8 Mayıs 2011 Pazar

"hep aynı sesler, aynı yüzler, aynı rüya, artık uyan"

                                   

Sevdim mi tam severim genimden ötürü, bedelsiz reklam konusunda kendime rakip tanımıyorum. Bir şeyi sevmeye göreyim, her yerde ve noktada ısrarla mevzu bahis etmekten kendimi alıkoyamıyorum. Bu işi blogda yapınca hadise monolog tarzında olduğundan durumumun tuhaflığını pek idrak edemiyorum ama ne zaman konudan kopuk insanlarla biraraya gelip derdimi anlatmaya çalışsam, o zaman "ne kadar da ayrı dünyaların insanı olduğumuzu" fark ediyorum.
Bu yüzden artık gönlümün yıldızlarını dilime pelesenk etme faaliyetlerimi sadece blog üzerinden yürütmeye karar verdim. En fazla deli işte der, yazıyı okumazsınız ya da okur "bu kadar abartılacak ne var ki?" der geçersiniz değil mi sayın anlayışlı okur?
böyle bir girizgahtan sonra anlayışınıza sığınarak, yine ve yeniden Leyla ile Mecnun övgü saatimize başlıyorum. 

Leyla ile Mecnun'la Behzat Ç bu hafta birbirlerine konuk oldular. Biz şimdilik Leyla ile Mecnun'a Behzat ve Harun'un dahil olmasını izledik ama bu akşam bir de iadeyi ziyaret olacak. ( Ne yazık ki bendeniz yine yollarda olduğumdan, diziyi kuvvetle muhtemel yine youtube'dan izlemek zorunda kalacağım. )

Böyle sıradışı iki dizinin biraraya gelmesinin afili bir nedeni var. Onur Ünlü de Emrah Serbes de çok sevdiğim Murat Menteş gibi afilifilintalar blogunda keyiflerince takılıyorlar. Tabi sadece 3'ü değil ama algıda seçicilikten ötürü ben şu an en çok üçüyle ilgileniyorum. Ve bu adamların ayrı ayrı gayet başarılı işleri yetmezmiş gibi bir de  birbiriyle paslaşmalarından hem mutlu oluyor hem de tuhaf bir gurur duyuyorum   ( sanırsın babamın oğlu)

Ayrıca gerçek hayatta her faninin bir ismail abi'si olsa, dünyanın daha keyifli bir hal alacağını iddia ediyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Yine bu anlamsız sahiplenmelerimden ötürü Tuba Büyüküstün ile Onur Saylak'ın birlikteliğine  çok sevindim.  Gerçi Tuba hanım kızımız biraz kararsızlıklar yaşasa da, gayet mutlu ve uzun ömürlü bir ilişkileri olur diye umut ediyorum.
  • Erdem Yener ve Dolunay Soysert'e olan sevgimden "Başrolde Aşk" dizisinde Erdem Yener'in kankasını oynayan tipin acilen yok edilmesini, Mustafa Sandal'a da rolünü büyütmeden oynamayı öğretilmesini önermekteyim.
  • Yapımcı olsam ilk dizimde Pamir Pekin'i başrolde oynatırdım sanırım, bu derecede güzel bir insan evladı bence kendisi. Buradan Lale Devri adlı abudik gubudik diziyi takip ettiğim sonucu çıkacaktır ki, yalanım yok şu an annem kontenjanından diziyi izlemekteyim. 
  • Akşama da survivor'u izlersem tez vakitte bir survivor yazısıyla karşınıza çıkabilecek altyapı tamamlarım sanırım. 

ps. başlık şarkısı Derin ile Kül

1 yorum:

Fery... dedi ki...

girişgah değil girizgah; afilli değil afili (ben de bunu Kerem'den öğrenmiştim :) )