22 Ocak 2011 Cumartesi

"Havada süzülüyorum yoktu konacak bir kader"



Malumafatrus bir başka haliyet-i ruhtan bildiriyor;

Kahverengi rengini sevmem. Aslında üniversiteyi bitirene kadar yeşil rengi ile de hiç aram yoktu. Kırmızı da enerji hırsızım olunca kendisiyle münasebeti kesince, gökkuşağının sunduğu renklerden pek faydalanmam mümkün olamıyordu. ( kahverenginin bir gökkuşağı rengi olmadığını biliyorum) Son tahlilde, nar çiçeği modern renklere merak sarsam da, en sevdiğim renk saçlarımın da rengi olan siyahtır.  Galiba en çok da saçlarımın renginden ötürü kahverengiyi kendime yakıştıramaz, bir türlü bütünleşemezdim.

Bu girişgahtan anladığınız üzere artık bir bütünleşme ihtiyacı içindeyim yazının gelişini girişinden anlayan okur. Ama önce araya az biraz heyecan yaratmak için dünkü maceramdan bahsetmeliyim. IDO’nun Cuma akşamı 18.30 seferine dair hissiyatlarım malumunuz. Benim iş yerimin şehrin epey uzağında olmasına dair fikriyatlarım da malumunuz. Bu noktada benim 18.30 seferine yetişebilmek için farklı yöntemler izlemem gerekiyor. Aslında uygulanabilecek tek yöntem varken, ben hayatıma heyecan olsun diye farklı yollara sapıyorum. Dün de öyle bir gündü, yüzsüz bir şekilde yöneticime erken çıkma ihtimaliniz olur mu, bu vesileyle de beni bırakırsınız teklifiyle gittim. Bu teklifi yaparken, ya son dakikada bir şeyler çıkar da yine bir sefer kaçırma mağduriyeti yaşamam diye hiç düşünmemiştim. Bundan sonra düşünür kimseye de öyle bir teklif sunmam.

Şans bu ya, dün bir iş patladı bize. Onu yetiştirirken başka şeyler oldu falan ve ben işten sadece 20 dk. Erken çıkabildim, saat 5’de köprüye ek şerit koyan zihniyete küfrettim, metronun Şişhane’ye kadar gitmesiyle mutlu olup, ben yetiştiğim vakit geç kalan IDO’ya da ağzıma ne gelirse söyledim. Anlayacağınız her zamanki gibi, kısık ateşli bir gerilimle geldim Bandırma’ya. Ve yine her zamanki gibi gittim tek güvendiğim kuaförün yanına.

Depresyon, trafikle birlikte kötülüklerin anası ve ben bu kötülüğün pençesine o pırasayı yediğim gün girdim sanırım sayın depresyondan ve halden anlayan okur. Bugün de o depresyonun bir uzantısı olarak yapılabilecek en kadınca davranışı sergileyip saçımın rengini değiştirdim. Benim saçımı bilmeyenler için tarif edelim, kopkoyu bir renk. O kadar koyu ki herkes siyah sanıyor ama aslında değil. Ve saçım o kadar siyah gibi ki, başka ne renkle boyarsam boyayım, sonuç dibindeki bir renk karmaşasından öteye gidemiyor. Bu nedenle saçıma da bir güzel kıyıp önce açtırıp sonra da gayet açık kahverengi bir renk yaptırdım.

Aslında saçımın rengini severim. Ama bunca zaman herkes çok sert imajından o kadar dem vurdu ki, bir deniyelim bakalım diyerek yola çıktım. Daha öncede milyon kez vurguladığım şekilde, kuaförüm bay t’ye bu kadar güvenmesem, an itibariyle epey mutsuz olurdum. Ama şimdi sadece biraz şaşkın, azıcık da ürkek hallerdeyim. 2 hafta içinde tekrar bir boyayla özüne kavuşacağı için, mevcut halimi pek sorgulamıyor sadece aynadaki yeni bana alışmaya çalışıyorum. An itibariyle en sevmediğim kapkarayken sarışınlaşmaya çalışan modelleri arındıran bir hal var üstümde gibi gelse de, yok yok düzelir o diye kendimi kandırıyorum.

Sizler için de takdir edersiniz ki fotoğraf koymuyor, kusburnu hanım’ın pazartesi günkü yorumunu blog üzerinden yapması durumunda fikri sahibi olabileceğinizi düşündüğümden, kendisinin fikriyatlarını kamuoyuna açmaya davet ediyorum.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, koyu renk saçı  kesinlikle daha karizmatik buluyorum.

imza: yumuşak mizaçlı malumafatruş


Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Saç renkliği değişikliği bana yeni bir alışveriş kulvarı da açar diyeceğim ki, buna etrafımdaki kimse de şaşırmaz sanırım.
  • IDO’nun özelleştirmesinden benim kadar heyecanlanan biri var mıdır şüpheliyim. Taraftarı olduğum ilk özelleştirme sanırım IDO olabilir, bu yüzden en azından orada gelen gideni aratmaz herhalde diye düşünüyorum.
ps. başlık şarkısı REdd- Küçük Bir Çocukken

ps.2. Blog resmimiz bu sefer eski adresten.

2 yorum:

Fery... dedi ki...

ama ben çok çok merak ettim, bana bir fotoğraf gönderir misin? Ciddi bir değişim zira :)

malumafatrus dedi ki...

fotoğraf çektiririm ama o fotoğrafın içime sinmesi, saçımın rengini güzelce yansıtması falan biraz zaman alabilir:) bunun yerine sen bize gel bir akşam, ışıklar hafif yanıltıcı olsa da gör dünya gözüyle yeni saçlarımı...