30 Haziran 2011 Perşembe

"çok konuşan erkenden ölür konuşmayan sömürülür "

suni twitter tartışmaları üzerine vol.2;
Dün Ece Temelkuran twitter'da, "Havayollarında "silent flight" diye bir uygulama olsa. Ekstra ücret ödeyerek çocuksuz ve sessiz uçaklara binebilsek... İyi olmaz mı ey THY!" böyle bir beyanatta bulundu ve sonrasında küçük çaplı bir asma kesme kampanyası başladı.
Benzer hissiyatlara dair bir yazıyı da daha önce Yiğit Karaahmet için yazmıştı. Ama kendisinin misyonu her şeye ters yönden bakmak olduğu için bu yazı pek tepki toplamazken, ece temelkuran vatan haini noktasına epey yakınlaştı.
Bendeniz bu yazıları bekar ve sıfır çocuk sahibi olarak yazıyorum. Anlayacağınız çocuk sahibi olma kavramından çok uzağım. Ama az biraz empati yapabildiğimi iddia ediyorum.
Bu yüzden de bizlerin çocuk sahibi olanların hallerinden anlayamamıza rağmen, çocuk sahibi insanların vakti zamanında çocuksuz olduğunu ve o zamanki kendi hallerini düşünerek, bizi anlayabileceklerin sanıyorum. 
Sanırım bu konuda hemfikiriz, çocuk sahibi olmak, kendinden önce başkasını düşünmeye başlamaktır değil mi? Çocuk sahibi olana kadar çocuğumuz şımarık bir çocuk olarak hayatımıza devam ediyoruz. Bazıları çocuk sahibi olduktan sonra da bu şımarıklarını koruyabiliyor ki, gerçekten takdir ediyorum kendilerini.
Ve Ece Temelkuran'ın çocuklu ve çocuksuz olmasını istemesini de sanırım çocuksuz olduğum için anlıyorum. Bugüne kadar hiçbir seyahatimde bir çocuk sesi beni deli etmedi. Genelde de muhabbet eder, özellikle de ağlıyorsa çaresizlik içindeki anneye yardımcı olmaya çalışırım.  Ama özellikle uzun bir seyahatte daha sessiz bir ortamı tercih etme şansım olursa da buna itiraz edemem. Bunu itiraz etmeyi de insanlıkla bağlantısını şahsen bağdaştıramıyorum. 
Bir de biraz hadsizlikte yapıp olaya ters köşeden bakıyorum ve çocuğuyla seyahat ederken onun ağlamasını dindiremediği için tedirgin olan ailelerin, bu sayede kendilerini daha rahat hissedeceklerini düşünüyorum. 
Bu konuda Ece Temelkuran'ın aldığı aşırı tepkide, bugüne kadar çizdiği aşırı hassas imajı var ki, asıl sorun o imaja körü körüne inanmakta bence. Ben ne Ece Temelkuran'In ne de Can Dündar'ın kanatsız melek olduklarına inanacak yaşı çoktan geçtiğimden; bu yüzden de birinin karısını aldatması, diğerinin çocuklardan uzakta kalması şaşırtmıyor beni.
Zaten biz hala niye insandan gelen bir şeye şaşırıyoruz bunu da anlamıyorum.
Birbirimize tahammülümüzün bu kadar azaldığı bir noktada, fikrimizi söyleme özgürlüğümüz daha ne kadar elimizde kalır bunu da gerçekten merak ediyorum. 

ps. başlık şarkısı Rashit- Ne yaparsan yap

Hiç yorum yok: