14 Aralık 2010 Salı

"çok özel bir tarafın yoktu ne çok havalı ne çok havadar"




Bir minik kuşun twitleme gözlemleri;


Son dönemdeki en büyük bağımlılığımın twitter olduğu aşikar. Aslında son zamanlarda eski aktifliğimi kaybetsem de yine de ne olmuş ne bitmiş diye ortamları solumaktayım. Can sıkıntısından patlayıp da daldan dala hiç takip etmediğim insanların twitlerini okuduğum da ise “ne acayip insanlar var yahu” diyerekten olay mahalinden biran evvel kaçmaktayım.

Benim en takıldığım ve güldüğüm tipler, ünlülere en yakın dostu gibi cevaplar yazan ve öğüt verenler. Bir tebrikler, bir övgüler, "boşver sen bunlara hiç takılma" tesellileri falan gerçekten "hangi dünyadansın sen dostum?" sorusunu sorma hissiyatı oluşturuyor bende. Ama özellikle kendi ergenliğimi düşününce ve benim zamanımda böyle şeyler olsaydı ne manyak olurdum ben de diye empati kurunca bu hallere çok da laf edemiyorum.

Sosyal medya sıcaklığı ile insanların gerçek hayatta birbirlerini tanımazken, sempatik bir çerçevede iletişim kurmasına karşı değilim ama amacı ünlülere hakaret yağdırmak olan 18-25 yaş arası çevreyi de pek anlamıyorum. Kimse kusura bakmasın bu noktada Demet Akalın’la da aynı fikriyata varıyor, sokakta görse yanına gidip konuşma cesareti gösteremeyecek insanların sanallığın ardında sahip oldukları saldırganlığa gülüyor ve kısaca bütün bu insanlar için ezik diyorum. Yani bir tartışmadaki fikriyat üzerine fikriyat belirtmeye elbette itirazım yok ama sadece “sen ne biçim insansın be” demek için bu platformu kullananlara evde yaptırdıkları bir dart’a nefret ettikleri ünlülerin fotoğraflarını yapıştırmalarını öneriyorum.

Ünlüler topuna girmeyen agresif twitçilerin bazıları ise kendi ünlülüklerinin sarhoşluğunu yaşıyorlar. Bugün kaç twitim retweet edildi, peki kaç kişi rt etti, ne kadar tepki aldı gibilerinden istatistiki bilgileri sıklıkla takip ederek günlerini geçirmekte. Bu meşguliyeti de anlamsız bulanlar ise, diğer popüler ünsüz twitçileri takip ederek bazen alttan alta bazen de direkt bir şekilde kendileriyle laf yarışına girmekteler.
Yani benim anladığım kadarıyla bazı yakalarda twitter bambaşka bir şekilde yaşanıyor. Galiba herkes kafasına göre takılıyor ve herkes de kendi dünyasını bir şekilde bulup, orada keyfine bakıyor. Bana da bu kadar gözlemciliğin sonu olarak yazı konusu çıkıyor.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Kendisine yazılan güzel twitleri retweet edenler de, bir konuya ilişkin ardarda retweetler yapanların da bana pek sıkıcı geldiğini itiraf etmeliyim.
  • Twitter’da dedikodunun şahı nasıl yapılır pek güzel gösteren Oray Eğin ve Yiğit Karaahmet’in karşılıklı konuşmaları beni pek eğlendirirken, nedendir bilinmez bu ikilinin bir yılda pek az yan yana geldiğini düşünmekteyim. 
ps. başlık şarkısı kettle ve melis danişmend

14 yorum:

varol döken dedi ki...

değerli blog sahibesi,

yiğit karaahmet hapisten mi tivitliyor acaba, hapishanelerimiz o kadar gelişti mi yoksa ben yine ilk magazin eklerini mi çöpe atıyorum?

varol döken dedi ki...

twitter, facebook, msn ve türevlerinin insanların boş kalan zamanlarını doldurmak için uğraştığı birer boşbeleş aktivite olması gerekirken, bazı reklamcı arkadaşlarımızın da (ben broşür yazarıyım:) olağanüstü gayretleriyle twitter'dan kalan zamanımda nefes almaya çalışırım tarzı bir hayata dönmesi komik de değil düşündürücü de değil, sadece insanın (birçok insanın, özellikle türk insanı diyelim hadi) aslında içi ne kadar boş bir yaratık olduğunun göstergesi...

siz hiç twitter.com/cerndeneyi

şu an atom moleküllerini birbirine çarpıştırıyoruz, oley:) diye bir twit okudunuz mu?

varol döken dedi ki...

yani neymiş, yapamayan yazarmış...

Fery... dedi ki...

yapamayan yazarmış, yazmayan n'apıyor peki?

varol döken dedi ki...

senin gibi işinde gücünde, aklı başında, bmw parası biriktiriyor ferycim:)

bak bana bu kadar yazıyorum çünkü ne yapıyorum? hiç... hiç yapana bmw veriyorlar mı? vermiyorlar... gerçi ben bmw alsam ne yaparım? hiç... valla hiç, ben araba kullanmayı sevmem, bir de yolda kitap okurum ben, hem kullanıp hem kitap okuyacağım bir teknolojisi var mı bmw'nin?

malumafatrus dedi ki...

yiğit karaahmet hapisten çıkalı epey oldu hatta davası da sonuçlandı, suçsuz çıktı... ve bugün öğrendik ki yeni yılda da kitabı çıkıyormuş kendisinin sayın varol döken..

Fery... dedi ki...

hayat pahallı Varol, 2 günlük ömrümü BMW ye heba edemeyeceğim. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli deyip geçiyorum BMW ye :) Canlı paraya katılırsam alırım ama :P

varol döken dedi ki...

beraber katılalım, ben çok küfür biliyorum:)

Fery... dedi ki...

eheheh kendisi bilmese ve buradan öğrenecek olsa da olur da ben o yarışmaya katılırsam partnerim malumafatruştur ama dur bakayim seni de düşünebilirim :)

malumafatrus dedi ki...

ya tabiki benimle katılacaksın ferican, varol döken de kimmiş, sokakta görsen tanımazsın kendisini:)

yalan mı söylüyorum? hayır

hafif çirkef miyim? Evet:)

varol döken dedi ki...

güzellik yarışmasına katılmıyoruz, bilgi yarışmasına katılıyoruz ve bu konuda malumafatrus hanım bilirsiniz sizin kadar aslan burcu ve iddialıyım... hatta fery hanım bence bize 3er soru sorsun, gugıllanmayacağına söz verilerek cevaplarız, kazanan fery'i yani, yarışma partnerliğini alır:)

Fery... dedi ki...

Sakin sakin :) önce beni bir arasınlar başvurumun farkına varsınlar :)

malumafatrus dedi ki...

bence yarışmaya varol'la ben katılayım, sen daha aklı selim birini seç fericim.

muhtemel kavgalar "hayır öyle değil şöyleler" "ben biliyorum" "çok eminimlerle" eli boş ama ratingi yüksek bir şekilde ayrılabiliriz stüdyodan.

ben de teselli için engin altan düzyatan'ın omzuna başımı yaslarım bu vesileyle.

varol döken dedi ki...

engin altan senin olsun ben oradan en az 500 bini alırım arkadaş, ben eminim diyorsam zaten parayı değil kendimi koyarım oraya:)