16 Haziran 2011 Perşembe

"zor bir gündü dünün gibi yarının gibi"

  • Sürekli ve her şeye mazeret üreten insanları hiç sevmiyorum ama bu insanların yaptıklarının “mazeret üretmek değil gerekçe sunmak” olarak algıladıklarını gördükçe de, acaba ben de böyleyim de farkına mı varamıyorum diye endişe duyuyorum. Bu nedenle şu hepimize iletmek isterim. Herkesin belli bir hata payı var. Bir de herkesin kendi tercihleri var. Görünen köy de kılavuz istemediğinden kimse kimseyi kandırmasa iletişim anlamında daha net ve dürüst bir seyir ilerleriz diye de teoriler üretiyorum.
  • Aynı sorguyu, iş hayatında erkek ve kadınlar davranışı tamamen farklı olanlara denk gelince, acaba ben de böyle bir şey yapıyor ama idrak edemiyor olabilir miyim diye yapıyorum. Bu ayrımcılık hadisesinde, bugüne kadar hemcinsini kayıran veya ona destek sağlayan bir kadın maalesef göremedim. Erkeklerdeyse durum  farklı. Bazı erkekler kadınlara ( genelde şekil şemal önceliğiyle maalesef)  ayrımcılık yaparken, büyük çoğunluk da o “kadınların her daim bir adım geride” olması gerektiği fikrini farkında olmaksızın hal ve tavırlarına yansıtıyor.
  • Seçim de bittiğine göre bir dönem politikayı yoksaymayı tercih ediyorum. Nasıl olsa o bir yerde bana dur diyecek, o tehlikeyi sezene kadar biraz ruh sağlığımı dinlendirmek şu çaresiz ülkede herkes için şart gibi.
  • Sakin, yeni albüm çıkartsın diye beklerken ayrıldı falan fişman. Gelin görün ki hala kendilerinden bir ses soluk yok. Bir grup serüveniyle müzik hayatlarına mı son vermeye karar vermek istediler  gerçekten merak ediyor, onlardan da bir ses’i heyecanla bekliyorum.
  • Tanımadığınız kuaför sizi rezil de edebilir, vezir de. Ben tabi üstün seçim yeteneğimle bu süreçte hep rezil olan tarafta yer alıyorum. Bugüne kadar bir kuaföre de “kendimizi kandırmayalım dostum” diyemediğim için, kibarlıkla karışık somurtmaktan öteye gidemiyorum. Ama o saçma sapan hallerde aynalara baktıkça da kendime kızıyor, harcadığım vakite yanıyorum.
  • Nişantaşı Atiye Sokak kapandı kapanalı bir başka havaya bürünmüş durumda. Ben tabi o kadar insana pek tahammül edemediğim için o sokağa sadece Girandola münasebetiyle giriyor onda bile pişman olup, olay mahalinden hemen uzaklaşıyorum.  Ve atiye sokağın bir anda yıkılıyor kıvama gelmesiyle, yemek, kahve bahane millet görüp görünmek istiyor şeklinde bir çıkarım yapıyorum.
  • Tabi bir de sokaktaki tüm mekanların (özellikle Çiller ve Yılmaz aileleri)tüm yolu kapatması, sokağı kendilerinin sanarak hareket etmelerine de gıcık oluyorum. Ve bir derece ileri de gidip, bu mekanların hepsinin elde ettiği cironun belli bir kısmının Mustafa Sarıgül’e yol su elektrik olarak gittiğini düşünüyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Ricky Martin konserinin kitlesi kim?Ergen  nesil kendisinin popüler haline denk gelebildi mi? Kaldı ki kendisinin 3 adet şarkısını bilen birileri gerçekten var mı?
  • Okullarda halen, hard copy karne mi veriliyor?Peki biz e-karne dönemine tanık olabilir miyiz sizce?

ps. başlık şarkısı Rashit- Zor Günler

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Kuaför ile yazdıklarına aynen katılıyorum. Her seferinde "buna son vericem" diyerek gidiyorum fakat yine O nun yaptığıyla yetiniyorum..