23 Şubat 2011 Çarşamba

"ben arda kaldım"



Kadın kadının kurdudur fikriyatını ilk kim ortaya attı, ne zaman bu tespit yapıldı bilmesem de kadınların iç savaşının dünyanın kuruluşuna denk geldiğini düşünmekteyim. Aynı zamanda bu ülke sınırları içinde egemen olan erkek egemen anlayışın altında kadınların olduğu gerçeğini de  göz ardı edemem. Çünkü babalarından kocalarından gördüğü tavır ne olursa olsun, kendi erkek çocuklarını prens gibi yetiştirmek konusunda rakip tanımayan anneler cumhuriyeti burası. Kısacası bugün  şaşırıp kaldığımız erkek zihniyetinde ne yazık ki kadın gölgesi var. Mesela benim gözümde namus kavramı babadan oğla değil anneden oğla aktarılan bir kavram; bu yüzden de oğlu için “helal süt emmiş bir kız” aramak her daim annelerin nihai amacı oluyor.

İşte tam da bu yüzden Orhan Çeker adlı gerizekalının kadınların kıyafetleri ile  tecavüze teşvik etmesi minvalindeki fikriyatlarının sorumlusu sadece erkek egemen zihniyet değil. O zihniyetin temelini atan kadınlar da kesinlikle bu mantığın sorumluları. Bugün birçok kadın halen namus cinayetine kurban gidiyorsa, namussuzların kim olduğunu tekrar oturup bir konuşmak gerek diye düşünüyorum.

Bugün mecliste kaç tane kadın milletvekili var bilmiyorum ama Orhan Çeker’in beyanatından sonra, “ne diyorsun sen be adam” tepkisini hep bir ağızdan verememesi bile olayın vehametini ne yazık ki açığa seriyor. Herkese hak bildirme ustası politikacılar niyeyse bu noktada sessiz kalıyor. Ve erkekler meclisinde varlığını koruma mücadelesi veren kadınlar kendilerinden, kadınlıklarından ödün verdiklerinden, eski hemcinsleri için bir şey yapmayı pek de gerekli görmüyor.

Bu ülkede erkekler, bebeklikten yeni çıkmış çocuklarına, öz evlatlarına akrabalarına tecavüz ediyor ve biz hala bunun sorumlusunun kadın olacağını tartışıyoruz. Çünkü erkekliğin gizli anayasasının birinci kuralı, “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek havlamaz” zihinlerden bir türlü silinmiyor ve kadınları her zamanki gibi kendilerini savunmak zorunda kalıyor. Erkekler iradelerine sahip olamayacağı için kadınlar kara çarşaflara kapıların arkasına hapsolmak zorunda kalıyor.

Biz de kendi kendimize çırpınıyor, hemcinslerimizle mücadelemizi sonlandıramadığımız, kendi önyargılarımızı terkedemediğimiz için bu zihniyetin karşısında dimdik durmayı asla ama asla beceremiyoruz. 

Ve ben bundan sonra da bu konuda pek başarılı olacağımızı ne yazık ki sanmıyorum

ps. başlık şarkısı Yola Devam- Timuçin Esen

1 yorum:

Fery... dedi ki...

adını zikretmek istemesem de mecbur kaldığım Orhan Çeker bilmez mi ki tecavüz yalnız kadına değil daha imdat diyebilmeyi dahi öğrenmemiş bebeklere çocuklara da yapılmakta. Bunun sebebini de sapık zihniyetler yerine kadında dekolteye veren şahsiyet neye bağlayacaktır çok merak ediyorum ve ne yazık ki bu adam böyle bir laf ettiğinde geri adım atmak yerine hala ve ısrarla aynı şeyi söylemeye devam etmektedir.

Kişisel olarak birey olarak bu talihsiz cümleleri kursa tek başına değerlendirilir ve yine yeniden çok öfkelenilir anlaşılmaz vs. ancak sözkonusu kişi bu ülkenin bir üniversitesinde ilahiyat profesörü ünvanı ile akademisyen olunca cümleleri ve fikirleri kendisinden ziyade dinin söyledikleriymiş gibi algılanıyor en azından bunu temizleyebilmeli bu çabayı göstermeli ama o da yok.

Burada sınırsızca haksızlık edilen yok sayılan kadın :( sözü geçen zat zaten bundan önceki bir çok demecinde de kadının 4 duvar arasına itmenin gereklilikleri üzerinde durmuş, sesiyle tavrıyla erkeğin bir tarafını kaldırabilme riski olan kadının evinden çıkmaması gerektiğini söylemiştir. O halde bu ne menem bir çelişkidir ki bugün ilahiyat öğrencileri böylesi karanlık bir zihniyetin öğretileri ile donanmaktadır.

ne söylesem ne kadar cümle kursam hepsinin sonuna gelecek tek kelime; YAZIK olacak neye mi, her şeye :(