20 Temmuz 2011 Çarşamba

"bahçede ıhlamur masamda incir rakısı"

                                       

Ayça Şen sempatizanlığım malumunuz. Kendisinin bilumum gazete yazısını da, şarkı sözünü de, kitap satırını da usanmadan bu blogda kopyaladım ve hatta bu olayı o kadar abarttım ki bazı dikkatsiz google kullanıcıları bu blogu ayça şen’in sandı.
Köşeyazicisi, radyo diceycisi, reklamekmekçisi Ayça Şen her yerdeyken sorun yoktu. Sonra Radikal değişti ama o ben değişmem dedi, radyo alemlerine veda etti ve twitçi alemlerden de gitti. Ben bu sessizlik döneminde bir yerlerde kitabını yazıyordur, gün gelir tekrar döner piyasalara sanıyordum,  gelin görün ki  golü ters köşeden  yedim.Twitter alemine geri dönen  Ayça, eşiyle beraber, Alaçatı’da İL Fico diye bir restaurant açtıklarını duyurdu.
Prensip olarak popüler olanı önce reddedip sonra da fazlasıyla benimsemek gibi güzide özelliklerim vardır. Bu nedenle bugüne kadar Alaçatı tatil rotamda olmadı. Bu senede ise farklılık olsun diye kıyısından köşesinden bir görelim amacıyla yolumuzu çizdiğimizde, herkes alaçatı’ya gideceğini söylüyor , kesin çok kalabalık olacak önyargımı da her ihtimale karşın cebime attım.
2 günlük kısa ziyaretimin, sörften ve insanların çoğundan uzakta gerçekleştirdiğim dakikalara istinaden söylüyorum bence Alaçatı, popülaritesini hak edecek güzellikte. Bir tatilde aradığım güzel denize sahip olması beni benden alan birinci unsurken; kaldığımız otelde akşamüzeri çayla kek servisiyle karşılanmamız (her tatildeki hayalimdir) mutlulukta zirveyi görme nedenim olmuştur. Bunun içindir ki, gönül rahatlığıyla alaçatı’ya gideceklerin konaklayacak yer olarak Alaçatı Sörf oteli düşünmelerini öneririm.

                                             
Yazının başındaki Ayça Şen ipucunu Alaçatı ile birleştiren okur, yazımızın asıl konusunun  İL Fico’da yediğim yemek olduğunu tahmin etmiştir sanırım. Twitter’da memo (ayça ş’nin oğlu)’nun doğum günü olduğunu yazınca mekanda kendisini göreceğimi pek düşünmemiştim açıkçası ama kendisinden önce sesini duyunca bir tatlı tebessüm yerleşti suratıma.
İl Fico, çok tatlı bir mekan. Mekanda kocaman bir incir ağacı var ki, Fico’da İtalyanca’da incir demek olduğu için mekan ve isim uyumu 10 numara.  Bilenler için tarif etmek gerekirse Çivit kafeteryanın sol arasında kalan mekan, ALaçatı’nın o yoğun kalabalığından da biraz uzakta kaldığı için gayet keyifli. Yemeklerin detayını vermeden sadece hepsinin çok lezzetli olduğunu vurgulayıp, geri kalanı sizin damak zevkinize bırakmak isterim.
Bendeniz, arasıra bazı bazı yükselen girişgenliğimle, Ayça ş’ye kendisi için mekana geldiğimi pek tabi anlattım. Bununla beraber kendisine dair birçok şeyi de “biliyorum” diye vurgulayınca, hafif  takıntılı hayran profili de hafiften çizmedim değil. Tabi bu noktada ben lüzumsuz bilgiler insanıyım, google da olsa kendime depoluyorum her  şeyi demem absürt olacağından sustum. Sadece bir blog yazdığımı ve blogun hedaerında kendi şarkı sözünün yer aldığını belirtince, o da birkaç kez o bloga denk geldiğini söyledi;  ben  de  fazlasıyla şaşırıp, aynı zamanda elçi google’a teşekkürlerimi sundum. Bununla beraber başka muhabbetler de ettik ama o kadarı da bana kalsın artık diyorum.
Benim için fazlasıyla keyifli bu gece için de bir kez de buradan Tony ve Ayça Ş’ye teşekkürlerimi sunup, güzel mekanlarının şansının yaver gitmesini diliyorum. 

ps. başlık şarkısı Teninle Konuşmak- Ezginin Günlüğü (Ama ben Ortaçgil'den dinlemeyi seviyorum) 

4 yorum:

defneyleyasamak dedi ki...

Pek şahane olmuş. Pek mutlu oldum. Pek kıskandım :)

soluk dedi ki...

tatil planı yapmaya yeni başlayan biri olarak kafam bir hayli karışık. alternatifler arasında alaçatı da var. şimdi yazını okuyunca alaçatı iyi bir seçim olacakmış gibi geldi yine de son kararımı vermiş değilim. bu arada sayende ayça şen'i daha iyi tanır oldum ben de:) sevgiler...

malumafatrus dedi ki...

Tuğba; an itibariyle bodrumdayım ve buradaki kalabalığı ve sıcağı görünce alaçatı'ya geri mi dönsek diye düşündüm :)

Soluk, tatile arabayla çıkacaksan alaçatı keyifli ama arabasız biraz zorlayıcı olabilir bunu da belirtmem gerekir:)

Fery... dedi ki...

şu an orada olabilirdim(k)...