10 Şubat 2011 Perşembe

"alnıma yazılanlar silinmez, kaç kurtul kaderimden"


  • Nilüfer’in son albümüne şekil şemal ve leopar çerçevesinde yaklaştıktan ve albümü iyice dinledikten sonra içeriği hakkında da yorum yapabilecek kıvama geldiğimi düşünüyorum ve soruyorum bu albümün rockçılarla yapılmasının nedeni neydi acaba? Yani rockçılarla yapılan albüm olunca insan haliyle şunu düşünüyor; Nilüfer rock mı söylemiş, hayır söylememiş; aksine rockçı bildiklerimiz popüler bir tarzda söyleyerek Nilüfer’e uymaya çalışmışlar. Bu noktada söz konusu albüm bir rockçı için değişiklik olunca Nilüfer için pek değişik bir şey olmuyor. Bununla birlikte Malt ve Rashit düetleri; grupların özünü korudukları şarkılar olduklarından albümde en beğendiklerim oluyor. Bir de cingi diye bir rock grubu varmış, bunu da bu albüm sayesinde öğrendim.

  • Ayşe Kulin’in 40 yıllık hayatını anlattığı kitap meğersem iki bölümmüş; biri hayat dürbünümde diğeri de hüzün dürbünümdeymiş ve bu sebeple benim daha önce takıldığım tarih farkı varmış. Ben hayat dürbünündeki ilk kısmı bitirdim ve ikincisini okumak için de açıkçası sabırsızlanıyorum. Ama bu arada Marc levy de kitap çıkarmış, ona da her marc levy kitabında olduğu gibi ısındım. Zaten bu aralar tüm kitapları başlayıp, başkasına devam ediyorum bu nedenle nasıl ilerleyeceğim şüpheli. Ayşe Kulin’in hayatının ilk dönemine bakarak söyleyebilirim ki, kendisi benim gözümde bir beyaz türk, bir eski istanbullu, bir aristokrat aile ferdidir. Orhan Pamuk’un hayatında olduğu gibi Ayşe Kulin’in hayatı da acayip ütopik geliyor bana, en çok da yazın Anadolu yakasına sayfiye mekanı olarak gidilmesini bünyem almıyor ama öykünüyor muyum, öykünüyorum. Sahip olamadıklarımız hep daha afilli gözüküyor bu nankör bünyelere ne yazık ki.
  • Ben kitaba başladığım vakit, Ayşe Kulin’in kaç kere evlendiğini veyahut kaç çocuk sahibi olduğunu bilmiyordum. Kitabın arkasındaki fotoğraflara baktığımda da, sadece iki çocuğu olduğunu pekala düşünebilirdim. Ama çok şükür magazin yanım güçlü olduğu için, dedim Nurgül Yeşilçay ile çıkan çocuğunun ismi Ali veya Mete değildi, bu durumda başka bir eş ve çocuk da olmalı. Bu noktada genel çerçeveyi çizdim ki, kendisi iki eşten toplam 4 erkek çocuk sahibi olmuş. Bir kadın için de 4 erkek çocuk ne acı bir şey desem, kesin birileri “ ne alakası var” der ama; bana göre kız evlat her daim daha bir vefalı sayın okur ( bknz; erkek evlat evlenene, kız evlat ölene kadar evlat). Vefayı da geçtim, 4 erkeğin bir kadının hissiyatlarını anlaması epey zor gelir bana, keza aynı şey ters senaryo için de geçerlidir, bu noktada Allah Ayşe Kulin’e yardımcı olsundur. Aslında demek istediğim kitabın arkasına tarihsel olsun diye sadece iki çocuğunu fotosunu koyması kamuoyunu yanlış yönlendiriyor, bu konuyu tekrar düşünmesini rica edeceğim.  
  • Ayşe Kulin’in Adı Aylin’den sonra başka bir kitabını okumadığını idrak ettiğim şu noktada, kendisinin biyografi türünde çok başarılı bulduğumu söylemem ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama kısa yoldan vardığım netice nihayetinde budur.
  • Onur Baştürk de, hikaye kitabı çıkardığına göre artık Türk edebiyat dünyasına olmuş diyebiliriz sanırım. Bir de twitter’da kitabına dair tüm övgüleri retweet etmiyor mu, ayılıp bayılıyor kitaba dair sevgi doluyorum. Bu sevgiden ötürü de kitabı okumayı hiç ama hiç düşünmüyorum.
  • Buna karşın Yiğit Karaahmet’in kitabına dair retweetlerini kabul etme nedenime ışık olması için kendisinin dipnot'taki son yazısından bikuple kopyalayarak; yazıda bahsi geçen Esra Elönü’ye de “sensin asıl hasta” demek istiyorum.

“Çalıştığım herhangi bir iş yerinde de birine gıcık olmayayım değil mi?

         Bir tanesinde, tek bir tanesinde bile normal bir şekilde işimi yapayım, herkesle en azından belirli bir dozda anlaşabileyim?

        Ama maalesef şu genç yaşında şunu anlamış bulunmaktayım ki nasıl  ailemizi  seçemiyorsak aynı zamanda iş arkadaşlarımızı da seçemiyoruz. Sizinle aynı görüşte, aynı hayat çizgisinde, aynı bakış açısında asla olamayacağınız insanlarla bir arada oluyorsunuz.

                Çalışma paketi de böyle bir şey. Bir yandan hayatınızı süper kolaylaştırmak için uğraşan   harika mesai arkadaşlarınız var. Diğer yandan da mümkünse farklı kaldırımlardan yürüyelim ve birbirimize hep teğet geçelim diyeceğiniz insanlar.”

ps. başlık şarkısı Rashit düetini de sevdiğim Nilüfer şarkısı- Kaç Kurtul Kaderimden

4 yorum:

pepper furnival dedi ki...

yazıları okuyorum, söylicek bi'şeyim olmadığında ''ayyiii çok güzel yazı''dememek için genelde hiç bi şey yazmıyorum. Ama tepkiler sekmesi olsa, bende güzel, bal kaymak sekmesini seri olarak tıklasam olar bence.

bugun de bana ayrılan sürenin sonuna geldim. saygılar sevgiler efenim.

malumafatrus dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
malumafatrus dedi ki...

tepki sekmesini kısa süre olarak uyguladım aslında, ama saçma kategoriler yaptığımdan pek rağbet görmedi.

bir de serde aslan burcu olmak var, eleştiriye pek tahammülüm yok, bu nedenle biri kötü kategorisini işaretler diye ürküyorum açıkçası:)

pepper furnival dedi ki...

ben de şöyle 3 tepki yaptım 1) çok mu tatlı 2) baldan da mı tatlı 3) bi gün ben de yicem onlardan!

yazarken kendim bile eğlenmiştim, sonra değiştirdim =))