13 Nisan 2011 Çarşamba

"gerçeği merak ettikçe aslında sadece kötülük yarattınız"


Bölünme hızında amipleri geçen güzide memleketimizin şu günlerde herkesin aynı fikirde olacağı tek konu bence 11833 reklamlarıdır. Söz konusu reklamı izlemeyenler şanslı bir azınlık olduğundan, onları bu yazıyla da kirletmek istemediğimden yol yakınken aşağıdaki satırları okumamasını öneririm. (biz yandık siz yanmayın)

Bu işin çıkış noktası aslında 118'in özelleşmesidir. Ne zaman ki farklı şirketler devreye girdi, o zaman birbirinden kötü reklamlar hayatımıza sızmaya başladı. Reklamların çeşitliliği ve sıklıkla karşımıza çıkması söz konusu pastanın tahmin ettiğimizden de büyük olduğuna işaret ediyordu. Bir kere bile 118'e başvurmasak da en azından 5 çeşit 118 reklamını ezbere bilir hale gelmiştik.

Bu noktada pazara yeni giren bir markanın "fark" yaratması gerektiğinden; hayatımıza tüm 118 reklamlarından da kötü bir reklam girdi. Reklamın kötülüğü sık tekrarlanmasıyla perçinleşti, sinirler de bir o kadar gerildi. Nİhayetinde reklamın çok kötü olduğu anlaşılacak ve ortadan kalkacak diye düşündükçe reklam çeşitliliğe de gitti. Reklamın oyuncusu antipatiden doğan ünlü olma yoluna girdi. Homofobiklik tv'nin milli marşı halini aldı. 

Ve bu noktada tahminimce marka ve reklam şirketi; önemli olan farkındalık ve akılda kalmaysa biz bu işi başardık diye kendilerini tebrik ettiler. Benim sanal dünyamda tüm nefret tepkilerini, amacımız sevilmek değil, 118 denildiğinde 33'ün arkasından gayri ihtiyari dile dökülmesidir diye de geçiştirmiş olabilirler. 
Sonuç olarak biz işkence çekiyoruz ama birileri bu işkenceden para kazanıyor, birileri mutlu oluyor hatta birileri "başarılı" bile bulunabiliyor ki işte tam da bu sebepten dünya iyice anlaşılmaz bir hal aldı ey ahali.


Bu yazı ilave olması gereken teknik danışmanlık;

Sayın Varol Döken, hem reklam camiasından içinden bildirmeniz, hem de reklam ajansı ile eski münasebetiniz nedeniyle konuya bir bilen olarak değinmeniz rica ederiz.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • En son "benim beynim google gibi be" türünden hadsiz bir beyanatım olsa da google devrinde 118'li hizmetler kim ne arıyor da buluyor bilemiyorum.
  • Google'ı paralı yaparlarsa, reklama gerek kalmadan üye olurum dersem fiyat politikasını kötü etkilerim biliyorum ama Allah'ın bildiğini de kuldan esirge durumlarına girmem. 
  • Google çıktı çıkalı gazeteler sayesinde evimize giren ansiklopediler de birer birer çöp oldu. Çöpün kenarına bırakılmış ansiklopediler bizim mahallede ara sıra denk geldiğim bir sahne oldu ki, bu nedenle tüm çöp kutularına "kitap çöpe atılmaz, kitaptan çöp olmaz" demek istiyorum.
ps. başlık şarkısı Kül ile Kafa Patlattın


3 yorum:

ceydabural dedi ki...

Evet bu igrenc reklama 118'li reklamlara katlanip
Bir de bunlarin para kazandigini dusundukce
Daha da sinir oluyorum

Zaten o sonu 33'lu olan var ya al teeligi firlat
Kafasina o dereceyim

:) sevgiler

varol döken dedi ki...

eski ajans münasebeti diyince direkt olarak gidip marka'ya bakmam tesadüf olamaz sanırım:)

evet bu tipik hulusi derici tarzı: marka olmak istiyorsan önce var olacaksın ve varolmak istiyorsan önce konuşulacaksın... o, bir markanın oluşması için ilk şartın konuşulmak olduğunu iddia eder, imajlar gelip geçicidir düzeltilebilir... bir noktada türk milletinin hafızasızlığını da hesaba katarak kendisine hak veriyorum ama benim tarzım hulusi derici tarzı değil, egolarımız bir zamanlar yakın olsa da:)

reklama bir sonraki mesajda geleyim...

varol döken dedi ki...

reklam kötü ve rahatsız edici, bunu bilmek ve söylemek için mesleğin içinden olmaya gerek yok... benim söyleyeceğim meslekten çok insanlıkla ilgili bir şey... bu reklamı diğer binlerce kötü reklamdan ayıran tek şey, sataşılabilir olması... genel olarak tüm 118 reklamları çok kötüyken onların arasından sıyrılmak için en kötüsü bizim olmamız lazım stratejisi reklamcılık açısından çok da yanlış değil... burada yanlış olan, toplumun her alanında olan ve bizim püripak vicdanlarımızı anında rahatlatan günah keçiciliği!

reklamın burada en çok suçlanacağı yer kaçılamayacak kadar çok tekrarıdır ama kendi açımdan reklamcı olarak değil izleyici olarak itiraf edeyim, çeşitlendirmeleri ve medyadaki haberler ile birlikte yavaş yavaş sempatiye doğru kayıyorlar (bknz. twitter'daki melih gökçek örneği:)

ve son olarak yine reklamcı değil tüketici olarak, 11833'ü tercih ederim balık ayhanlı ve ibrahim tatlısesli filmlere:)