23 Ocak 2011 Pazar

"birden susturdum tüm dünyayı sen konuş diye"


  • Hayatta üşendiğim iki hadise var, nedenini niçinini bilmiyor ama söz konusu para çekmek veya elektronik cihazları şarj etmek olduğunda sonuna kadar ertelemeyi tercih ediyorum. Kendime yapma böyle desem de, bir gün bunlardan ötürü başıma bir şey gelsem de, telefonum kapanmadan yanımda 5 kuruş olmadan harekete geçemiyorum. Ayrıca bu elektronik aletlerin hepsinin aynı zamanda şarjının bitme huyuna da ultra gıcık oluyorum.
  • Bundan kısa bir süre öncesine kadar Sezen Aksu, gündeme dair olaylara dair görüşlerini bir şekilde kamuoyu ile paylaşırdı. Bazen bir şarkı yazar, bazen bir gazetede mektubu yayınlanır bazen de kendi internet sitesinde fikriyatları olurdu. Ama nedense özellikle yetmez ama evetten sonra gündemde cereyan hadiselere karşın sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu noktada bendeniz müsadenizle nerede kaldı o meşhur duyarlılık diyorum.
  • Yeni kitabım olan Ayşe Kulin’in hayatı niyeyse bir yandan bana Türkan dizisini hatırlatıyor. Sanırım bu fkriyatımda iki figürün de baba hayranlığı büyük rol oynuyor. Bu arada kitabı en çok okunanlar listesinde görmek beni kitaba dair soğutsa da, yine de kuaför macerasında geçirdiğim zaman sonrasında epey ilerleme kaydettim sayılır. Kitaptan henüz netbir çıkarım elde etmesem de kitabın sonunda yer alan fotoğraflar sayesinde şu anda bence gayet güzel olanın Ayşe Kulin’in bebekliği yanısıra gençliğinde bir afeti devran olduğunu anlamış bulundum.
  • Kendimden yola çıkarak yine bir teorim uydurdum ki, bence marifetli ailenin  cocuğu beceriksiz oluyor sayın okur. Daha net açıklamak gerekirse; mesela iyi kariyer sahibi ailelerin her şeye sahip olan çocukları belki “survive etme” ( yine katlettik Türkçe’yi, Hakkı Devrimgiller kusura bakmasın) duyusu pek gelişmediği için, ailelerin yırtıcılıklarına sahip olamıyor. Benim gibi annesi ultra marifetli ve çalışkan olan bir zat-ı muhterem de ne yazık ki ne becerikli ne de yetenekli olduğundan böyle güzel mazeretler üretiyor.
  • Güzel ve karizmatik bir ses tonuna sahiplere pozitif ayrımcılık uyguluyoruz sanırım. Çünkü o güzel sesliler dünyanın en manasız boş konuşmasını yaptıklarında bile, sanki önemli bir şey söylüyor gibi hissettirirken ben ve benim gibi bet seslilerin ciddi konuşmaları bile güme gidiyor.
  • Sakin konuşup vurgularla boğuşmak da takdir edersiniz ki bu bünyeyle hiç uyuşamıyor.
Kimsenin bir itirazı yoksa;

  • Bay J’yi radyoda dinlemiyor ama Tv’deki haliyle kendisini seviyor,
  • Tiyatrodan pek hazzetmiyor,
  • Annemden gizleyeceğim, kendisinden sıkılmayacağım, başkasında görmeyeceğim bir dövmem olsun istiyorum.
ps. başlık şarkısı Sakin- Küçük Prens
ps.2. Karizmatik kızımızın adresi ise değişmedi. 

4 yorum:

Esterhazy dedi ki...

sezen aksu'nun ses cikarmamasi, sessiz kalmasi cok sasirtici bi sey degil. sezen aksu hic bi zaman periyodik olarak ses cikaran biri olmadi ki. bu acidan yazdiklarin biraz garip geldi. ayrica referandumda da "evet diyorum" disinda provokatif, insanlari ikna etmeye cabalayan hicbi tavri olmadi. o sadece bu kararini acikladiktan sonra medya araciligiyla olan oldu. cok sahane izmirli kardeslerimiz sokak ismini soktu falan.

eveti hayiri tartismiyorum tabi ki burda, ama sezen aksu'nun 30-40 kac senelikse kac senelik sarki soyledigi donemde bence hicbi zaman yazinda bahsettigin bi tavri olmadi. olmayacak da bence.

bunu kizgin ya da ofkeli bi yorum gibi algilama. tamam ben gereksizce cok sezen aksu seven bi insanim ama.. :)) yukarida yazdiklarim gercekten hissettiklerim.

malumafatrus dedi ki...

öncelike şunu itiraf etmeliyim; ben bloga sezen aksu ile ilgili bir şey yazacağım vakit bir senden, bir de feriden korkarım zaten. Bu satırları da o korku filtresinden geçirdikten sonra yazdım bilesin.

Ayrıca bence kızarak da yazabilirdin, ben misal biri Bülent Ortaçgil için birileri kafasına geleni söylese kızardım yani.

Konumuza geri dönersek;ben son zamanlara baktığımda terör sorunu için mehmet mektubunu yazan sonra da bu satırları besteyelen, kardelenler için konser veren, hrant dink için iç yakıcı bir şarkı yapan ve bunun dışında da radikal'deki misafir genel yayın yönetmenliğinde fikirlerini beyan eden sezen aksu'yu düşününce,özgürlük sınırlarımız yavaş yavaş daralırken sessiz kalmaması gerektiğini düşünüyorum.

Niye sadece Sezen Aksu dersen; ben aslında artık sanat camiasında birilerinin korkmadan net bir şekilde muhalif olabilmesini hayal ediyorum. Ve bunun için maddi ve manevi bir şekilde tedirginliğinin az olacağı sezen aksu'yu bu konuda aday adayı seçmiştim:)

varol döken dedi ki...

bülent ortaçgil için kafamıza eseni söyleme özgürlüğü var dediler geldik:)

malumafatrus dedi ki...

Özgürlük blog sınırlarında ve benim keyfim doğrultusunda sınırsız...

Kaldı ki, bunca şey dedikten sonra sen daha ne diyebilirsin Ortaçgil hakkında onu da merak ediyorum.