26 Temmuz 2011 Salı

"çok şey eksik çok şey yarım"


Baştan söyleyeyim, iş bu yazı tamamen kendime dair şaşkınlığımı anlatmak için yazılmaktadır. Yazıda geçen kimseleri  eleştirmek amacında hiç ama hiç değilim, öyle anlarsanız vallahi küserim sayın okur. 
Formula 1 ile ilgilenenler Serra Okumuş'u hatırlayacaktır sanırım. Bendeniz bu ülkede Formula 1'in en popüler olduğu zamanın yayın haklarının NTV'de olduğu zamanlarda olduğunu düşünenlerdenim. Serra OKumuş'u da o zamanlarda tanımıştım.
Yanılmıyorsam aslında o zaman soyadı Serra Demirkol'du ama benim kendisinin Mehmet Demirkol ile evli olduğunu idrak etmem biraz gecikmeli olmuştu. Gelin görün ki daha sonra bu fikri kendime sabitledim. İki dünya biraraya gelse de benim için Serra Demirkol Mehmet Demirkol'un eşiydi.
ilk önce şahane kızıyla Girandola'da rastladım kendisine. Şimdi böyle rastladım yazınca karşılıklı konuşmuşuz gibi oluyor ki, hadise tamamen tek taraflı olarak benim kendisini görmemden ibaret aslında. O zamanda minik kızı pır pır ortalarda dolaşıyordu ve yanımdaki popüler kültür cahiline, serra demirkol'u anlatmak imkansız olduğundan olaya Mehmet Demirkol kısmından girmiştim. Benim için Serra Demirkol'un kızı demek Mehmet Demirkol'un kızı demekti. Daha sonrada birçok kez Arnavutköy civarında gördüm anne kızı.
Ve bir günde Güntekin Onay ile gördüm Serra Okumuş'u. Ee tabi dedim, bu insanlar aynı camiadan yanyana olmaları da normal. Çünkü evlenen insanların boşanabileceğini nedense ısrarla yoksayıyordum.
Nasıl bir yoksaymaysa artık bu, en son tatilde Serra Okumuş' u görünce, Mehmet Demirkol da buralarda herhalde dedim. Ama ne oldu bir anda Güntekin ONay çıkageldi Ve ben o zaman artık olayın benim hayalgücümden çok farklı olduğuna kanaat getirdim.
Önce dedim ki, herhalde Serra Okumuş aslında hiç Mehmet Demirkol'la evlenmedi, ben böyle bir hikayet uydurdum ve buna da acayip inandım. ( bknz. Daha önceki Mirgün Cabas hikayesi) Sonra kendime bu haksızlığı yapmayıp, google'a danışmaya karar verdim. Ve aslında Serra OKumuş ile Mehmet Demirkol'un ayrıldığını; daha sonrasında da kendisinin Güntekin ONay'la evlendiğini öğrendim. Daha da vahimi benim gördüğüm minik kızın da Güntekin Onay'ın kızı olduğunu, hatta çiftin yakın zamanda dünyaya gelen bir çocukları olduğunu da öğrenerek resmi tamamladım.
Tatilde 3 gün boyunca aynı yerde olduğumuz ve Güntekin Onay'la kızı Irmak'ın pek keyifli deniz maceralarını izlediğim için de, kendi teorilerimden de uydurduğum yalanlardan ötürü de çok utandım. 
Bu yazıyı da işte tam da bu sebepten benim gibi geçmişte kalanlar varsa diye yazdım, bir yandan da vicdan azabımı hafifletmeye çalıştım, amacıma ulaşabildim mi gelecek günlerde kendime sorar size de haber veririm.

ps. Şike gündemi vesilesi ile  yurdumuz insanı her yerde (denize girecekken, kızıyla kumda oynayacakken) kendisini durdurup ne olacak bu durumlar demekten de kendini alıkoymadı ama benim gördüğüm kadarıyla da Güntekin Onay hepsine sabırla yorum yaptı ya, bunu da ayrıca tebrik etmek isterim. 

ps.2. başlık şarkısı Yonca Lodi- Mum Lekesi

3 yorum:

Fery... dedi ki...

kritize etmek veyahut eleştiri etmek

bana bunu açıklayabilir misin sayın blogger :P

malumafatrus dedi ki...

kritik etmek mi olması lazım kritize de edilebilir sanki? ama senin için eleştiri etmem yaparım:)

Fery... dedi ki...

eleştiri etmek diye bir şey zaten yok da :) 0nu eleştiri yapmak olarak düzeltmen kalp atışlarımı büyük ölçüde düzeltti :) bir de kritik etmek kritize etmek her neyse anlam olarak eleştirmekle eş değil mi? Bence öyle o zaman neden bu karmaşa, göndermiyorsun bana yazılarını edit etmem için :) geçmişte de kuşburnu ile aldatmıştın zaten :P