16 Kasım 2010 Salı

"sıra bana geldi de ben mi savdım şansımı?"



Twitter’dan ortaya serpme haller; 

  • Ne tür reklam yaparlarsa yapsınlar diş macunu alırken Colgate ve Ipana almak aklıma gelmez. Ben şahsen Sensodyne yoksa Signal’ciyimdir ve Colgate ile dişimi fırçaladığımda dişlerimin de pek temizlenmediğini düşünürüm. Ne kadar mentol varsa, o kadar mutluyumdur. Bir de şekilciliğimden mütevellit, şekil şemali en güzel olan diş macunu hep en güzel diş macunu sanı rım. Ne demişler, önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zor…
  • NTV’nin bayram sohbetlerini seviyorum ama bayramın köründeki konukları Selami Şahin ve Işın Karaca’yı sevmiyorum. Eskiden ekstra bir gıcıklığım olmayan Işın Karaca’ya şu an duyduğum antipatiyi somut bir nedene dayandıramasam da, ne zaman canlı canlı gördüm o zaman elektriği hoşuma gitmedi herhalde diyorum.
  • Elektrik demişken, ister kötü enerji deyin ister nazar ben bu hadiseden ne yazık ki çekiniyorum. Ama bu çekinme hadisesine kendimi bir kaptırırsam nazarkolik olup, maşallahtan başka bir laf edemeyeceğim diye korkuyorum. Ve bazı bazı milletçe nazardan korkmuyoruz, hiçbir şeyden korktuğumuz kadar diye de twitsel fikir beyan ediyorum.
  • Hayatımda Vedat Milor kadar karnımı acıktıran bir insan yok. Sabahın köründe yediği yemeklerle o an gittiği yerde olmayı ve her yediği yemeği yemek istiyorum. Ki bu benim gibi yemek seçen bir insan için gerçekten çok iddialı bir yaklaşım. Yemek konusu o kadar derin bir mevzu ki benim için. Yediğim yemeğin ruhu yoksa, o kadar mutsuz oluyorum ki, ne kadar yersem yiyeyim doymayacağımı biliyorum. Özellikle yenilen şeylerin çok net olduğu kahvaltı hadisesinde ne oluyor ne bitiyor bilemiyorum ama ruhu olmayan kahvaltı ile başlayan günüm bir türlü hayretmiyor. ( zıkkım ye diyenlerin sesini duyar gibi oluyorum)
  • Bizim şirketteki bir yöneticinin kardeşinin görevi ürün testi yapmakmış. Yani bilumum yediğimiz maddelerin içindeki malzemeleri test edip, içindekilerin ne olduğunu anlayıp sonra da ona göre şundan biraz daha bunu azaltın diyormuş. Ama tabi bahsettiğimiz ürünlerin içinde margarin, zeytinyağı gibi şeyler de olduğu için bu iş göründüğü kadar karizmatik değilmiş.
  • Arabada siyah renk toz gösterir dendiğinden Türkiye’nin yarısı beyaz araba kullansa da, laptop hadisesinde konu terse dönüyor ve beyaz laptop kesinlikle daha çok toz gösteriyor. Benim gibi  bilgisayarla yiyip içtiğiniz vakit de epey pasaklı bir  şey olup çıkıyorsunuz.
  • Araba demişken de, en sevdiğim bayram ziyaretçilerinin fiyat’ın araba sevdalısı iki ufaklığı olduğunu belirtip,  herkese onlar gibi bayram ziyaretçileri diliyorum.


Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Çocuk  diş macunu yemek sadece bizim dönemimize ait bir moda mıydı?
  •  Ve yine küçükken dişlerini fırçalayıp da ekşi elma yemekten zevk alan manyak bir ben miydim acaba?
ps. başlık şarkısı Jehan Barbur- Ey Hayat


5 yorum:

Seden dedi ki...

ben yerdim diş macunu...

elma soyulmadan ve dilimlenmeden bugun dahi yemem

anneannem rahmetli sadrazamın sol yumurtalığı bunlar derdi :)

malumafatrus dedi ki...

zevklere diyeceğim yok ama kocaman ve sert bir kırmızı elmayı katur kutur yemenin keyfini de elmayı elma yapan şey olduğunu düşünürüm.

Seden dedi ki...

diş etleri acımadığı sürece :(
kağıt helva arası dondurma da yiyemem

İrma dedi ki...

diş macunu üzerine mandalina ye şiddetle tavsiye ederim:)

varol döken dedi ki...

colgate dünyanın en iyi diş macunudur.

elma, gereksiz bir meyve.

nişantaşı van kahvaltı salonunda patatesli yumurta.

beyaz notebook'um var, üstünde rakı içmeme rağmen tertemiz.

siz hala yediklerimizin temiz olduğunu mu sanıyorsunuz?