12 Nisan 2011 Salı

"sonsuz bir düş içinde zaman akıp giderken"

  • herkesin kendini zeki sanıp, hep karşındakinin zekasından dert yanması malumunuz. Bu noktada sürüden ayrılmam, gün geldiğinden herkes salak ben akıllıyım diye düşünebilirim. Kendi farkındalığımı arttırıp bu şekilde başkalarını da anlamaya gayret göstersem de, aynı zeka seviyesinde olmadığımız insanları henüz anlama başarısı göstermiş değilim. Sadece şunu kabul ettim, karşınızdakine aptal deseniz bile gerçekten aptalsa bunu idrak edip kabul etmesi ne yazık ki mümkün değil. Bu yüzden kendinizi tüketmeyin sayın okur. Bu dünyaya bu kadar insan belli ki bir nedenden gönderilmiş, benden uzak olsun yeter demeye çalışın, diyemiyorsanız, bu da bir sınav geçecek, kopya olsa da şifre olsa da geçecek diyin geçin.
  • YGS'de şifre ihtimalinin ortaya çıkması ile ülkemizin üst düzey yöneticilerinin ne kadar tatminkar olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Niye olmasınlar ki? Onların çocuklarının okuma, para kazanmak gibi bir dertleri oldu mu bugüne kadar? Olmadı olmayacak; Türkiye İngiltere başbakanının ucuz tatili haberlerini hep "vay anasını" diye şaşırarak okuyacak. Ve bu ihtimali bize gerçek kılmaya çok yakınlaşan sezer ailesini de büyük çoğunluğu ile unutacak.
  • Din uzmanı olmasam da, kul hakkı kavramının önemini biliyorum ve bu nedenle de politik hırsların din dahil tüm erdemleri yokettiğini düşündüğümden, din ile siyaseti bir araya getireceğini iddia edenlerin sahiciliğine inanmıyorum.
  • Eğitilmenin yaşı ve günü olmadığına inanan şirketim sayesinde envai çeşit eğitimleri haftanın her günü alabiliyorum. Çok şükür bu aralar kendime yararı dokunacağına inandığım eğitimler aldığımdan halimden şikayetçi falan değil bilakis pek memnum. Bununla birlikte hafta sonu eğitime giderken; eskiden çok eskiden her hafta sonu bir kursla dolu olan çocukluğumu hatırlıyor ve "nereden nereye" diyorum. Her şeyin bir zamanı var diye boşuna söylememişler. Bugün Cumartesi Pazar dershaneye gitmek, bilumum kurslara koşturmak nasıl büyük bir külfet geliyor bana anlatamam. 
  • Bu sektörde olmayıp IDO 'nun ihalesini benim kadar heyecanlı takip eden var mıdır merak ediyorum. Satış sürecinin başından itibaren adayları ve iddialarını takip etmekle kalmayıp ihaleyi de bizatihi tv'den izledim.  Bu ihale süreciyle de bir Koç grubunun bir de Torunlar'In vizyonunu sorguladım. Koç grubu "sözde o kadar istediği" ihaledeki tavrıyla, Torunlar ise düne kadar ortalarda yokken birden bu kadar güçlenmeleriyle ( bknz. ali samiyen inşaatı) günün benim için dikkat çekenleriydi. Günün fatihi ise haliyle ihaleyi alandı. Şahsen sürecin başından beri tüm kararlarını tereddütle verdiklerinden, kesin Torunlar'ın olacak IDO ve kanal 24 izlemeye devam edicem  fikrine kendimi alıştırmışken son çıkışları ile beni benden aldılar. Twitterda da yazdım, tekfen grubunda olsam sanırım bu kadar sevinmezdim, tabi şu da var isterlerse onlarla ortak bir sevinme platformunda buluşabilirim. (meali IDO'yu huzurlu bir ulaşım aracı yapmak için  transfer tekliflerine açığım)
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Bünyemin her türlü aptalı çekmesini "zıt kutuplar birbirini çeker" yalanına dayandıramayacak kadar bezmiş durumdayım. 
  • Eskiden sadece blog vardı ve "ne yazıyorsun ki bloga sorusu" ile muhatap olurdum; şimdi bir de twitter var " ne yazıyorsun, şuraya gittim, burdayım" diye mi yazıyorsun sorunsalına cevaplar üretiyorum maalesef.
  • Tarihler 12 Nisan'ı gösterirken, blog yasağını halen kaldırmayan, kendi bloguma hırsız gibi türlü yollardan girdiren TTnet'i de Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın. 
ps. başlık şarkısı Kül ile Derin
ps.2. resmin adresi 


8 yorum:

varol döken dedi ki...

uzun süredir algıda seçicilik'e bu kadar şahane bir örnek görmemiştim, u güzide felsefe dersi konusunu sırf bana hatırlattığı için sizi seviyorum lan bloglar (ama lan burada sevgi ifadesini artırmadı doğru söyle:)

bu arada bloglara yazılar azalsa da başarısı artıyor, takip ediyor musun bilmiyorum ama 3 senedir blog idman yurdu ismiyle katıldığımız nike halı saha ligi'nde bu sene ilk maçımızı kazandık ve gruptan çıkma ihtimalimiz ilk defa çok yüksek...

bu arada bazı üst üste gelen gelişmeler sonucu ben aptal sandığım bazı kişilerin benden akıllı olduğuna inanıyor ve benim gerçekten bir zamanlar annemin dediği "sen ne sanıyorsun kendini, ben doğurduğum boku bilmez miyim" lafını kabul ediyorum:)

varol döken dedi ki...

of hatalarla dolu berbat bir yazı olmuş yukarıdaki, oysa google ne diyor ön izle diyor öyle hemen yollama diyor, hatasız kul olmaz diyor... bu güzide dersi, artırmadı mı, iki paragrafta bu arada... reklam meslek odası olsa, burayı bassa, lisansımı elimden alsa şaşırmam... reklam yazarı lisansı diye bir şey yok bu arada (etti mi 3:) futbolcu lisansı var ama biz geçen hafta aldık, o sevinçle orta sahadan bir vurdum gol oldu (bu şaka değil:)

malumafatrus dedi ki...

hatalarla dolu blog yazarının okuru da gün gelir hatalı yorum yazar varol döken:)benden biraz, sizden birazla blog orta yolunda buluşalım..

Fery... dedi ki...

Editör olmaya hazırım.

varol döken dedi ki...

bu blog hatalarıyla güzel:)

sen de okumaya zaman bulursan düzeltirsin bir gün inşallah...

sahi sen hala mavi ekranlara mı bakıyorsun yollarda?

Fery... dedi ki...

hıııı ne yazık ki, emekli olacağım günün hayaliyle :)

Fery... dedi ki...

ya bir şey diyeceğim blog sahibi biz niye sürekli kelime doğruluyoruz ya sıkıldım :P

bideto ne ya :P

malumafatrus dedi ki...

ben de nefret ediyorum ama blogumu saran spam yorumları da ancak bu engelliyor:(

an itibariyle doğruladığım sciona kelimesi de bana italyanca'yı çağrıştırıyor.