21 Ekim 2010 Perşembe

"yarınlar kadar yakın içimde fırtına"


  • Benim için şehre dönme vakti geldi de geçmekte bile sayın okur. 
    Bu Aralık ayında dağ başında çalışmamın 2. senesi de bitmiş ve gitmiş olacak. Hayatımın tersine tembet girişiminden mütevellit bundan sonraki rotamdan fevkalade ürksem de, artık sokak lambalarının yanmadığı vakitlerde, servis olmasa da rahatça gidebileceğim, öğlenleri tırların ve kamyonların geçmediği bir yerde yemek yiyebileceğim bir işimin olması gibi insani hayallerim var.
  • Tabi bu noktada hayalden ziyade, icraat lazım ki, o noktada basiretimi bağlayan nedir bunu pek anlayamıyorum. Galiba bu arayışların bir sonu olmadığı fikriyatı gizliden dem vuruyor yenilik arayışlarına. Bir yandan yeni yollar arıyor bir yandan da aşinalığın gölgesinde miskinliği tercih ediyoruz.
  • Salaklık bildiğiniz üzere kendimde de başkasında da hiç tahammülümün olmadığı bir hal. Bundan da beteri salaklığın eşantiyonu olan ukalalık ki, işte o haliyet-i ruha karşı fikriyatlarımı kendime saklamak için inanın kendimi zor tutuyorum.
  • Bazı şeyleri sürekli tekrarlıyorum gibi olacak ama gerçekten leopardan, gerçekten telefonda çok konuşan insandan, gerçekten işini özensiz yapanlardan uzak ve çok uzaklarda olmak istiyorum.
  • Eski kimliğinden pek de kurtulmaya niyetli olmayan Kral Tv’de ne zaman açsam sokakta durdurup röportaj yaptıkları ergenleri görüyorum. Bu ergenlere sorulan “ en sevdiğiniz şarkıcı, en son aldığınız albüm, en sevdiğiniz klip” minvalindeki sorular doğrultusunda ben sıradaki klibin bahsi geçen sanatçılardan birine ait olacağını sanıyorum, ama ne mümkün, kel alaka bir klip yayınlanmaya başlıyor. Ben de bu durumda neden bu sokağın nabzını tutma çabası anlayamıyorum.
  • Bir taraftar grubuna üye olmadığımdan belki de sadece erkek olmadığımdan erkeklerin maç ve alkol birliğini çözemiyorum. Yani her maç öncesi stat çevrelerinin içki içmekte olan taraftar gruplarıyla dolu olması bana maç izlemek bu kadar sıkıcı bir şey mi ki, tüm maçlar alkol nezdinde izleniyor dedirtiyor. 
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Bu 11880’ler 11818’ler daha nereye kadar reklam yapacak Allah aşkına kuzum? Ne kadarlık bir reklam pazarı var ki bu sektörde, başımızın etini yemeye hala devam ediyorlar.
  • Sportif olmaya çalışmak hapşırırken karnınızın acımasından mutlu olmak gibi salak bir hal.
  • Ve günde 25 kere hapşırmak bir insanın hayatın kendisine karşı alerjisi olduğunun en güzel kanıtıdır.
 ps. başlık şarkısı Fırtına- Şebnem Ferah

1 yorum:

varol döken dedi ki...

aşinalığın gölgesi...

fena değil sayın blog sahibesi hiç fena değil:)