4 Mart 2011 Cuma

"ağlasam acım dinmez, gülsem içim sevinmez"



Bu hafta sebepsiz bir şekilde keyifsiz hallerdeyim. Aslında şimdi bakınca çok da sebepsiz olmadığımı düşünüyorum ya neyse.
Yine bu hafta içinde iş hayatında aldığım en keyifli ve faydalı olabilecek eğitimi aldım. Eğitim ilişkilere dair olunca 2 günlüğüne de olsa kendime dönüp bakma şansı buldum ki, eğer o 2 günlük “dönüp bakmayı” daha uzun bir vadeye yayarsam asıl faydadan o zaman bahsedebiliriz sanırım.
Mesela ben şu an, olayın sıcaklığıyla da olsa gerek, çok farklı olacak bundan sonra diye iyi niyetlere sahibim.  Tabi bu farklı olma süreci epey uzun sürede gerçekleşecekmiş (değişim üfleyerek kuyu kazmaya benzer)bunun da en azından şimdilik farkındayım.  Olağan tezcanlılığımla kişisel gelişim ve psikoloji kitaplarımı (ki kişisel gelişim kitaplarına gıcığım ama psikoloji kitaplarına lafım olmaz)da hemen başımın ucuna aldım. Artık ben bir başka ben olursam, blog sahibisi kimliğim ne olur; satırlarıma “ama fakat ve lakin” ile başlayabilir miyim emin olamıyorum. Bir de beni tanımayan ve kusburnu ile alakamı da tam olarak çözemeyen okur için eğitimi de birlikte aldım diyeceğim ki; siz de haliyle kendisi benim şizofren kimliğimin bir yanı mı diye düşünebilirsiniz. Teoriyi ortaya atıp, savunmayı da yapmak absürd olacak ama en azından eğitim sonrasında birbirimizin tam zıttı olduğunu kanıtları ile tespit ettiğimizi belirtmeden geçemeyeceğimJ
Bir de galiba ben depresyona girdim sayın okur. Resmi bahara karşın havanın kış olması teorimi absürtleştirse de, bahar depresyonundan şüpheliyim. Okuyamıyor, yazamıyor, bir müsait vakitte uyuklamayı tercih ediyorum.
Aslında şu an ülkede olan bitenler canımı haylice sıksa da, hatunsal bir dürtüyle gözlerimin altındaki çöküntülerle rastlaştıkça da epey mutsuz oluyorum. Benim gibilerin yapacağı ilk iş kozmetik sektörüne saldırmayı ise bir türlü gerçekleştiremiyorum. Çünkü galiba ben kozmetiğe inanmıyorum. İnansam da o paraları hakettiğine inanamıyorum. Bu nedenle ruh yorgunluğunun en büyük yansıması, göz altlarını adam etmek için ne yapmak gerekir, aranızda bu konuda “bir bilen” olanlar varsa görüşlerini rica ediyorum.
Ruhsuz yemekle sorunu olan bir insan olarak uzun süredir yediklerimin tadı tuzu pek yok ( bunlar hep işte depresyon belirtisiL) ve bu nedenle de ruhsal olarak acayip bir açlık içindeyim. Gözüm doymuyor değil, ruhumun midesi doyamıyor. Tedavi olarak hafta sonu bezelye-pilav yemeyi düşünüyorum ki, orada da golü bulamazsak, yanmışım bitmişim ben diyerek, depresif satırlarıma geçici olarak son verip, daha kara tablolarda tez vakitte karşınıza çıkayımJ



1 yorum:

kusburnu dedi ki...

Valla ne yalan soyliyim benzer etkileri bende de oldu, temennim uzun surmesi. Sanki hayata baska gozlerle bakiyormusum gibi geliyor. Egitimde cok alistim sana zit karakterlim benim .. Hehe.. Bu yorumu da cepten debelenerek yaziyorum.nedeni malum :(