14 Ocak 2011 Cuma

"unutmak, öğrenmekten daha çok zaman alıyor"


Ara sıra, bazı bazı...

Hani aklınızdan bir şey geçer ve kısa bir zaman sonra bu olay gerçek olur ya, işte ben o vakitler kendimden epey ürküyorum sayın okur. Bir de düşünce gücü falan ne varsa hepsine inancımı perçinliyorum.

Bir de bir şey için çok uğraşıp mücadele veriyor ama sonuç alamıyor sonrasında birden en beklenmediğiniz zamanda istedikleriniz gerçekleşiyor ve ağzınıda tuhaf buruk bir tat kalıyor ya, o zamanda fevkalade sinir oluyorum.

Anarşist yanım iyice baskınlaştığı için, etrafında, dünyada olan bitenlere kuzu gibi “ne olacak ki?” şeklinde yaklaşanlara da tahmin edersiniz ki, pek sempati beslemiyorum.

Sporsuz günlerimde evde yemek yapayım da hayatımda bir farklılık olsun desem de, 4 gündür elimden çıkmayan soğan kokusundan ötürü bu kararımdan vazgeçmem kuvvetle muhtemel. Aslında yemek hadisesinden hevesimi almam, yediğim yemek çeşidinin pek sınırlı olmasından kaynaklanıyor. Bunca zaman annemin bana sorduğu, ne yemek yapayım sana sorusunu artık kendime sorup da cevapsız kalmak hiç hoşuma gitmiyor. Bir de füzyona meyilli bir bünyem yok ki, sebzeleri şöyle ykarıştırıyim değişik bir lezzet elde edeyim. Zaten kış sebzesi dediğiniz benim için bezelye ( ki kendisi aslında yaz sebzesi, biliyorum yani) ve ıspanak olduğu için, mecburen etçil yemeklere sığınıyorum.

Ama bir başka yemek hevesimde artık, yemek kitaplarını açıp rastgele bir sayfadan yemek seçimine gitmem kuvvetle muhtemeldir ki, böyle böyle önyargıları yıkıp, sempatik sebzelere geç bir merhaba diyeceğim. Bir de eve girip yarım saatte pratik yemekler hazırlayabilen insanlara hayran olmaya devam edeceğim.

Hayata dair bir amacı olmayan insan bence uzun vadede mutlu olamaz yeğen kıvamındaki okur. Yani öyle ya da böyle, bir tutunma gayesi lazım hepimize. Bir B planı da olmalı hatta, başka türlü bu sıkıntıları neden çekiyorum ki ben sorusunun cevabı, hayat işte olur gider.

Gizem yaratıyor gibi olacağım ama twitter’da bir iş arkadaşım benim ben olduğumu bilmeden (belki biliyor da ben farkında değilim) beni takip ediyor. Kendisi işte beni pek sevmiyordur kanımca diye de bir hissiyatım olduğundan acaba o kişinin ben olduğumu bilse ne düşünürdü diye merak ediyorum.

Bir de ben ısrar sevmem sayın okur. Bazı bünyeler nazlı olduğu için evvela hayır derler ısrarla evete dönerler misal, ama ben hiç hazzetmem bu işten. Ya evet ya da hayırdır. Israr etmem, edilmesinden de hoşlanmam ki toplum içinde bu nedenle huysuz şirin olmayı da gayet kabullenirim.

Huysuz şirin demişken, insan negatif bünyelerden de uzak durmalı. Bu nedenle benim yazılarımı da bazı dönemler daha seyrek okumalısınız bence diyor, umuda yelken açıyorum.

ps. Başlık şarkısı Candan Erçetin- Her Aşk Bitermiş
ps.2. fotoğraflar ise güneş duru'dan.

Hiç yorum yok: