16 Kasım 2010 Salı

"yola gelmez kaderim, beni çöz at"


İnsanoğlu sayısız gruplaşması dışında genellemek gerekirse ; “kendini enayi gibi hissedenler” ve “birilerinin kendini enayi gibi hissetmesine vesile olanlar” olmak üzere iki gruba ayrılmakta.  Ve bendeniz tahmin edersiniz ki “kendini enayi gibi hissedenlerin” sağlam bir neferi olarak başrol oynuyorum şu hayatta.

Aslında bu enayilik halinin binbir çeşit nedeni var. Öncelikle “eşek olana semer vuran çok oluyor” sayın okur. Siz gereksiz yere bütün sorumlulukları üstlenince, kimse de “ay bu aslına benim işim” demiyor. Bu sendrom özellikle iş hayatında sırtınıza güzel bir kambur yüklüyor. O yapana kadar ben hallederim hali; bir şeyi 100 kere söyleyerek iş yaptıracağıma kendim yaparım mantığı lüzumsuz işlerin Ahmet San’ı kılıyor sizi.

Susmak ise bu halleri kronikleştiriyor. Yani siz içinizden asabiyet yapsanız da fikriyatınızı kelimelere dökmediğiniz vakit, “halinden pek de şikayetçi olmayan” oluyorsunuz. Kendini akıllı sananların en büyük yanılgısı, karşındakinin zekasını göz ardı etmek olduğundan; susanları aynı zamanda kandırılanlar olarak görmek olağan bir refleks halini alıyor.

Ve ben bu biteviye hallere artık iyice kıl oluyorum pek muhterem okur. Bayram vakti yazılacak yazı değil, ama işte bayram olmayan bayram zamanı yazı yazma fırsatı bulunca tüm birikmişleri bloga dökeyim istiyorum.

Eğer bu yaştan sonra değişme şansım varsa, gamsız ve arsız olmayı gerçekten diliyorum. Yok bu saatten sonra dönüş yoksa, bundan sonraki olası hayatlarım da  (reankarnasyona da inanmam ama neyse) gamsız olabilmeyi diliyorum.

Kötü örneklere bakarak ( ki kötü örnek örnek değildir) vicdanını rahatlatanlara; “bilemiyorum acaba nasıl yapsak “ felsefesi ile sorumluluk konusunda etliye de sütlüye karışmayanlara; işi başkasının üzerine yıkıp üzerine bir de yorum yapanlara, acelesi yok hallederizci’ lere fena halde gıcık olduğumu ve kişisel tarihimde bu tür insanlara “onlar gibi olarak ”karşılık vermeyi öğrendiğim vakit asıl bayramı yaşayacağımı buraya yazıyorum ki, içimdeki asabiyet bir nebze de olsa azalsın.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Her şeyin başında bu devlet vatandaşını enayi yerine koyuyor. Devlete dair her türlü görevini zamanında yerine getiren bizim gibiler, “vergi affı” sayesinde enayileştiriliyoruz. Zamanında ödeyene değil, geç kalan ödeme ihtimali de net olmayana ödül veren bir sosyal adalet anlayışımız olduğu için ne kadar huzurlu olduğumu anlatamam.
ps. Başlık şarkısı Jehan Barbur- Ey Hayat

2 yorum:

varol döken dedi ki...

ben de gamsızım ama inan bunu işlerin daha iyi yürümesi için yapmak zorundayım desem bana inanır mısın?

malumafatrus dedi ki...

herkesin "kendi" olmak için haklı bir sebebi vardır derim.