9 Şubat 2011 Çarşamba

"gölgeni yedek bırak arkanda"


Aşk Tesadüfleri Sever için yoğun bir Pr çalışması yapılmasa da, filmi izleyen herkes “aman çok güzel filmmiş” demese de filmi vizyona girer girmez izlemem şarttı. Bunun en önemli nedenini space döneminen beni takip eden tek okur feri tahmin edebilir sanırım. Bendenizin hayatının Müslüm Gürses’le kesişme noktasıdır Mucize ve Buluşma albümü. İşin içinde Murathan Mungan parmağı olduğundan, MG’se ait tüm önyargılarımı bir yana bırakıp, albümü dinlemiş ve sonrasında da gayet sevmiştim kendisini. Hatta o dönemler msn’e şarkı sözlerinden ileti yazmak pek moda olduğundan (hala moda olabilir, ben msn camiasından koptum) “aşk tesadüfleri sever, kader ayrılıkları” satırını epeyce kullandığımı hatırlıyorum. Albüme dair, döndür yolumdan birinci favorimken, Nilüfer de gönlümdeki ikinci gözağrımdı.
Sonra işin içine Eylül Akşamı girdi. Bence yazılmış en romantik şarkı dediğim, çok ama çok sevdiğim Eylül Akşamı’nı Mehmet Günsur’un söylediğini duyunca epey bozuldum aslında. Bu dünya yakışıklısı insanın, böyle de popüler bir filmde güzelim şarkıyı söylemesi, şarkının durduk yere herkeslerin ağzına sakız olmasına vesile olacağından epeyce ürkmüştüm, bir de film fragmanlarından anladığım şarkının sözlerinin resmen senaryoya işlenmesi hali vardı ki, o da pek sempatik gelmemişti bana, bu nedenle gidip yerinde olayı incelemem şarttı.
Bir de tabi film vizyona girmeden aylar önce, bu filmi izlemek ister misiniz şeklinde bir teklifi değerlendiremediğimden de, neyi kaçırmışım bakalım sorusunun da cevabını bulmak istiyordum.
Ama sonra ne oldu, twitter’da herkes pek güzel dediğinden, eksi sözlüğe bakıyım orada daha çeşitli fikriyat olur dedim. Ben genelde film hakkındaki yorumlara sonradan bakarım sözlükten, ama işte filmden önce bakıp üstüne merakımın kurbanı olarak 1 cümlelik 1 spoileri okuyunca , filmin de sonu hakkında epeyce bilgi sahibi oldum. (zaten ben 6. hissi de  o malum gerçeği bilerek izlemiştim)
Filmin üstüne kendi ellerimle limon sıkmış da olsam, dün akşam yeni sinema mekanım Astoria’ya gittim. Elektronik olacağım tuttuğu için, aslında Salı günü Astoria’da kadınlar matinesi gibi indirimli gün olduğundan, benim böyle bir uygulama olduğunu bilmeme rağmen hangi gün olduğunu unutup, mybileti tercih etmemden ötürü standart parayı da enayi gibi ödedim. Ama salona girince, kadınlar matinesi nasıl oluyormuş gerçekten anladım. Salonun resmen %75’i kadındı ki, filmin mi indirimin mi etkisiydi bu emin olamadım.

Bundan sonra olanları maddeleştirmek gerekirse ( spoileri içerir, ben yaptım siz yapmayın);

  • Filme tesadüfü bu kadar bulaştırınca klişe kaçınılmaz oluyor. Kaldı ki klişesiz bir Türk filmi tasavvur etmek de epey zor oluyor.
  • Mehmet Günsür, acayip bir şey; yakışıklı tabiri çok eksik kalıyor kanımca; konuşmasındaki o vurgu hali ve bakışları sanırım o kadar kadının filmi neden izlediğine dair en büyük işaret;
  • Mehmet Turgut gibi uzaktan gördüğüm kadarıyla antipatik birini model alarak oluşturulan karakteri de Mehmet Günsur’un oynaması bildiğin ironi;
  • Ayşe Arman şimdi araları limoni de olsa Nihat odabaşı’na yatsın kalksın dua etsin, o çirkinliği epey seksi bir kadın olarak yansıtmak başarı olsa gerek,
  • Belçim Bilgin’i filmde güzel bulmamın nedenini sanat yönetmenine bağlıyorum desem ayıp olur ama nedense kendisini şımarık buluyorum, bir de hem benden küçük hem de bir çocuk doğurmasına karşın benden zayıf olmasına gıcık oluyorum. Şımarıklığı ise daha önceki birçok programdaki hal ve tavırlarına dair fikriyat olarak söylüyorum.
  • Filmde tüm müzikler, sahneye cuk diye otursun diye seçilmiş, bu insana çok da anlamlı gelmiyor bir noktadan sonra diye düşünüyorum.
  • Ankaraseverler için film daha hissiyatlı bir kıvama bürünürken, sevmeyenler veyahut Ankara’da yaşamayanlar için de, “noldu ki şimdi” hissiyatı vuku bulabilir.
  • Yiğit Özşener ve o ikinci adam rollerinin resmen hastasıyım.
ps. başlık şarkısını tahmin etmek zor olmasa gerek:)

1 yorum:

Fery... dedi ki...

her kelimesine yüzde yüz katılıyorum bir de senelerdir Mehmet Günsür de Mehmet Günsür diye dolaşmamın ne kadar da haklı olduğunu bir kez daha görmüş olduğumu belirtmek istiyorum :)

Her şarkı tam olmuş ama en çok Demir Demirkan Zafer olmuş...

Çok güzeldi be yau...