30 Temmuz 2011 Cumartesi

"boş vaatlerle oyalayıp çok beklettiniz"

  • Özellikle yaz aylarında, hafta sonu İstanbul'dan gitmek benim bünyeme fevkalade bir ferahlık katıyor sayın okur. Bu şekilde İstanbul'dan bunalmak yerine İstanbul'u özlemeyi bile becerebiliyorum. Ve bu sıcaklarda İstanbul yakınlarında sakince bir yazlığı olan insanları da içten içe kıskanıyorum. Ben yazlık sahibi olamadığımdan, denizyolu ile gidebileceğim yerlere gidiyor, bu sayede de IDo’nun ödediği ihale parasını çıkartmasına vesile oluyorum.
  • Eşek yüküyle IDO’ya para bağlayan Tekfen grubu, bu parayı çıkartabilmek için IDO’daki değişikliklerine fiyat politikası ile başladı. İlk olarak en karlı alanı olan Bandırma seferlerini esnek fiyat uygulamasına geçirdiler. Bu da bana yol su ve erken bilet alma zorunluluğu olarak geri döndü. Ama IDo’yla savaşmak konusunda epeyce uzmanlaşmış biri olarak bayram biletlerimi bile zamanında ve onlara inat en ucuz fiyattan aldım. Çünkü kimse kusura bakmasın, esnek fiyat dedikleri şeyin sade 2-3 bilet olduğunu tecrübeyle test etmiş bulunuyorum. Yine de kendisine muhtaç olduğum için şimdilik baltalarımı çıkartmıyorum. Bir de İstanbul girişinde ben denk gelmesem de, Mudanya’da araç girişlerinde de kontrol yapılmaya başlamasını takdir ediyorum. Diğer türlü sadece yaya yolcuların giriş kısmında valizleri x-rayden geçirip, arabaları aramamak ultra manasız olmaktaydı. Hepsini aramama şansları varsa ben ondan taraftarım tabi, o ayrı.
  • Gerçi her türlü saçmalığın yaşandığı İstanbul’da bazı kontroller olmak zorunda o da ayrı. Misal yıllar önce başıma gelen ve yazdığım da bir hadise vardı; bir arabadaki iki genç havalanında görevli olduğunu, parasız kaldığını ama yanında parfüm olduğunu ve onu satmak suretiyle kendisine yardımcı olabileceğimizi söylemişti. Aynı oyun, dün akşam IDO girişinde bir yaya tarafından sergileniyordu. Tabi ben havalanında çalışıyorum ben cümlesini duyduktan sonra, paran yok ama parfümün var onu satmak istiyorsun dediğim de karanlıkta olsa karşımdakinin yüzündeki morluğu sezdim. Sonrasında da seksen yaşındaki yaşlı teyzeler gibi, insanları kandırmaya utanmıyor musun sen, içerideki polise seni şikayet edeyim de gör dedim. Çocuk da tedirginliğini belli etmeyip ben yalan söylemiyorum ki, artık madalya verirler sana şeklindeki beyanatları ufak ufak ortamdan kaçtı. Ama özellikle İstanbul dışından gelen yolcular bu yalana kanıyor ve bir güzel o parfümleri alıyorlardır ki, bir kez daha başıma gelirse yeni ıdo yönetimime ilk görüş mailimi atarım.
  • Tabi o zamana kadar bu yandaşyalaka kanal 24 yayını ne zaman ihaleye verilecek dostum diye de mail atabilirim ki, onlar da bana yandaş olmayan kanal kalmadığından idare edin bununla ne olacak diyebilirler.
  • Bu yandaşlık hali her yerde karşıma çıktığından, bir yandan asabiyetimi sürekli ayakta tutsa da, eksisozlüğün sayısız yobazla dolmasına ayrıca üzülüyorum. Bu yüzden gündem yaratan konular hakkındaki yorumları okumaktan itinayla kaçıyor, kendisine hissiyatlı google niyetine başvuruyorum.
  • Babamın dişlerini yaptırma münasebetiyle yemekten de aslında hiç kesmeden ve daha önemlisi fark etmeden 10 kilo vermesi, bu olayın önemsenmediği zaman başarıldığını bana bir kez daha gösterdi. Bu yüzden yediklerime dikkat etsem de, bünyemi aslında zayıflık derdim olmadığına inandıracağım.
  • Bir de sportif olacağım ki, bunu bir başka yazı konusu yapmak için, sadece “gözlem dolu” yazılarla çok yakında karşınızda olacağımın müjdesini vererek, satırlarıma son veriyorum.
ps. başlık şarkısı Kırmızı ile İsyan

3 yorum:

kusburnu dedi ki...

ohh.. yaşasın spor.. yaşasın ter kokulu blog yazıları :))

Fery... dedi ki...

spor konusunda Ozan'ı ve blogunu tavsiye ederim :) adam fit ötesi bir şey oldu yahu :)

malumafatrus dedi ki...

ozan bence artık ekside feri:)yani ben onu rol modeli olarak seçersem, başarısızlık kaderim olur. Ozan'ın sportif performansının 10'da biri benim için başarıdır:)