12 Mayıs 2011 Perşembe

"tesadüf olamaz bugüne kadar geçen gün"


Acun ılıcalı ne istiyorsa onu konuşur hale geldiğimize göre survivor hakkında yazı yazmak da boynumun borcudur.

Bence acun ılıcalı’nın en büyük başarısı, daimi izleyici kitlesine gerek görmeden programları hakkında konuşulur hale getirmesi. Yani siz Survivor’ı baştan sona izlemeseniz de programda olan bitenleri fragmanlar ve gazeteler aracılığıyla az çok idrak ediyorsunuz. Sonra etrafta bolca muhabbetini duyuyor ve “ne oluyor ki” diyorsunuz.

Basit ama kolay uygulanabilir bir strateji. İzleyen de izleten de memnun. Bu kadar çok sponsor aldığına göre, reklam veren şirketler de sanırım memnun.
  • Yarışmada bir Nihat Doğan olmasaydı da bence Survivor konuşulurdu. Taner diye bir kahramanın hayatımıza girmesi kendisinin “tuhaf”lığından ziyade, Acun’un bu tuhaflığı keşfetme becerisidir.
  • Ebru Destan, benim için vamp kadın modelinin 2011 temsilcisidir. O dudaklar, o duruş, o omuzdan düşen t-shirt’le ıssız adada bile kendinden ödün vermemek gerçekten başarıdır. Ve kameralara oynamak diye bir şey varsa, Ebru Destan bence tam da bunu yapıyor. Gerçekten doğal hali buysa bile hiç sahici durmuyor ne yazık ki. Fotoğraf çektirirken göbeğine elini koymalar falan da ayrıca gözümden kaçmıyor, belirteyim.
  • Yalnız o kadar boyalı saçlar, şampuansız kremsiz, özellikle röportajlarda nasıl doğal saç gibi duruyor ben bunu bir türlü idrak edemedim.
  • Nihat Doğan üzerine laf edemeyeceğim, benim için Taner’den daha gereksiz. Birileri de onu önemsiyor ya, asıl bu da çok acı bir tablo. Erkeklik edebiyatı yapan adam’ın seda sayan sayesinde hayatımıza girmesi de işin asıl ironisi. 
  • Yarışmadaki favorim Derya. Dans yarışması zamanında hakkında yapılan tüm olumsuz eleştirilere rağmen sporcu olmanın farkını ortaya koyuyor. Özellikle dedikodu hadiselerine girmemesi ( en azından şimdilik) bence en farklı olduğu nokta.
  • Taner, tam bir küçük çocuk, tam bir Burhan Altıntop. Hem herkes hakkında dedikodu yapma, hem asabiyet yapma potansiyeline sahip. Gızlar değişiyle ada sonrası biraz daha ekranlarda görünür ama sonra yokolur kanısındayım.
  • Kavga oldu ama Pascal nihat’ı dövdü mü dövmedi ben bilemiyorum. Dövmediyse bu kadar gürültüye yazık olmuş.
  • Ama kendisini o kadar kısa zamanda bu kadar hatuna hayran bıraktığı için de tebrik ediyorum. Ben Ebru Destan’ı en büyük flört adayı olarak görsem de adadan vedalaşma vakti Asena’nın halleri fikriyatım da sapmalara neden oldu.
  • Daha öncede söylemişimdir Rahşan Gülşan’ı sevmem. Herkes tarafından sevilme çabasındaki sempatik hallerini de inandırıcı bulmam. Aslında inandırıcı bulmaktan ziyade, bu hal ve tavırlarını başka psikolojik nedenlere barındırırım. Ve açıkçası adadaki hiçbir hemcinsimi aklı evvel bulmasam da, kavga sonrası yazdığı, bu kavganın sebebi hatunların Pascal’ı gaze getirmesi mealindeki yazıyı gayet kötü niyetli gördüm.
  • Cengiz Semercioğlu’na ise lafım yok. Hürriyet nasıl bir gazeteki bu adam sürekli markalar, şirketler tarafından bir yerlere götürülürken ses etmiyor anlamıyorum.
ps. başlık şarkısı anlıyorum- pilli bebek

1 yorum:

pommeler dedi ki...

cok yerinde tespitler