28 Ekim 2010 Perşembe

"pili bitmiş zaman gibiyim ne ileri ne de geri giderim"


Artık zamanı gelsin istiyorum…
  • Sakin yepyeni bir albüm çıkarsa da uzunca vakitler sadece yeni şarkılarını dinlesem,
  • Bir kere de İstanbul’da resmi/dini bayram olmayan bir hafta sonunda sahneye çıksa da gidip dünya gözüyle kendilerini bir kez daha izlesem,
  • Hamdi Koç, en şahanesinden bir kitap yazsa da bir çırpıda okuyabilsem,
  • Murathan Mungan da ara çıtır çerez kitaplar çıkarmak yerine, sağlam betimlemelerin olduğu Yüksek Topuklar benzeri bir kitap yazsa da, şanı yürüse,
  • IDo özelleşse veyahut kendine bir rakip çıksa da, azıcık hizmet kalitesi artsa,
  • Autoshow’a sadece mankenleri görüp, bmw direksiyonuna fotoğraf çektirmeye gidenler için başka bir organizasyon düzenlense,
  • İki gıdım yağmur yağınca kaza yapıp tüm trafiği kitleyenlerin ehliyetine ceza puanı işlense ( 3 kazada trafikten men de olabilir)
  • Hava muhalefeti ile kırk yılda bir yaptığım seyahatlerin muhalefeti sona erse,
  • Yarım gün iş mantığının yüksek (ve amaçsız) maliyetten başka bir şey olmadığı idrak edilip, ya hep ya hiç mantığına izin uygulamasına gidilse,
  • Şafak Sezer’in arızalı bir adam olduğu gerçeği alen beyan kabul edilse,
  • Hava durumu bozunca tv’lerin muhabirlerini yolun bir kenarına gönderip, haber yapma manasızlığı sona erse,
  • Dizilerin kötü zamanlamadan senaryo yürüterek ekmek yemeleri sona erse,
  • Engin Altan Düzyatan acilen sakal bırakarak eski karizmasına sahip olsa,
  • Dört bir yanımız bardak mısırcı olacağına, birileri bardakta soyulmuş nar da satsalar,
  • Tüm taksilerin taksimetresi ayna üzerinde olsa da, tüm yol boyunca kazık yeme ihtimalimizi düşünmesek,
  • Redd de yine şahane bir albüm yapsa da kulaklarımız şenlense,
  • Bencillik ve uyuşukluk dertleri için İsviçreli bilim adamları bir şeyler yapsa,
  • Her yıl saatler geriye alınırken vücutlarımız her seferinde ilk defamıymış gibi bocalamaktan vazgeçse,
  • Spam mailler blogumun peşini bıraksa,
  • 29 Ekim, 19 Mayıs, 23 Nisan gibi tarihlerde Atatürk'lü reklamları yayınlama populizmi sona erse,
  • Kendi imgelemlerini dünya gerçeği gibi kabul ettirmeye çalışanların bu tavrının ne kadar sakil durduğunu birileri kendilerine söylese,
  • Kendini gazeteci sananların, bir belediye başkasına bir bakana “ bu ruhsat için rüşvet verilmiş olabilir mi” sorusunu korkmadan sorabilse,
  • Twitter bana”smilar to you” gibi saçma benzetmeler yapmasa diyorum.

Peki sizce çok şey mi istiyorum?

ps. Başlık şarkısı Redd- 50/50
  

1 yorum:

varol döken dedi ki...

sinan çetin ile şafak sezer arasında gidip gelebilirim...

bardakta nar fikrini bayağı iyi bulmuş ve çalmaya niyetlenebilirim.

allah bütüm betimlemelerin belasını versin demek için sana tuzak kurmuş olabilirim:)