2 Kasım 2010 Salı

"karanlık çökmüş temiz kalbine"

  • Benim malum kedicik, mahallenin demirbaşı olduğundan ve 10 metrelik alandan pek uzaklaşmadığından iş çıkışı direkt eve gittiğim vakitler kendisi ile selamlaşmaktayım. Kendisini azıcık sevmekte, daha sonra da ellerim boş olduğu vakitler kendisi bana pek ilgi göstermediğinden “ sen beni bekle ben evden bir koşu süt alıp geliyim” diyerek eve koşmaktayım. Ama fakat ve lakin bu 5 dakikalık süreçte bizim kedi bir anda ortadan kaybolmakta ve ben de sokaktaki başka kediler bu miniğin yiyeceğine ortak olmasın diye elimde sütümle tıpış tıpış eve geri dönmekteyim.
  • Bugün de evden markete doğru giderken kendisi ile karşılaştım ve "gel bakkalı ayağının altına sereyim" dedim. Ama bizimki kendi muhitinden uzağa gidemediğinden ve poşetlileri görünce nankör kedi damarı ortaya çıktığından beni yine yarı yolda bıraktı. Ve ben marketten dönerken de ortadan her zamanki gibi kayboldu. Bu sebeple kendisinin 9-18.30 mesaili bir sokak kedisi olduğuna, bunun dışındaki vakitlerini bir evde geçirdiğine dair bir uydurmasyon teori ürettim.
  • Rtük’ün yatağınıza gidin reklamlarında sadece İbrahim Kutluay mı oynuyor yoksa bana sadece kendisi mi denk geliyor? Şu dönemde 21.30 civarı uyuması gereken neslin kendisinin başarılı kariyerini pek hatırladığını sanmadığımdan, bir de pamuk prenses modeli mi “iyi uykular kuzucuklar” dese diyorum. Hatta prenses olarak da Azra Akın’ı aday gösteriyorum.
  • Ayva sempatimi sadık okur hatırlıyordur. Bu aralar konu sempati sınırını biraz aştı, bu sebeple sormak istiyorum hamile olmayan bir insan evladının sürekli ayva yeme isteğinin bilimsel bir açıklaması var mıdır acaba? Ve neden hayatımızda “ayvayı yemek” diye kötü hissiyatlı bir tabir var?
  • Ailemizin dramı “Öyle bir geçer zaman ki”nin göz bebeği Osman’ı Taner Birsel seslendirmeseydi, yine bu kadar sempati besler miydik kendisine, bunu da Taner Birsel’in ses tonuna duyduğum saygıdan mütevellit soruyorum.
  • Eve erken gelip, üstüne de işlerin erken bitirince bana öyle bir uyku halleri geliyor ki sormayın gitsin sayın okur. Yani bazılarına boş vakit haram, son dakikacı değilimdir ama her şey ucu ucuna olunca vakit de daha efektif kullanılıyor gibilerinden bir fikriyata da pek yakında sahip olabilirim.
Bu satırları da bastıran uykum nedeniyle artık sonlandırabilirim.


Coming soon;

İşe aydınlık vakitte gidip, karanlıkta dönmek sorunsalı…

ps. başlık şarkısı Redd- Sen Kendinde Ol Yeter

4 yorum:

kusburnu dedi ki...

bu diziye anamın bize geldiği günlerde denk geliyorum. ama osman kim çıkartamadım. hangisiydi? :)

malumafatrus dedi ki...

Osman, aslında diziyi onun gözünden izlediğimiz, an itibariyle büyümüş ve çok acılar yaşadığını düşündüğümüz, şimdiyse bir minik kurbağa olan ailenin en küçüğü.

varol döken dedi ki...

ya bu diziye ne zaman baksam bir feryat bir figan... türk halkı olarak neden hep bağıranları seviyoruz (komedide de geçerli bu:)

malumafatrus dedi ki...

bana dizi falan gerekmez, hayatın her noktasında dramı bulurum, ben bulmasam dram gelir benim dibimde biter...