4 Kasım 2010 Perşembe

"sindiğim topraklar üzgün, nadasta kaldım ben her gün"

  • Hayatımda yaz uygulamasından kış uygulamasına geçişte bu kadar zorlandığım bir sene olmadı sanırım. Erken uyuma hissiyatımı engelleyemiyor, erkenden uyandığım vakitlerde de kendime “uyu çok rica edeceğim uyu” diyorum. Pek böyle değişim sıkıntıları yaşamadığımdan, herhalde 1 hafta sonrasında kendime gelirim diye de umut ediyorum.
  • Herkesin en sevdiği alışveriş merkezi herhalde en rahat ettiği avm’dir diye düşünüyorum. Yani hangi mağazanın nerede olduğunu otomatik pilota aldığınız vakit, o avm sizin gözünüze girmiş demektir. En azından benim için öyledir. Bu fikriyatlarla azıcık mimari de kattığımızda Profilo Alışveriş Merkezi halen nasıl hayatta olabiliyor ben şahsen anlayamıyorum sayın okur. Benim bir ürünün peşinde olmam dışında, Profilo’ya gitmemin tek nedeni Arby’s oluyor çünkü kendileri ne yazık ki sadece Beylikdüzü şubelerinden evlere servis yapıyorlar. Ve her gittiğimde de, merdivenleri bile tutturamıyor, her bir taraftan beklemediğim büyüklükte mağazalar çıkınca da şaşırmaktayım. Profilo’nun kaç yıl önce yapıldığını düşündüğümüzde basıklıkta kendileri ile yarışacak City’s neden böyle sorusunun cevabını maalesef bulamıyorum.
  • Emlak sektörüne bildiğiniz üzere gıcığım. Ve sektörde emlakçıların kendisinden sonra en nefret ettiğim şey, evin eski koltuk takımları ile döşenmiş bir emlak ofisi. Yani öyle bir koltuk grubu olduğunu dışarıdan naklen yayın şeklinde bizlerle paylaşan o değerli emlakçılar, sektörün imajını katlettikleri için ayrıca cezalandırılabilirler bence.
  • Pelin Karahan, büyük bir çoğunluğun pek beğendiği, bizimse ailecek pek antipati duyduğumuz bir kız. Kendisinin reklam için çok güzel bir yüzü olduğunu kabul etsem de, bir şampuan reklamı, bir diş macunu reklamı ve bir çorap reklamının da bir nevi ayarı kaçırmak olduğunu düşünüyorum.
  • Ne zaman güzeldi de şimdi iyi olsun diyebileceğiniz “çok güzel hareket bunları” birkaç hafta önce izleme fırsatı buldum ve tüm skeçlerde de haliyle baydım. Ama fakat bir skeçte Demet Akalın ve Serdar Ortaç şarkıları ile değişen dans stilleriyle pek güzel dalga geçmişler. Tüm melodileri aynı olan şarkıların dansları neden farklı olsun ki zaten derseniz, bir cevabım da olur muydu emin değilim.
  •  2011 yılı itibariyle saç rengimde bir değişikliğe gideceğim gibi bir hissiyat var içimde ama hadi bakalım hayırlısı diyor ve yazıma noktayı yine uykuyla koyuyorum.
coming soon;

  • Bir magazin hadisesi olarak Efe Önbilgin- Deniz Akkaya halleri....
  • Youtube'un aç kapa derken yalama olması
ps. başlık şarkısı Maskott- Nadas

2 yorum:

varol döken dedi ki...

nasıl koyduk barcelona'ya? insan hiç yazmaz mı ya? konuk yazar istiyoruzzz!

malumafatrus dedi ki...

ilgili yazı yazılırkene maç neticelenmemişti bu bir; bu konuların üstadı bildiğiniz üzere http://markonunyeri.blogspot.com/ bu adreste, o varken bana söz düşmez bu da iki:)

ben daha çok salonda bulunduğum maçları yazmayı tercih ediyorum:)