13 Ekim 2010 Çarşamba

"senin için akan bu son gözyaşımı silmen imkansız mı?"



Hafta sonu güzel insan Şevval Sam’ın Hürriyet Pazar’daki röportajını okuyunca; “biz önümüze ne gelirse yiyelim, milletteki bilince bak” diye geçirdim içimden. Şahsen bize tavuk adı altında sunulan şeyler olmasa aç kalacağımı daha öncede söylemişimdir. Tavuktan öte olan fosforlu beyaz et sağlığı dediğimiz şeyse benim için ton balıktan öteye de pek gidemiyor. Sebzeyle de sınırlı ve seviyeli bir ilişkimiz olsa da, keşke ben de bu  kırmızı et müptelasından kurtulsam diyorum.

Aslında özümde bir kırmızı et delisi değilimdir. Ama fakat bu aralar, sanki ortaokul çağındaymışım gibi bir hamburger sevdalısı olup çıktım. Karnım acıktığında, ilk yemek tercihim hamburger sonrasında ise Tatbak ürünleri  oluyor.
Yani bir yanım  bu et hadisesine dur demek istiyor, bir yanım da “daha karpuz kesecektik diye aklımı çalıyor”. Neyse ki kurban bayramı yaklaşıyor. Bu noktada, kırmızı etten soğumam da haliyle çok daha kolay oluyor.

Konuyu röportajla ilişkilendirmek gerekirse; gün gelip vejetaryen olacaksam Ebru Şallı gibi olmak, Sertab Erener gibi olmak için değil Şevval Sam’la aynı mantıkla, benim karnım doyacak diye başka bir canlıya işkence edilmesinden rahatsızlık duyduğum için olacağımı söylüyorum.

Bu noktada da bu vejetaryenlik çerçevesinde bakılırsa en çok Sertab Erener’e  gıcık olduğumu idrak ediyorum. Kaldı ki kendisi benim gözümde  bir erkek vesilesiyle vesilesiyle hayat tarzını A’den Z’ye değiştiren kadındır, bunu da yazıyla alakasız olsa da beyan etmek istiyorum. Ayrıca çok cahilce bir beyanat olabilir ama   vejetaryanlığın son noktası olan  veganlığı da ultra absürd buluyorum. ( sağlık sorunlarından ötürü bu tercih ediliyorsa farklı tabi) Yani insan nasıl yoğurt yemez, nasıl bala ihtiyaç duymaz bir türlü aklıma oturtamıyorum.

Bir de peynirsiz kahvaltı edebilenleri, peynirin kötüsü koku diye laf ederken yumurta yiyebilenleri anlayamıyorum.

Ve fark ettiğiniz üzere, bol kepçeden ve kendi bakış açımdan yine insan yargıları üzerine fikriyat çiziktiriyorum. 


ps. İnan bana bu işin felsefesinin çok daha derin olduğunun farkındayım sayın okur.
ps.2. Yonca Lodi- Haksızlık Değil mi Bu?

4 yorum:

Fery... dedi ki...

balsız peynirsiz hayat mı olur ya gerçi bence kırmızı etsiz balıksız hayat da olmaz ya, vejeteryanlık, veganlık hiç bana göre değil üzgünüm...

varol döken dedi ki...

işin felsefesi daha derin falan değil... rengarenk diye şarkı yapıp yüzünü rengarenk boyayan insandan derinlik falan beklemem ben... onun yerine iki yumurta bir süt beklerim, hadi sertap bir koşu!

varol döken dedi ki...

şevval hep şahaneydi hep şahane kalacak, gerçi ben de onun gözünde hep yunanca şarkı sözlerini türkçe'ye çeviriyorum okur musunuz diyen gerizekalı olarak kalacağım ama olsun...

varol döken dedi ki...

eti bırakmayı aynı sebeplerle ben de düşünüyorum... ama balığı bırakmayı da benim aklım almıyor... balığı bıraksam bıraksam rakı şişesinin dibine bırakırım...