12 Aralık 2010 Pazar

"sabredecek yaşayacaksın; azmedeceksin, hazmedeceksin"


Hem bu blogda hem de hayatımda sıkça tekrarladığım bir takıntım var; çift rakamlı yılların bana pek iyi gelmediğini düşünürüm. 2010 gelmeden, bu kanım yıkılsın diye ve bir de 10 rakamına sempatimden ötürü pek sempatik bir yazı yazmıştım kendisine ama fakat beni resmen hayalkırıklığına uğrattı kendisi bunu itiraf etmeliyim.
Daha öncede yazdım, ya da yazdığımı sanıyorum sadece aklımdan geçirdim ama bu sene aslında güzel kategorisinde değerlendirebileceğim birkaç şey geldi başıma. Ama işte son bir ayda 2010 benim üstüme üstüme gelmeye başladı. Daha doğrusu son 1 ayda güzel bir haber duymaz oldum. Elimde karamsar olmak için çok sağlam bir tablo var ve an itibariyle tek dileğim bu yaşananların sadece 2010’un kaprislerinden ibaret olması. Aksi takdirde ben 2011’e depresyonla girerim haberiniz olsun sayın okur.
Başımıza kötü şeylerin sıklıkla denk gelmesi, bünyede bir bağışıklık yaratsa da secret türevli hadiselerden ötürü 
başımıza gelecekleri rayına oturtmak için iyi şeyler düşünmek de şart. Bu noktada şükran duygularımla beraber iyimserliğimi karıştırmak boynumun borcu oluyor.
Gelin görün ki,  iyimserlik genelde bir hafta sonu faaliyeti olarak sınırlı kalıyor benim hayatımda. Ama işte yeni yıl da tam da böyle bir zamanda imdadına yetişiyor insanın.
Belki bu sene değişir diyerek, “şimdi karanlık ama gün aydınlanabilir” diyerek kendimizi kandırabiliyoruz. Ve bu nedenle de yeni yıla haddinden fazla anlam yüklemeye bayılıyoruz.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Ya yıl sonu itibariyle beni bırakmayan yoğunluk blog aleminde takip ettiğim sayılı blog yazarcısını da vurdu ya da onlar da yıl sonu bezginliğinden yazacak bir şey bulamıyorlar. Bazen yazma takatim olmadığından sadece bir şeyler okumak istediğimde okunacak yeni bir blog yazısı bulamamak şu aralar en büyük derdim diyebilirim. 
ps. başlık şarkısı Cam- Sıla

1 yorum:

kusburnu dedi ki...

Kısa sürede yeşil sahalara dönüyorum.sözün banaysa tabi,değilse de zararı yok :)