12 Haziran 2011 Pazar

"yazmışsa bozmak olmaz"

işten eve dönmek her halukarda güzel bir şey olsa da, masterchef türkiye benim için eve dönmeyi daha da keyifli kılan bir programdı. Di'lik geçmiş zaman kullanmamın nedeni, programın ilk kısmının hafta sonu itibariyle sona ermesi. Ortalarda bir fragman da dolaşmadığına göre, 2. kısım hemen başlayarak yaz sezonunda ölü tv sezonunda benim gibiler için bir kurtarısı etkisi göstermeyecek. 

Bu noktada dahil olduğum kadarıyla birinci bölüm hakkındaki fikriyatlarımı tarihe not düşmek isterim.
Masterchef Türkiye'nin son bölümlerine daha çok dahil olabilsem de, tüm hakaretlerine rağmen Batuhan Zeynioğlu'nu da, tüm nezaketiyle Murat Bozok'u pek sevdiğimi belirtmeliyim. Öykü Serter'e ise, yaptığı işe göre çoooook büyük kaçan özgüveninden ötürü bir gıcık olma durumum var. Erol Kaynar'ı ise babacan tavırlarından ötürü sempatiklikler listeme ekledim.

Ve masterchef sayesinde  en çok ilk 3 adaylarından biri olan Semra'ya gıcık oldum. Kimse kusura bakmazsa sadece iyi bir ev kadını olan Semra'nın elendikten sonra yaptığı, dünyanın en iyi kocasına sahibim, güzel de kadınım beyanatları, kendisinin  neden iyi bir chef olamayacağının en güzel ispatıydı.
Ama hangi nedenle masterchef ferhat yerine panik ve ezik Muzaffer oldu işte bunu anlayamıyorum. Tek neden, Fenerbahçe dışında desteklediğim bir kişinin/takımın her hangi bir yarışta birinci olamamasıyla ilişkilendirdiğim makus kaderim olabilir. Tabi bununla beraber jürinin, özellikle Batuhan'ın başından beri Muzaffer'i desteklemesi ve Muzaffer'e kıyasla Ferhat'ın kendine gayet güvenen halinin jüriye pek de sempatik gelmemesi.

Finalde yapılan ana yemeğin tavuk olması ama buna rağmen saçma sapan bir tatlıya ( görüşü tatlı gibi olmayan tatlı) final yapılması ve son noktada hiç verilmeyen yüksek puanların sahneye çıkması aslında, kararın finalden de önce belli olduğunun güzel bir kanıtı.

Ama işte her sonuç için böyle yan çizmek ne yazık ki mümkün değil sayın okur. Yani mızıkçılık bazı yerler de kabul görse ya da acımızı dindirse de, bazı büyük ve genel sonuçlarda bambaşka sorgulamalara giriyorsunuz.

Bunun adı karamsarlık, kabullenme ya da her ne olursa olsun, sonuç değişmiyor.

Bazılarımızın fikirleri bu ülkede maalesef pek kabul görmüyor.

Bu gerçeğin değişeceğine dair de bir işaret de takdir edersiniz ki buralardan pek görülmüyor. 

Hiç yorum yok: