22 Haziran 2011 Çarşamba

"bir kez daha düşüyor kentlerin yabancı sesi üstüme"

  • Plan program şu hayatta en sevdiğim şey. Yaklaşık 10 yıldır bir gün sonra ne giyeceğini belirleyen bir insandan da aksi beklenemez sanırım. Bu nedenle ucunda bana hediye gelen süprizler dşında diğer süprizlere pek sıcak bakmadığımı itiraf etmeliyim. Aynı şekilde bir planım olmadığı sürece tuhaf bir tedirginlik hissettiğimi de.
  • Mamafih, ben hiçbir zaman 3-4 ay öncesinden tatil planlayan, indirimli biletler satışa sunulduğunda bir program yapabilenlerden olamadım. Her seferinde böyle öyküleri duyup, çok heveslensem de kendim o bilet ekranıyla ve takvimle başbaşa kaldığım da şu güne alayım gitsin diyemiyorum.
  • Sosyal hayat yoğunluğu denilen bir derdim de olmamasına rağmen, nadir uzun vadeli planlarımda bir ziyaret, düğün , kutlama oluyor. Onlar olmasa bir eğitim toplantı ıvır ve zıvırla planlarım illa çakışıyor. Bu nedenle çok rica edeceğim gidenler benim yerime de gezsin sayın okur.
  • Etrafım başarı dolu diyet hikayeleri ile dolu. Ve bu benim iştahımı psikolojik olarak keserken, aynı iştahın fiziksel yanı açım ben açımdan başka bir şey söylemiyor. Yemek ve spor konusunda bu kadar konuşup, hiçbir aksiyon alamamak da sinirimi bozuyor. Sonra zaten aslında hayatımda karar vermem gereken birçok noktada karar vermeyip, günü ötelediğimi görüp kendime sinir oluyorum.
  • Bir insan neden politikaya girer, gerçekten vatana hizmet midir amaç sorusunun cevabını henüz bulamadım. Bu nedenle daha 30 yaşına bile basmamış veyahut yeni basmış insanların neden milletvekili olduğunu hiç anlayamadım.
  • Kimse kusura bakmazsa devlet ve millet yönetmek söz konusu olduğunda deneyim denilen hadisenin akıl, fikir, ve birikimden daha anlamlı olduğunu düşünüyorum ben. Aynı hissiyatı bir diş hekimliğinde gösteririm. 2 yıllık bir diş hekimine tedavi olmak istemem açıkçası. Ve bu yüzden tanımasam da etmesem de, bu gencecik milletvekilerin zengin ailelerin çocukları olduğu yönünde de bir kanım var niyeyse.
  • Bir de deneyimlerim gereği, benzer iyi ilişkileri (sosyetik adıyla network) olan ailelerin çocuklarının ne kadar kolay bazı iş imkanlarınaa sahip olduğunu görüyorum. Açıkçası fırsatı olan insanların bu imkanları kullanmasına lafım yok ama bu şansları yüzünden kendilerine karşı öyle bir yargı doğuyor ki, bu işin fırsat maliyeti nasıl hesaplanır bilemiyorum.
  • Takip edenler için Radikal gazetesinden yaşanan ayrılıkları, Serdar Erener’in seçim sonrası beyanatlarını ve en son Sinan Çetin’in hallerini ( izlemedim, okudum) görünce, bu insanlarla beraber Nil Karaibrahimgil, Sertap Erener, Elif Şafak’tan da ciddi ciddi nefret ediyorum.
  • Yaz gelip çatmışken, demet akalın albümü çıkartmışken, Elif Şafak nasıl bir yaz kitabı çıkartmanı henüz, ona da şaşırıyorum. Daha önce twitter’da yazmıştım, bir ara o kadar röportaj veriyordu ki, herhalde bunları da toplayıp kitap yapıcak demiştim. Eğer eskileri yeni gibi paketleme işi de bittiyse, röportajlara yönelmesini kendisine naçizane bir tavsiye olarak sunuyorum.
  • Yaz kitabı demişken, Perihan Mağden’e dün kafasına göre yazdığı yazısından ötürü “bu kafa neyin kafası “ diye de sormak istiyorum. Kimse kusura bakmasın ben 10 yanlış olan bir yazıdaki 2 doğruyu görmek zorunda hissetmiyorum. Bu nedenle de perihan mağden’in kişisel hırslarını kaleme aldığı satırları ergenkon başlığı altında toplamasını ( yazıların bu noktada Taraf’ta yazılması çok doğru seçim) da gerçekten zavallıca buluyorum.
ps. başlık şarkısı gece treni- mehmet güreli

Hiç yorum yok: