8 Mart 2011 Salı

"keder beni terk eder ben uyurken"



Bugün kadınlar gününe dair iki çift kelam etmek istesem, yine karamsar satırlar karalayacağımdan, kadınlar gününün değil de gerçekten kadınların hak ettiklerine sahip olmayı kutlayacağımız günlerin geleceğini umarak dilek defterimi kapatıyor ve hayatın laylaylom kısmına kendimi ışınlamaya çalışıyorum.

Ama günün anlam ve önemini kaybetmemek için de magazin kadınları etrafında turlar atıyorum.
 
Aslında hadise gerçekleşeli çok oldu ama ben ancak yazmaya fırsat buldum; denk geldiniz mi bilmiyorum ; Ayşe Arman’a bir okuru şöyle bir mail atıyor;
 
“Bebek Parkı'nda kızınızı babaannesiyle gördüm. O kız ne kız öyle, koca kız, hiç buna terbiye, görgü bir şeyler vermiyor musunuz. Görmemiş çocuklar gibi, ağlamalar, dondurma istermiş, ayak diremeler. Varoşlardaki çocuklar bile sizinkinden daha görmüş davranıyorlar. Biraz çocuğunuzla ilgilenin.” (Mesut C)
 
Şahsen bir insanın bu maili atmasında iyi bir niyet olduğunu sanamıyorum. Nihai amacının da can acıtmak olduğunu her noktasından görüyorum ama yine de sormadan edemiyorum, niye? Ayşe Arman köşesinde mutlu bir aile imajı çizdiği için “aslında onun da hataları, kusurları var, o da mutsuz” diye kendimizi tatmin etmek mi amaç? Bu maili atan kişi bir baba mıdır, çocuğu var mıdır, onun çocuğu varsa başkaları kendisini acaba nasıl görmektedir?
Baştan aşağı hadsiz bir mail anlayacağınız. Varoşlardaki çocuklar bile cümlesini kuran insan muhtemelen Bebek Parkı’na ünlü görmeye giden ve görmekle kalmayıp, bir de onu izleyip, kendince gözlem yapıyor, sonra varoşluk bir çocuk sıfatı oluyor. Çocuklar varoş değil, şımarık olur. Ve şımarıklık yaşadığınız semtten ziyade, sahip olduğunu imkan ve yetiştirme şeklinizle ilgilidir. Ben bugüne kadar Ayşe Arman’ın “çocuğuma şöyle kurallar koyuyorum, böyle disipline ediyorum” yazısını okumadım, böyle bir iddiası yokken, vay efendim sen çocuk yetiştiremiyorsun diyen adama ben haddini bildirirm arkadaş. Ama Ayşe Arman’dan farklı olarak bu satırları gazeteye taşımam.


Maili okur, o anki kızgınlığımı frenleyebilirsem, daha sonra cevap yazıyım der, ilerleyen günlerde mantıklığım kızgınlığımdan üstün gelirse, cevap vermek amacına ulaşması olur, en güzeli sessiz kalmak der, geçerim. Yok bunu yapamıyorsam en azından sadece e-maille cevap yazar, bunu köşemde konu etmem. Edeceksem "dilini kopartım" muhabbetine girmem. Hatta aslında bence böyle ezik insanlar için, “aslında sizinle röportaj yapmak çok ilginç olacaktır” diye düşünürüm. Emin olun o ünlü olma hayaliyle, bir anda tüm doğrular yanlışlar yer değiştirir, aa da şahane ve orjinal bir anne olur çıkar.
Bir başka annesel konu da geçmişte çektirdiği fotoğraflardan rahatsızlık duyan Vildan Atasever’in bu fotoğraflar silinmeden anne olmayacağım beyanatı. İnsan gelişen bir varlık. Geçmişte yaptığımız her şeyi olgunlukla kabul etmek için çok küçük yaştan itibaren acayip bir özgüvene sahip olmak lazım. Ve şu an Vildan Atasever’in durumu için de konuşmak benim gibi biri için kolay. Haksızlık ettiğimin farkında olsam da itiraf etmeliyim, yine ve yeniden görüşüm Yiğit Karaahmet’kin ki ile aynı. Dediğim gibi her hatamızı olgunlukla kabul edebilmek veya gençlik ateşi ile yaptığımız bazı şeyleri, “çocukluk işte, artık değiştim ben “ diyebilmek kolay değil, ama bence olması gereken de bu.


Mesela ben, bu haberler olmadan önce Vildan Atasever’in böyle fotoğraflar çektirdiğini bile hatırlamıyordum, ne yazık ki merakıma yenik düştüm ve google’a ismini yazarak bir görsel arama yaptım. Detaylara girmedim, siz de girmeyin ben özetliyim, bu fotoğraflar bir kereye mahsus olmamış, birkaç tane çektirilmiş. Anlayacağınız bir sefere mahsus hatadan ziyade o dönemde aldığı karar veya hatadan dolayı çektirilmiş bu fotoğraflar. O fotoğraflar bu noktaya gelmesinde artı veya eksi etmen olmuş mudur bilemem ama yine karaahmet’in dediği gibi arşivlerin silinmesinin bizim aklımızdakileri silmeye çare olamayacağını da düşünmekteyim.


Belki yargılayıcı yanımı törpüledikçe fikrim değişir ama şimdilik ne yazık ki bu hissiyatlardayım. Ve gerçekten Vildan Atasever anne olmak için böyle bir şeye başvuruyorsa, lekesiz şahane anne modelliği konusunda Gülben Ergen’den danışmanlık almasını önerir; kadınlar gününde kadın düşmanı gibi yazı yazdığım için de kendimi tebrik ederim.
Kafası karışık okura da, kadın değil zihniyet düşmanı olduğumu vurgulamak isterim. 

ps. başlık şarkısı Avunmak Zor
ps. 2 blog resminin adresi

1 yorum:

Fery... dedi ki...

:)))

ezmiş geçmişsin resmen ama fikrimi beyan etmek katılırsa aynen katılmak kadınlar günü ertesinde yapılmayacak bir şeyse de ben bu günaha giriyorum :)