3 Ocak 2011 Pazartesi

"postahaneler kulübeler bozuk hatlar jetonlar"

Ortaçgil sevgim malumunuz. Kendisinin hayatı şarkı yapması da hayranlığımın mihenk taşıdır. Ben şarkı sözünün basit ama bir o kadar etkili olanını severim. Ben aynı zamanda en sıradan olanı “ne kadar şahaneymiş” diye düşündüren şarkıları da severim.
Bu sebeptendir ki, son albümdeki telefon şarkısı da mest etti beni.
Birçok kez yazdım, telefonla konuşma hadisesinden nefret ediyorum. Kendim az konuşmakla kalmaz, etrafımda bolca konuşulmasına da itinayla gıcık olurum.
Yatılı okula cep telefonsuz başlayıp cep telefonu ile çıkan biri olarak, mobil telefonun hayatımıza nasıl etki ettiğini gayet iyi gözlemlediğime dair iddialara sahibim. Okuldaki ilk haftamızda sadece gelen aramalara açık jetonlu telefonun önünde nasıl sıra beklediğimizi, o sıralarda edilen muhabbetlerin bir noktadan sonra nasıl keyifli hale geldiğini,  zamanlamanın önemini, telefonda geçirilen kısacık zamanların ne kadar önemli olduğunu, yazın okul arkadaşları ile yapılan uzun konuşmaları dün gibi hatırlayan biri olarak,niyeyse cep telefonunun erişilebilirliğine pek sempatik yaklaşamıyorum. Mesela “niye telefonu açmadın?” “arıyorum duymuyor musun?” gibi soruları da ultra hadsiz buluyorum.
Telefonunuz kapalıyken devreye giren telesekreterin veya kimaramış mesajlarının da “belki aramıştır” umudunu yerle bir ettiği için mobil telefonların hayatımızdaki olabilecek tüm gizemi de ortadan kaldırdığına inanıyorum.
İşte bu nedenledir ki, çokça zamanlar sonra yazı yazma taakatimin olmadığı şu günlerde şarkı copy pasteciliği yapıyorum. Bir okuyun, bir dinleyin, bir gün telefonu evde unutun tekrar dinleyin sanırım ne demek istediğimi daha iyi anlayacak ya da telefonsuzluğun bünyede yarattığı boşluğun hiçbir şarkıyı dolduramayacağını söyleyeceksiniz…
     

"istediğimde bulurum seni artık özelin yok
her an ulaşırım sana artık özelin yok
mazeret tanımam eğer açıksan
bir cüzdan gibi yanında taşırsan
sabah akşam farketmez artık hiç özelin yok
eskiden telefonlar sağda solda küçük notlar
bütün gün seni aradım evde yoktum demeler
postaneler kulübeler bozuk hatlar jetonlar
hep seni aradım kimse yok
çağ başka bir çağ en gerekli şey sensiz
herkeste kendine özgü en değerli şey sensin
aşksız kalırım ama sensiz kalamam
bu mutlu anı kimsesiz yapamam
herşeyimi sana anlattım
tek dostum senmişsin
eskiden telefonlar sağda solda küçük notlar
bütün gün seni aradım evde yoktun demeler
postaneler kulübeler bozuk hatlar jetonlar
hep seni aradım kimse yok hiç kimse yok
eskiden telefonlar fihristler küçük notlar
bütün gün seni aradım evde yoktun demeler
postaneler kulübeler bozuk hatlar jetonlar
hep seni aradım kimse yok hiç kimse yok"



3 yorum:

malumafatrus dedi ki...

Benim dediklerimi kaile almayan okura buyrun bir de büyük gazete yazarının fikriyatları;

"Cep telefonu için adab-ı muaşeret

- Gizli numaradan aramak racona terstir.
- Israrla çaldırmaktan kaçın... Çaldır, bırak... Açmıyorsa işi var demektir, işi bitince seni arar.
- Mesaj attığında anında karşılık isteme... Herkes senin gibi elinde telefonla dolaşmıyor olabilir.
- Topluluk içinde cep telefonuyla oynamak en büyük kural ihlalidir.
- Arada gelişmiş bir hukuk yoksa “Sen kapat ben arayayım” demek ayıptır.
- Birinin cep numarasını almış olman, onun hayatına tecavüz etme hakkını elde ettiğin anlamına gelmez.
- Karşındaki numarandan seni tanımıyorsa, “Ne! Yoksa benim numaramı kaydetmedin mi?” diye feveran etmek görgüsüzlüğe girmese de lüzumsuz bir çabaya kesin girer.
- Mühim bir konu konuşulurken cep telefonu çaldığında hemen telefona el atılmaz. Cep telefonlarının geçiş üstünlüğü yoktur.
- “Cepsiz yaşayamıyorum” tavrı, fena halde antipatik bir tavırdır. Hiç olmazsa belli etmemeye çalışmak gerekir.
- Cep telefonlarının iletişimi kolaylaştırıyor oluşu, aklına her estiğinde aklına her eseni arayacağın anlamına gelmez."

Ahmet Hakan

varol döken dedi ki...

büyük gazetede yazmak yazarı büyük yapar mı? senin tespitlerini daha okunur buluyorum:)

malumafatrus dedi ki...

büyk gazetede yazmak yazarı büyük yapmaz, ama büyük kitlere ulaşılabilirlik adamın kendisini bir şey hissetmesine vesile olabilir.

Yani ben olsam kesin hissederdim, yalanım yok:)