak görüyor; uzun süredir okumadığım için çok da mutlu olduğum yazılarına magazin merakım nedeniyle geri dönmeyi planlıyorum. 

bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

Bir Lübnan'lı ex damat adayı vardı, onla neden ayrıldı Ayşe Ö? 

AYşe Ö, kesinlikle saçlarını toplamalı. Açık saçlı haline, düğün münasebetiyle laf etmiyorum.
Ama tırnak ve ojeler içinse müsadenizle eyvah eyvah diyeceğim.

ps. başlık şarkısı Ayşe Ö ile Sabıkalı

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Şehnaz Tango'da bunca yaş farkı olan bir birliktelik için şu cümle kurulmuştu; O'na yaşamadığı 30 yılı yükleyemezsin.

Bir nev-i sübyancılık hoşuma gitmeyen şeyler hem bir tarafta hasta yatağında terk edilmiş bir kalp, tasvip edeceğim hiçbir noktası yok ki sıra range rover a gelsin...

http://vintagebiscuit.blogspot.com/2011/07/zeytin-agac.html