28 Nisan 2011 Perşembe

"biz bu rüyadan erken uyandık"


İş dünyasından sıtkımın fevkalade sıyrıldığı vakitlerdeyim. Artık şehre dönmek, nispeten daha normal bir vakitte uyanmak, işten önce keyifle bir kahvaltı yapmak, bürokratik işlerimi halletmek için maymun olmamak istiyorum. Bu nedenle de piyasada gönlüme göre bir iş çıksın da artık bu dırdırdan başka dırdırlara geçebileyim diye umut ediyorum.

Dakiklik konusundaki takıntım kendimi sinir etmekten öteye gidemiyor ne yazık ki. Ama ben hala bir işin belirtilen saatlerde başlaması ve bitmesi gibi bir hayale sahibim. Bu yüzden de özellikle eğitimlerde, workshop veya toplantılarda buna uyulmadı mı deli oluyorum. Bir şeyler öğretmeye çalışan insanların öncelikle zaman yönetimi konusunda kendilerini geliştirmeleri en büyük temennim.

Ben boş yere bir çok şeyle uğraşsam da, bazen boşlukla uğraşsam da zamanı çok değerli görüyorum ve nerede olursa olsun, bunun boşa harcanmasını kabullenemiyorum. Hele ki sadece konuşmak için yapılan tekrar konuşmaları da trajik olarak değerlendiriyorum.

Bu yüzden de “ayy ben çok çalışıyorum, onlarsa hep yatıyor” mantığını çok manalı bulmuyorum. Herkesin iş kavramı farklı olduğu gibi, iş önceliği de ayrı. Düşünürseniz tur rehberleri sürekli seyahat eden insanlar olarak bizim gözümüzde “ne güzel işleri var” kategorisine sokulabilir. Kendilerine sorsanız o kadar insanla başedeceğime evimde otururum daha iyi diyebilir.

Okuyalı çok oldu ama alışveriş sitelerini anlatan bir yazıda aşağıdaki satırları görünce “klasik ben çalışıyorum herkes yatıyor” reklamı demiştim, ki etrafınıza dikkatlice bakarsınız bu beyanatların farklı türlerine siz de rastlarsınız.

“bu siteleri kullanan kadınların çalıştığı şirketlerin yaşadığı iş kaybını düşünmüştüm. Üstelik benim iş tempom öyle rahat rahat gelip de sallana sallana site gezmeye hiç müsait değil. Tuvalete falan gitmem gereken zamanlarda veya gecenin köründe evden yapıyorum bu alışverişleri.”

Israrla söylüyorum ben daha önce gerçekten çok çalışan insanlarla çalıştığım için “çok çalışıyorum”u ağzından düşürmeyenlere pek inanamıyorum. Dağına göre kar verme hadisesi hayatın her noktasında geçerli. Sizin 5 dakikada yapacağınız işi 30 dakikada yapan ya da 1 dakikada bitiren birileri olabilir. Veya sizin çok önemli gördüğünüz işi “iş mi bu be” diye nitelendirenler de oalbilir. Bu yüzden siz kendi yolunuza bakın, beraber iş yaptığınız veya size bağlı çalışanların zaman yönetimine pek tabi yol gösterebilirsiniz ama onun dışında kalanları çok çalışanlar veya az çalışanlar olarak bence değerlendirmekle boş yere uğraşıp, asabınızı bozmayın.

Çalışmadığını bildiğiniz birinin de çok çalışıyorum beyanatlarına, “işleyen demir ışıldar” diye gaz verin ki kendini bir şey sansın. Çalışmadığı halde zamanı olmadığını söyleyip sizin için yapması gereken bir şeyi yapmayanı da gayet imalı bir şekilde “ zaman yönetimi konusunda ders almak” ister misin diye sorun.

Yani artık herkesin işi kendine, herkesin sorumluluğu ve bilinci de kendine noktasındayım.

Hayatımda kariyer anlamında bir değişiklik yapmazsam ilerleyen zamanlarda daha hangi noktalara varırım onu tahmin dahi edemiyorum.

ps. başlık şarkısı Kül ile Uykumuza

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

panpa sen bu yazıyı bana mı yazdın itiraf et :)))

malumafatrus dedi ki...

panpa demekten vazgeçmen için her türlü itirafta bulunurum altın çilek:)