19 Aralık 2010 Pazar

"gece olduğunda umutlar kaldı, karanlıkta yanımda"




  • Siz yeni yıl kutlasanız da kutlamasanız da eğer kurumsal bir firmada çalışıyorsanız yeni yıl sosyalleşmenize öyle ya da böyle girerseniz. Yeni yıl kutlamaları şirketinizin iş yapısına göre çeşitlenip renklense de benim gibi asosyal bir bünye için fazla kalabalık bir hal aldığından en nihayetinde sıkıcıdır.
  • Hadiseyi benim için daha da sıkıcı hale getiren nokta ise “ne giyeceğiz” derdidir. Bizim gibi merkezden kopuklar için bu tip organizasyonlar iş çıkışı gerçekleştiğinden, işe giderken yaptığınız kıyafet seçiminde fonksiyonalite baş rolü oynar. Tabi bu dert erkekleri hiç ilgilendirmezken, kadınların ise belirli bir kısımını meşgul eder.
  • Erkeklerin bir kıyafet derdi olmazken ne hikmetse erkeklere hediye arayan kadınların kocaman bir “ne alabilirim ki” derdi olur. Ve hediye aradığınız erkek 0-1 ay yaş segmentindeyse, kızlara alınacak o kadar hediye varken erkeklere sadece şu kadarcık mı model var diyebir kıskançlık da baş gösterebilir.
  • Halen var mıdır bilmiyorum ama eskiden okullarda yeni yıl vakitlerinde hediye kuraları çekilir, kura sonucu olarak en alakasız olduğunuz kişiye hediye almak zorunda kalır ve bir de fiyat aralığı derdinden muzdarip olduğunuzdan “ne almalı” derdi kronikleşirdi. Tabi o zamanlar ergen cinliği olduğundan, o kuralar başkası ile değiştirilir veya hediye alacağınız kişinin tercihi hakkında gizliden bilgi sahibi olmaya çalışırdınız.
  • Ben o vakitlerde de alışverişe mazeret aradığımdan hem aileme hem de anane ve dedeme hem de arkadaşlarıma yılbaşı hediyesi alırdım. Ama genelde bu hediyeleri Aralık’ın başında alır ve hiçbir zamanda son güne kadar bekleyemezdim. Halen aldığım bir hediyeyi vermek için çok beklediğimi söyleyemem.  Ama o zamanlar mütevazi harçlığımla hem yılbaşı hem de bayramlarda o kadar hediye alabildiğime göre halen paramın bereketi olduğunu söyleyemem.  Ya da olaya iktisadi bir bakış açısıyla yaklaşır ve o vakitlerde enflasyonun olmadığını ve paranın gayet değerli olduğunu iddia edebilirim.
  • Bizim gibi fanilerin kanına yeni yıl ruhunun girmesine vesile olan yeni yıl süslemeleri  bana göre bu işin en keyifli yanı. Ama işi güzel yapan da bu süslemelerin ömrünün 1 Ocak itibari ile son bulması. Yani hayatımızda 365 gün bu süsler olsa ( mesela köprü gibi) kırmızılar ve parıltılar bu kadar hoşumuza gitmezdi diye düşünüyor yine denereye takacağımı bilemediğim bir sürü yılbaşı süsü almak istiyorum.
  • Daldan dala yazısı yapacaktım ama yeni yıl haliyeti yazısı olduğundan akıl kırıntılarımı bir başka yazıya saklıyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Eskiden yeni yıl programlarına o kadar para harcayan tv kanallarının şimdi bu işi "oldu bitti'ye" getirme nedenleri nedir, Türk halkı cümleten yılbaşını sokakta mı kutlumaya başladı merak ediyorum.
  • Konudan bağımsız ama güncelliğini yitirmiş billboard veyahut reklamların hemen değiştirilmemesine ultra sinir oluyor, deadline’ı olan reklamların billboardlarda kullanılmamasını öneriyorum. 
  • Meraklı blog sahibesi olarak da el emeği göz nuru yeni yıl kartı gönderecek okurcuların ses vermesini rica ediyorum. 
ps. başlık şarkısı Maskott- Nadas

5 yorum:

varol döken dedi ki...

üst limit 20 lira, işin komiği alt limit de 20 lira, çıkan kişi çok alakasız sayılmaz, ne almayı düşündüğümü bilahare yazarım:)

yeni yıl kartlarını toplu adrese mi gönderiyoruz nedir:)

Fery... dedi ki...

20 TL mi ne alacaksın ayol o paraya?

varol döken dedi ki...

perşembe günü açıklayacağım:)

malumafatrus dedi ki...

sizin o partiye ( ya da sizin şirketin abisi olan şirketin partisine) bizim şirkettekilerin bir kısmısı da davetli olduğundan kendilerine katılıp hediyeleri görmeye geliyim, sokaka veyahut ambar yazarcılığı yapayım ben de.

varol döken dedi ki...

müşerref oluruz efendim:)