30 Ocak 2011 Pazar

"uykusuz, rüyasız, bana gelince hayat neden masalsız"


Bir sabır testi olarak Redd konseri;

Yazının uzunluğundan korkanlar için kıssadan hisse; her şeyin bir zamanı bir de mekanı var…

Softcore konserinden elimizde olan ve olmayan nedenlerden ötürü caydıktan sonra bir sonraki redd konserine gitmek birincil görevim ve takıntım haline gelmişti. Hayatımdaki Cuma’ların %90’nında saat en geç 23.00 sularında sızan bendeniz bir Cuma akşamı konserine ciddi ciddi niyetlendiğimden, yol arkadaşım uykusuzluk ve üstüne tuz olarak gelen gribe karşın, kusburnunu da koluma takmış konser vaktinde Bronx’daki yerimi almıştım.

Zaten ilk hatayı da o zamanlama konusunda yapmıştım. Söz konusu alemlere fevkalade yabancı olduğum ve dakiklik konusunda histerik olduğumdan 22.00’deki konserin en geç 22.30’da başlayacağını uymuştum ama ne mümkün. Yanılmıyorsam 23.10’da başladı konser ki, o bekleme süresi zaten bende kalan tüm enerjiyi de tüketti. Konunun uzmanları bu gecikmenin böyle konserler için çok olağan bir şey olduğunu iletse de, ben halen neden o zaman 23.00 yazmıyor bilette sorusuna cevap bulamadım.  

İkinci hata ki burada suçlu bizde olabiliriz, konserin ağırlıklı yaş ortalaması. Konsere ilk girdiğimde de twitlediğim gibi, meşhur 24 yaş uygulaması olsa sanırım konseri bizimle beraber sadece 10 kişi izleyebilirdi. Bendeniz ruhen ve bedenen yeteri kadar yaşlanmış olmakla birlikte, artık genç nesile karşı da iyice anlayışsız bir haliyet-i ruhta olduğumu itiraf etmeliyim. Siz diyin jenerasyon farkı ben diyim insan sevmezliği. Nihayetinde çoluk çocukla konser izlemek istemediğimi dün bir kez daha anladım.
Hatta şöyleki Babylon’un 24+ yaş uygulamasından ötürü “ya orası konser mekanı, alkol içmesin diye konserden mahrum bırakmak niye” diye tepki gösteren ben dün akşamın sonunda bundan böyle öğrencinin gelemeyeceği pahalı mekanlara gideyim keyifle bir konser dinleyeyim diye düşünmeye başlamıştım.


İlk olarak konser başladığında kulağımızın dibinde höyküren ( şarkı söylemek değil, haykırmak değil, arada saçma sapan ve irite edici bir ses) ergen olmak üzere bir daha hepsi ve türevleriyle rüyalarda olmadı kabuslarda buluşmayı diliyorum.

Konser gecikme, ergenler bizim ayık kafamız derken açıkçası pek keyifli başlamadı ama ikinci yarısında kendimize daha sakin bir yer edinince daha güzel şekilde sonuçlandı.

Tabi konseri bis yapmak üzere, çok manasız bir şekilde bitirince ve o ana kadar da “artık melek değilim”i söylemeyince ben, “bunca sıkıntıyı çek, üstüne bir de en sevdiğin şarkıyı söylemesinler, hayat mı adalet mi ulen bu diye isyan edecektim ki, çok şükür biste söylediler şapşahane şarkılarını. Söylemeseydiler “daha da konsere gitmem”fikriyatımı çok kesin bir halde dile dökerdim. Şimdiyse, orta yaşın gidebileceği konserleri tercih ediyim ben diyorum. Aslında yalanım yok, açıkhava, kuruçeşme gibi milletin oturarak konser izlediği yaşlı konserlerini kendime daha yakın buluyorum. Bu nedenle haftaya olan Sakin konserine de gitmesem daha iyi olur diyorum.


Ama belki Ghetto’da izleyici kitlesi daha farklıdır diye, bir kuple alkol dahilinde oradaki bir konsere şans vermek istiyorum. Şimdiden konser saatinden en erken 1 saat sonra mekanda yer almalısın diye de kendime not düşüyorum. 

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Konser yoldaşı kusburnu da benim gibi huysuz ve yaşlı kadın ruhunda olduğu için, gençlere bakıp bakıp ortak bir asabiyet geliştirdik.
  • Tabi şu da var, dün kusburnu yerine fuhrerschein olsaydı kesin konserin ortasında veyahut başında çıkardım. Demek ki huysuzluğumu en çok fuhrerschein’a göstermeyi tercih ediyorum.
  • Fiziksel olarak Güneş ile Doğan’ı birbirine benzetmesem de eskiden ortak olduklarını düşündüğüm burun konusunda (bir estetik müdaheleyle belki) artık ayrıldıkları gibi bir fikriyat oluştu bende.
  • Peki hala aşk var mı?Konserin fiziksel etkileri ve benim psikolojik manyaklıklarıma  rağmen dünden önceki Redd sevgim bugün de aynı şekilde devam etmekte.
  • Kaldı ki  bu yazı da ironik bir şekilde Redd’in Skyturk’de yer alan konserini izlerken yazılmaktadır ve özellike hasta bünyeler için evden konser izlemek daha keyiflidir.
ps. başlık şarkısı Prensesin Uykusuyum

Hiç yorum yok: