30 Mayıs 2011 Pazartesi

"yine mi ters açıda marsla jüpiter"

  • Son dönemde evde fırsat buldukça ve leyla ile mecnun'un ikinci üçüncü tekrarlarından fırsat buldukça masterchef'in eski bölümlerini izliyor ve genelde orada yapılan yemeK olsaydı da yeseydik diye kendi kendimi cezalandırıyorum. Yemeklerde füzyon çalışmamı 6 yaşlarında bıraktığım için, onlar ne yapıyorsa aynısını yapıyım olaylarına hiç girmiyor, sadece bir sonraki yemek tercihim için  bu alternatifi yemeliyim notunu düşüyorum aklıma.
  • Program çok uzun olduğundan genelde başına başlıyor ama sonunu getiremiyorum. Geçenlerde sufle ve ravioli yapımının olduğu bölümde de aynı şey geçerli oldu. Ama işte benim aklıma o şahane iki tat kazındı ve o gün bunları yemeliyim diye yollara düştüm.  Benim gibi sabit damak zevkliler için İtalyan mutfağı gerçek bir kurtarıcı. ya da ben çok sevdiğimden böyle düşünmeyi tercih ediyorum.
  • Masterchef'le iştahım açılmış bir şekilde yollara düştüğümde aslında tamamen italyan mutfağı üzerine kanalize olmuş sadece birkaç mekan bildiğimi farkettim. Bununla beraber raviolinin ve raviolinin güzeli ile suflenin şahanesini yiyebileceğim yerleri bildiğim için kendimi şanslı hissettim. 
  • Ve o gün de, bence muhteşem bir tat olan patlıcanlı ravioli'yi yemeye susam cafe'ye cihangire kapağı attık. (Kapağı atmak, bütün gün boyunca kendi alışık olduğumuz yerlerden uzaklaşmak gayesi ile trafiğe kapılıp, attığımız tüm adımlara pişman olmak. ) Susam nihayetinde bir restoran olmamasına rağmen öyle güzel bir ravioli yapıyor ki, değme italyan restoranlarına bence taş çıkartır.
  • Bu noktada İtalyan mutfağı demişken, bu alandaki en güzel yerlerden, bir 31 Aralık gecesi "sufleee sufleee" diye mutfağına bile girdiğim pucci'nin de kapandığını üzülerek belirtmem gerekiyor.
  • Hiç bilmediğiniz bir ülke, şehir, semt hakkında sayısız yoruma ulaşıp fikir sahibi olmak çok büyük avantaj. Gelin görün ki, bazen bu avantaj bazı zamanlarda dezavantaj halini de alabiliyor. Özellikle ben son zamanlarda okuduğum tüm yorumlardan etkilenip, o mekanlardan soğuyorum. Film hakkındaki spoilerler gibi, bazen mekanlar hakkında da kendim yaşayım göreyim diyorum. Bir yandan da 10 kişiden 8'i aynı şeyi söylüyorsa bu yanlış olamaz diyorum. Anlayacağınız okuduğum tüm yorumlar sonrasında iki arada bir derede şaşkın ve kararsız bir halde kalıyorum. Bunun adı sanırım bilgi kirliliği. Bu yüzden de benim için tercihleri,yazıları bir şey ifade etmeyen kişilerin yorumlarını yoksaymaya çalışacağım. Sözlükte bir araştırma yapıyorsam mesela, o kişinin diğer yorumlarını da okuyup, ona göre yorumunu dikkate alıp almamak konusunda karar vereceğim. 
  • Ve çuvaldızı başkalarına batırdığım için, iğneyi de kendime batırıyor ve bundan sonraki mekan veya gezi yorumlarında daha net  verilerle karar vermenize yardımcı olacak şekilde yazılar yazmayı umut ediyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak masterchef hissiyatları;

  • Masterchef'te Ferhat dışındaki tüm adayları kısaca saçma buluyor ve kendisini destekliyorum. Semra şaşkın ördekliği ile bir numaramda yer alıyor, Muzaffer kendine güvenen ama mahçup imajı tercih eden tipiyle ikinci, kendine güvense de mıymıy konuşması ile ultra sıkıcı olan tuğsan ise üçüncü
  • Bir de yemek yarışmasında bile eli yüzgün çocuğu beğenme hali nedir Allah aşkına? Ben ergenliğim bitince bu olaylar sona erdi sanmıştım ama halen aynı hızla devam ediyor maşallah. Bu nedenle  Tuğsan tuğsan diye sayıklayan kızları Tuğsan'dan da sıkıcı buluyorum. 
ps. başlık şarkısı Sezen Aksu- Aşka şükrederim

Hiç yorum yok: