18 Kasım 2010 Perşembe

"bazısı için uzak bir rüyaymışım"

Malumafatrus’un papatya falı vakti; "seviyor sevmiyor."




İngiliz sülalesinin bitmeyen entrikalarını okumayı seviyor;

Uzun denilen tatillerin bir çırpıda geçip gitmesini ise hiç sevemiyorum;

Serhat Tutumluer bakışlarını pek seviyor;

Programlarının  yayın saatini sürekli değiştiren kanalları sevemiyorum,
 
Cep telefonumun her daim yanımda olması, twitter takiplerimi yapabilmeyi seviyor;

Sonu gelmeyen, getirilemeyen telefon konuşmalarını hiç ama hiç sevmiyorum,

Herkesin farklı fikriyat, hissiyat ve tavırlarına karşı anlayış gösterebilenleri seviyor;

 Yaptıklarımı ettiklerimi sorgulayanları; (neden ve niçin’li soruları)tahmin edersiniz ki hiç sevmiyorum,

 Havaların Kasım ortasında böyle şahane olmasını seviyor,

Boğazlı kazak, çizme ve palto giymek için beklemek zorunda kalma kısmını sevemiyorum,

Kışın bal kaymak kısmı olan kestane, nar, ananas  ve kivi yemeyi seviyor;

Yemek masasının bekletilmesini (huysuz ihtiyar gibi), yemek masasında telefonla konuşulmasını sevebileceğimi hiç düşünmüyorum,

İstanbul’dan uzakken İstanbul’u özlemeyi seviyor;

İstanbul’un içinde ot gibi olan hayat şeklimi sevemiyorum,

Uyuşuk, hırslı ve  gamsız insanları sevmiyor;

Kendi işini bir başına halleden herkese de pek sevgi dolu oluyorum,

Sonu gelmeyen burun tıkanlıklığı ve göz kuruluğundan içim bayılırken,

Yaz gelecek de yüzücem diye hayal kurmayı çok ama çok seviyorum…


ps. başlık şarkısı Jehan Barbur- Mış

1 yorum:

varol döken dedi ki...

bunu perşembe günü okusaydım, eskişehir seçkin restoran'da senin için serhat tutumluer'den fotoğraf makinemin ekranına buğulu bir bakış atmasını isterdim...

onun yerine rakıdan buğulu bir yudum aldım, idare et:)