17 Ocak 2011 Pazartesi

"küfretme hayata güzelliğini kirleteceksin"

Sanat sanat için mi yoksa insanlar için mi yapılıyor sorusuna henüz cevap bulamamışken, bir de şu soruyu sormadan edemeyeceğim politika ne için yapılıyor sayın okur? Yani bütün politikacılar, vatana hizmet için yanıp tutuşuyor mu? Ben misal doğuştan kakılmış olarak, gerekli gereksiz herkese yardıma meylederken neden politikaya atılmayı düşünmüyorum? Politika için vatana hizmetten öte kale gibi ego ve yalan söyleyince yüzü kızarmayacak bir haliyeti ruhun şart olması, politikacıların ne kadar elit olduğunun bir kanıtı olabilir mi? Ve halka hizmet etmek demek bir noktadan sonra kendine hizmet etmek haline dönüşür mü?

Ne yazık ki bugünlerde böyle karmaşık durumlara tanık oluyoruz. Mesela ülkenin başındaki kişi, bir Aziz Yıldırım edasında (ki hakkını yemeyelim bence ondan çok daha büyük bir hırsla) ben oraya stad yaptım, onlar bana nankörlük yaptı diyor. Aslında birçok danışmanı olduğu için nankörlük lafını kendisini etmiyor, danışmanların danışmanları dillendiriyor.

Sanırsınız orta çağda yaşıyoruz ve kralın hazineleri olmasa biz bir hiçiz. Oysaki eşekler gibi çalışıyor, ülkenin yarısı vergi kaçırdığı , biz kolumuzu kaptırdığımız (bordrolu çalışmanın şahaneliği) ve devlet fırçasından korktuğumuz için tüm vergilerimizi ödüyoruz. Biz her şeyi kuruşu kuruşuna ve zamanında ödediğimiz için de devlet yöneticileri seçim yatırımı olarak ödemeyenlerin vergi borçlarını da affedebiliyorlar ki enayiliğimizi daha güzel hissedelim.

Bu da yetmiyor bir de kendi paramızla rezil oluyoruz bir güzel. Başbakan bir yerin açılışına gidince, parasını da o vermiş oluyor birden. Muhtemelen bu parayı şu stada yatıracağıma “bizimkilerin” işine yaraması için kullanırdım diye düşündüğünden stat için yapılan parayı  bir lütuf olarak görüyor.
Daha da vahimi nasıl bir aynadan bakıyorsa kendisine, eleştirinin her türlüsünü terbiyesizlik olarak görüyor. Daha doğrusu, her şeye laf etme hakkını sadece kendinde görüyor.

Sonra bir gün koca bir stada yolu düşüyor.

İşte o zaman, o kendi parasıyla yaptığı sandığı stad ona ayna oluyor.

Ve gerçekler pek hoşuna gitmediği için de sadece topu olduğu için maça alınan çocuk mızıkçılığında topu alır giderim bak diye tehditleri savunuyor.

Birçokları topunu da al git demek istese de, başka çok’lar aynı fikriyatta olmadığından bize düşen mevcut karamsar tablonun gün gelip aydınlanacağını ummak oluyor…

ps. başlık şarkısı Bir Şövalye Var İçinde- Redd

4 yorum:

Fery... dedi ki...

Adnan Polat başta olmak üzere bu ne yalakalık demek istediğim milyon tane insan var. Adam kendini padişah sanıyor ya :(

malumafatrus dedi ki...

konuya ilişkin şu şahane yazıyı da iliştirmeden edemeyeceğim, Kanat Atkaya'nın eline diline sağlık.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16787861.asp?yazarid=25&gid=61

Fery... dedi ki...

okudum okudum, Kanat Akkaya da Can Dündar da güzel yazmışlar.

Hilal dedi ki...

Öncelikle merhaba,
yazılarınız pek şeker.
Bu bey ''yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış''atasözünü hayat felsefesi haline getirmiştir. Kendisini Aihm'ye şikayet etmek istiyorum psikolojimi bozuyo diye, birde Allaha havale ediyorum