6 Mart 2011 Pazar

"geçmek gerek bazen dikenli menzilden"


Daha öncede söylediğim gibi politik bilinci pek yüksek bir insan değilim. Hatta ve hatta kendimi ara sıra bazı bazı apolitik olarak da görürüm.
Bununla birlikte etrafımda olup bitenleri anlamak için politik bilince değil sadece bir bilince sahip olunması gerektiğini düşünürüm.
Karamsarlık ve umut tamamen insanın özüyle alakalı şeyler. Yani sahip olduklarınızın değerini bilmek de, değerini bilmeyip halinizden sürekli şikayet etmek de insanlık hali. Ama söz konusu bir ülke olunca aynı mantığı yürütmek zor, en azından benim için öyle.
İşte tam da bu yüzden bu ülkede olan bitenlerden ötürü fazlasıyla endişeli bir o kadar da kızgınım ben.
Halimizi meşhur kurbağa teorisine benzetiyorum. Bizi kaynar bir suya atmak yerine, içinde bulunduğumuz suyu yavaş yavaş kaynatıyorlar ve biz olan biteni idrak edene kadar felç olmamız da kuvvetle muhtemel.
Anlayacağınız her şeye alıştırılıyor, her şeyi yavaş yavaş kanıksıyoruz.

Şu kapatılıyor tepki gösteriyoruz, bu kapatılıyor  isyan ediyoruz, birilerini gözaltına alıyorlar sesimizi yükseltiyor, diğer birilerinde sokaklara çıkıyor ama bir türlü birlik içinde olamıyor ve bir türlü istikrarımızı koruyamıyoruz.
Hele ki bazılarımız, “bana dokunamayan yılan bin yaşasın” hissiyatında olduğundan, düşünmek onlar için yorucu bir eylem olduğundan, daha büyük öncelikleri olduğundan “ ne olup bittiğiyle” pek ilgilenemiyorlar. Çünkü onların gerçek gündemini Hürriyet’in Kelebek eki belirliyor.
Velhasıl ülke karanlık bir yola doğru yol alıyor ama kimse kendi canı yanmadıkça “neler oluyor bize” sorusunu sormaya heveslenmiyor;  soru sormaya niyetlenenler ise  korku imparatorluğunun verdiği etkili gözdağı sayesinde bir şekilde ya vazgeçiyor ya da vazgeçiriliyor.

Biz de tv dizileri, futbol maçları, meteoroloji haberleri sayesinde uyuyor, uyuşturuluyoruz…

ps. başlık şarkısı Ogün Sanlısoy- Dikenli Menzil

1 yorum:

Fery... dedi ki...

doğru söze ne denir?