20 Şubat 2011 Pazar

"biliyorum mazeret sayılmaz ama berbat bir yıl geçirdim"

  • Vizyona yakın zamanda girecek  filmlerin korsanını izlemeyi pek tercih etmediğimden  oscar’I bol olacak The King’s speech’i Cuma akşamı vizyona girer girmez izledim. Uzun süredir uzak kaldığım City’s’in sinemasının da yeni halini bu sayede gördüm ve şunu bir kez daha anladım; İzzet Çapa mekanlarının her türlü gideri var. City’sin sinema katında yer alan Limonata klişe tabirle Cuma akşamı yıkılıyordu. Ben hem gelenekselci (Tatbak ruhun gıdasıdır) hem de çapa karşıtı olduğumdan kendisini yerinde inceleme fırsatı bulamamış olsam da, şekilci bir insan olarak mekanın  haliyet-i ruhunu pek hoş bulduğumu itiraf etmeliyim.
  • Yemeği bırakıp, filme gelirsek; kafadan puanımı 8 olarak veririm ama şu uyarıyı da yaparım; filmin çok büyük bir atraksiyonu yok. Yani tamamen basit bir konu çerçevelenmiş oyunculuk ve bol ingiliz aksanı ile geçen gayet keyifli bir film. Ama bana göre asla bir biutiful değil, bu nedenle de erkek oyuncu dalında oscar adayım halen Javier Bardem’dir.
  • 2 güncük hafta sonumun bir gününde vuku bulan, düğün, nişan , eğitim vb. gibi aktiviteler şu dünyadaki en muzdarip olduğum hallerin başında gelir. Yani eğer rutin sürecimin dışında çıkacaksam bu günler mümkünse hafta içinde bana tahsis edilen vakitlerden çalınsın ve hafta sonum el değmemiş olarak benim kalsın.
  • Hafta sonu dediğim vaktin hakkını verme konusu da, çok bilinmeyenli bir denklem. Yani hem iş hayatınızdan soyutlanmalı, farklı aktivitelerde bulunmalı ama koşturmaca arasında da dinlenmeye fırsat bulmalı ki, Pazartesi attan düşmüş eşeğe dönmesin.
  • Bir alışveriş delisi olsam da,  şahsen bendeniz marka bağımlısı değilim.  Tek derdim çeşitliliktir  bu nedenle pahalıysa kalitelidir gibi bir mantığım da yoktur. Ama fakat ve lakin, indirim dönemlerinde yeni sezonu da mağazalarda yer alan markalarda gözüm her daim yeni sezona kayıyor. Bu yüzden gidip de yeni sezondan bir şey almıyorum ama indirimde olanları bir türlü beğenemiyorum. İşte tam da bu sebepten, tüm mağazada indirim geçerli olanlardan alışveriş yapma yüzdem kesinlikle daha yüksek. Ama bu yoldan çıktığım dönemde kendime gelmezsem bundan sonra %90 indirim bile olsam, bir şey alabilecek bir maddi gücüm maalesef olamayacak.
  • İş hayatındaki arayışı genelde dilinde olan bir insan olsam da, sağolsun ara sıra bazı fırsatlar ayağıma kadar geliyor. Bu noktalarda da bendeniz, bu ihtimali hiç düşünmediğim için bir anda kafam allak ve de bullak oluyor. Bu nedenle hemen benim iş hayatı konseyim biraraya geliyor ve ortak bir beyin fırtınası yapıyoruz. Bu beyin fırtınasında da genelde ben hep aksi fikri savunan, bir şeyleri kabul ettirmek zorunda kalsam da seviyorum bu süreci. Yani ileride Capital’e ellerini kavuşturmuş, 32 diş bir röportaj verirsem; orada kesinlikle bu sorgu suallerden bahsedeceğim. Bir şey olamazsam da, onlara “sizin yüzünüzden ne fırsatlar teptim” dırdırı yapacağım.
Çünkü daha öncede belirttiğimiz üzere, insanın karşısındaki en büyük engeli mazeretleri…

Bu yazıdan çıkartılmayacak VedatMilorumsu sonuçlar;
  • Geçtiğimiz hafta içinde gurmelik faaliyetlerim nedeniyle gittiğim Beyti ve X- Restaurant sundukları şahane lezzetler  konusunda birbirinden çok farklı olsa da, söz konusu hizmet kalitesi olunca  kesinlikle birbiriyle eş değer ve çok üst sıralarda olduklarını  belirtmeliyim. İki mekanda da hesabı ödeyen olmasam da (gurmelik için gittiğimi söylerken, atıyor muyum sanmıştınız?), sıklıkla gidilecek mekanlar olmadığını da boynumun borcu olarak belirtmek isterim. 
ps. başlık şarkısı Melis Danişmend- Anahtar Sözcük

2 yorum:

Aslısın dedi ki...

Pek güzel bir yazı olmuş, her söylediğine filmler, mekanlar, iş konusu dahil katılıyorum ve gönülden kucaklıyorum seni:)
Bugün sevgi böceğiyim, bozma:)

malumafatrus dedi ki...

bozmaya yeltenmem bile, bilakis ben de puantiye ile derin duygularına karşılık veririm:)